uludağ sözlüğü biraz fazla meşgul eden bi müessese. bazen gözlerimi kapayıp arkama yaslanır ve içinde ateist kelimesi geçmeyen bir sol frame düşlerim, sonra karşıma çıkan mini etek giyen türbanlı kız ve arkadaşlarını yel alır önümden, sözlüğün şöyle olması, sözlüğü bunların basması, sözlüğün yarraa yemesi gibilerini de kuşlar kartallar kapar falan... o an arkadan tatlı bir mızıka ezgisi başlar çok gerilerden gelen bir gitar eşliğinde, beyaz bir atın üstünde güzel bir kız, güneş yükselir, tatlı bir sıcaklık vurur yüzüme, o kıza sarılarak uykuya dalmak ve hiç uyanmamak isterim, ama olmaz işte.
ateistlik tartışılması gereken bir olgudur; bir dine mensup olmanın, bir yaratıcıya inanmanın gerektirdiği kadar tartışılmalıdır hatta. ama bu tartışma "senin özel alev gücün bana sökmez çünkü benim yanmaz çelik kaplama zırhım var" seviyesine geldiğinde insanlar durup düşünmeli, ve diğer taraf da demeli ki "hiçbir insan 'ben nasıl ateist oldum yareppim, bugün yere düştüm ve allah! diye haykırdım, o halde ben inanıyorum ve arttırıyorum!' demez, ben ne yapıyorum böyle?" unutmayalım ki en büyük günah, hayır oburluk değil, insanoğlunun gelişimini engellemektir. ve insanoğlu son yıllarda, evrim basamağında sıradaki adımı atmakta biraz kararsız davranıyor.