eyy şeriatçı! aymaz, aydınlanmaz şeriatçı! şimdi beni iyi dinle. içindeki çirkefliği yok etmek için şeyhine gidip biraz af dile. nefesi kuvvetli ise, biraz da yüzüne nur gelmesi için dua etmesini iste. hiç değilse bir ahmet hakan gibi ışığın yoluna düş. bastırdığın duyguları da etrafa saçma. sen saçtıkça hedef kitlen daralıyor bunu da unutma. etrafına at gözlükleriyle bakmaya devam edeceğine söylenenleri dinle, gerçekleri gör. ama önce bakmakla görmek arasında ki farkı bil. bu da senin aydınlanma yolunda ki ilk ödevin olsun. kendi fesatlığın ve pisliğinle karşındakini değerlendirmeye de kalkma. gülünç oluyorsun. erdemden tek bir zerre barındırmayan ruhunu da temizle. hamama mı gidersin, türbeye mi gidersin buna da sen karar ver. sonra şeyh efendini terk et ve sadece seni yaratanı na dua et, sadece ondan af dile ve sadece ondan yardım iste.
ama benim lanetim artık senin peşini bırakmasın diyorum! başına bir hal gelirse, gel benden özür dile! benden daha iyi bilirsin kul hakkını. aa ama afedersin nereden bileceksin ki. şeyh efendin henüz o konuya gelmedi öyle değil mi?
şeyh efendinin eteklerini öperken yanlışlıkla yerin tozunu yalama. sonra türbelere gidip de habire yardım isteme. bi rahat bırakın adamları da huzur bulsunlar. sen dua edesin diye ölmedi o adamlar. daha ulvi görevleri vardı ama sen bunu sadece türbeyi ziyaret etmek sandın. bunu da yaz bir kenera.