özal'ın cumhurbaşkanı olmasından sonra anap'ın başına geçen, %37lerdeki partiyi günden güne eritip baraj altında bırakabilen insandır, rize bağımsız milletvekilidir..
Siyaseti, masa başında yapılan hesapların, kapalı kapılar arkasında yürütülen pazarlıkların nesnesi gören anlayıştan gelir ne yazıkki yılmaz. Halkı umursamayan, siyaset denkleminde milleti hesap dışı sayan bir anlayışın temsilcisidir...
Kulislerde, kapalı kapılar arkasında yürüttü çalışmasını. Özal ailesini ikna etti; parti içindeki grupların birbiriyle kavgasının sonucunu bekledi ve istediği yere geldi. özalın veliahtıydı. Partinin başına geldikten sonra giriştiği kavgaları da partisinin misyonu doğrultusunda veya birtakım yüce idealler uğruna değil, "siyaset gereği" yaptı. Yılmaz'ın bütün başarıları demokrasi dışı alanda gerçekleştirdiği "hamleler" sonucunda geldi. hamleleri her zaman halk içinde, halkın kafasında soru işaretleri bıraktı. ekürisi çilleri siyaset sahnesinden silebilecek koz eline geçmişken çilleri mecliste akladı, yumruğuyla burnunu kıran adamdan şikayetçi olmadı vs vs..
ilginç adamdı vesselam...
tüm bunlara rağmen parti küçüldükçe o büyüdü. oy oranı azaldıkça siyasi gücü arttı. hiçbir lafının arkasında durmamasına rağmen güvenilirliğini her zaman korudu, halkın umudu olmayı başarabildi. "Avrupa Birliği'ne giden yol Diyarbakır'dan geçer" tarzı flaş laflar söyledi, ab ile ilişkileri askıya almaya götürdü işi.
işte böyle acaip bi adamdır mesut yılmaz. yakın geçmiş türk siyasi tarihinin ne en sevilenidir, ne en nefret edileni. ama hafızalardadır, unutulmamıştır. kendisine olan naçizane görüşlerim bu şekildir, çoğu fikirlerde ters düşsek de siyasetin bir çıkar ilişkisi olduğunu unutmadığımızdan sesleniyoruz kensine bu satırlardan;
gel vefasız
gel hayırsız
çağırmazdım acil olmasa...