pek de yanlış olmayan tanımlamadır. malum, üniversitede verilen gaz ile size mezun olur olmaz bir yerlerde yönetici olacakmışsınız gibi bir vizyon verebilirler. bu sebeple de iş seçme eğilimi yüksek olur insanların. üniversite okudum bu işi mi yapacağım sorusunu sesli olarak dile getiren kişi, işe yaramayan kişidir. iş dünyası son derece acımasızdır ve bu konularda, hangi işi kimin yapması gerektiği ile ilgili de çok fazla kuralı yoktur. makbul olan da, gerektiği zamanda gözünü karartabilip her işe atılan insan tipidir. bu sadece bizim ülkemizde de böyle değildir, hemen söyleyeyim.
o yüzden, bu işsizlik rakamlarının çok acı olduğu kesin, buna diyecek birşeyim yok. ama yüzlerce kişiyle mülakat yapmış, işe giriş, iş yapma ve işten çıkış evrelerini takip etmiş biri olarak çok rahat söyleyebilirim ki, bu işsizliklerin önemli bir kısmı keyfidir. beğenin ya da beğenmeyin, işe yeni başlayan bir adamı mağazaya gönderdikten 3-5 saat sonra o kişi işe uygun olmadığına karar verip kapıdan çıkıyor ise bunun tartışılacak bir tarafı yoktur. iş hayatının genç nesli tüketmesi, çalışan neslin mutsuzluğu başlıkları altında yukarıda yazdıklarıma karşı önerme olabilecek bazı tepkiler alacağımı zannediyorum. ama kişinin, iş hayatına girmeden, birşeyleri yaşamadan peşin önyargıyla hareket etmesini kabul edemiyorum. zaten bu tarz bir arayış ihtiyacının da, iş hayatına girmeden başlayacağını düşünmüyorum. umarım bu sağlıksız yapı yakın zamanda değişir ve gerçekler üzerinden konuşuruz.