bazı insanlar, bu tarz durumların içine bir şekilde itilebilir veya yetiştiği çevre gereği böyle* büyüyebilir ve belli bir yaşa gelinceye kadar "dindar" bilinir çevresinde. ister istesin, ister istemesin fakat böyle anılması kendi inisiyatifi dahilinde değildir. çünkü öyle lanse edilmiştir (atıyorum) 17 yaşına kadar. fakat en başından beri içindeki o sapkınlığı (tamamen kendi kişiliğiyle alakalı olan bir sapkınlıktır bu) gizler, arzularına gem vurur, mantıklı karar verir, kalbini bir kez olsun dinlemez, nitekim dinleyemez de. dindar bilindiği için yapmaması gereken şeyler vardır. bir tür mahalle baskısı gibi bir şey ortaya çıkıyor bu durumda. öyle geldiği için öyle gitmesi umuluyor ve beklentileri veremediğinde de ağzına sıçılıyor bu gençlerin. eşşeğin götüne sokulup çıkartılıyor ve üstüne bir de yafta yapıştırılıyor: "amk dindar geçinenlerden korkacaksın asıl var ya.."
mahallenin fırlama delikanlısı sevgilisiyle köşedeki parkta sevişebilirken; bu genç, değil sevdiği bir kızın elini tutabilmek, birini sevemez bile çünkü ters karşılanır. (şimdi diyeceksin ki ya olduğu gibi görünsün ya da göründüğü gibi olsun. tamam da onu bugünkü kalıplarına sokan kendi miydi? ayrıca, olduğu gibi yani dindar görünüp de sevemeyecek mi bir kızı?) n'oluyor sonra? gazetelerde, sözlüklerde haber oluyor: parkta öpüşen türbanlı gibisinden. oysa parkta hamile kalan türbansız bilirim bir sürü..
nihayetinde olay tamamen kişide bitiyor. dindar bilinip hakikaten güzel müslüman olanlar ve bundan taviz vermeyenler de var; dindar bilinip ve bu yolla kızlara güven aşılayıp bunu suistimal eden de var; fırlama bilinip oruç tutan, namaz kılan vs. islamiyeti yaşayabilen de var, fırlama bilinip piç olan islamiyet'e küfreden de var.. var da var..