hemen hemen her sabah tıka basa dolan otobüslerde artık ön kapı civarında yer kalmadığında orta ve arka kapıdan alınan yolcuların başlattığı para ve bilet (akbil) akışıdır.
otobüs ve minibüs şoförlerinin doyumsuzluğunun ceremesini yolcular çeker taa tekerleğin icadından beri. kazanan daima o kapitalist * şoförler olmuştur, bizlerse onların brokrasisinin ufak bir parçası olmak adına birbirini yiyen piyonlarız. *
neyse yoldaşlarım! otobüsteki akış öyle bir düzene bürünmüştür ki kendini o halkaya dahil etmek için can atarsın; içten içe takip edip bu zincirin bir halkası olmak istersin. dışarıdan izlediğin para üstünü isteyen yolcuların sitemidir :
+ 50 lira üstü vardı bizim, ne olduuu ?
- bozuk yok şimdi, yollayacam! inmeden söyle. **
- şeyy ben de paso mu alamadım, pardon..
+ yolladım ben, yanlış gitmiştir.
ve..işte o gün...
günlerden bir gün zor bela bindiğin o otobüste, ayakta beklediğin o sıranın bir akbil akışı yaptığını görürsün. sen, sol tarafında muavine doğru giden o bilete/paraya bakarken sağ yanından birisi omuzuna sertçe vurarak, yarım ağızla "şunu öne şaapsana" der. ne dediğini duymazsın aslında ama bileti sana uzatıp küfretme ihtimali yoktur bu sebeple göz ardı edersin küfretse bile.. tüm bu otobüs içi para akışında işin adetidir zaten yarım ağız konuşmak.. neyse hacı sen tabii para eline geçince şaşırsın. adamın suratına bakarsın boş boş... bu kadar kolay mıydı? evet, artık sen de bu halkanın zincirisindir. bindiğin her minibüste, otobüste, dolmuşta ücret akışını yapacak lojistik bilgiye sahipsindir.