hayatımda bişi yüzünden pes ettiğimi hatırlamıyorum. yok zaten hiç bir zaman hırslı olmadım. veya hayallerin peşinden koşmadım. ya da çabuk hayata döndüm. çok hayal kurarım aslında, ama hayal olduklarını bilerek kurarım. aklımın dışında pek bi yerlerde gezinmem. aklımın dur dediğinde durmuşumdur, duramadıysam öfkeme yenilmişimdir. bir kez de kalbime. başka yok.
bu bana çaktırmadan hayalkırıklığı denen nanenin ne olduğunu unutturmuş. hatta hiç yaşamamışım.
yaş ilerliyo. ister istemez karşına çıkıyo bazı durumlar.
pes etmeyi öğrenmiş olsam keşke. hayal kırıklıklarına alışmış olsam. bezzem hayattan.
o kadar üzüntü. hala pes yok. çok acaip.
oysa yakın zamanda hayatın dimdik omurgamı çatır çatır kırıp eğdiğine şahit oldum.
canım yandı. çatır çatır sesleri duydum. içime ağladım. dışıma ağladım. ağladım.
vazgeçmek zor olmadı. aklım öyle dedi çünkü. aklım ne derse odur nihayetinde. kalpmiş aşkmış ben koşmam öle şeylerin peşinden. ama bu kadın inadı farklı bişiydi, süründüğünü görmek için çatırdayan omurgama rağmen durdum o kapı eşiğinde. gördüm, ayrıldım o kapı eşiğinden.
buna rağmen, belki de tek oluşundan, pes etmemeyi öğrenmişim hayattan. pes etmeyi öğretmemiş ya da.
olurunda olan şeylerden pes etmemişim hiç, kendim isteyerek vazgeçmişim. hiç vazgeçirilmemişim.
daha beterini yaşamaktan korkmamışım.
hani bir test vardı, soruyordu: karanlık bir yer gördünüz yeraltına iniyor merdivenler. kaçıncı basamağa kadar inerdiniz?
ben koşa koşa inerdim en alta. ne varsa biranönce görmek için. karşılaşmak için.
beklemek durup korkmaktan beter.
gerçek olmayan, yalandan ziyade zahiri olan şeylerden tiksiniyorum.
korkudan tiksiniyorum.
yalandan daha çok tiksiniyorum korkudan.
itiraf mı, az sora bu entryi silcem. laylaylaylaaayy oooo beşiiikktaaaşşşş laylayalya
edit: unutmuşum silmeyi, aylar sonra oylanınca baktım. silmekten vazgeçtim.