Belki az çok tanıyorsunuz, belki de hiçbir fikriniz yok. Belki de
yaşamınızın bir döneminde bizlerle kesişti yollarınız, belki bir
arkadaşınızdan biliyorsunuz ya da bir akrabanızdan dolayı tanıyorsunuz
bizleri.
Bu mektupta asıl yazacaklarımıza geçmeden önce bir de biz kısaca
tanıtalım kendimizi. Kimimiz on sekizindeyiz, kimimiz elli yaşını
geçtik. Kimimiz issizdik, kimimiz mühendis; kimimiz isçi, memur;
kimimiz öğrenci, işportacı, esnafız.
Neden burada yattığımızı da, neden hapishanede olduğumuzu, 'suç'umuzu
da bilmek hakkınız. Kimimizse 'Hapishanelerde Neler Oluyor? Bilmek
Hakkınız!' kampanyası çerçevesinde tutsakların yaygın olarak çeşitli
kişi ve kurumlara gönderdiği mektupta, bir çağrıda bulunuluyor
Bu mektup Tekirdağ F tipi tecrit hücrelerinde tutuklu bulunan
devrimciler tarafından yazılmıştır.
Sendikalarda, derneklerde, meslek odalarında örgütlendik; kimimiz
gecekondu yıkımlarına direndik; kimimiz polisin terörüne, baskısına,
hukuksuzluğuna karşı boyun eğmedik, karşı koyduk. Ancak hepimiz,
IMF'nin, Dünya Bankasının sömürü politikalarına, AB'nin ve ABD'nin
kuklası haline gelen, ulusal onurumuzu ayaklar altına alan iktidarlara
karşı çıktık. Haklarımız ve özgürlüklerimiz için mücadele ettik.
Sonuçta buradayız.
Asil konumuza gelelim. F tiplerini ne kadar biliyorsunuz? Tecrit
işkencesi nedir, hiç duydunuz mu? Bilmiyoruz. Ama Almanya'daki Nazi
kamplarını duymuşsunuzdur. Ya da bugünün dünyasında ABD'nin
Guantanamo'daki hapishanesini veya Irak'taki Ebu Gureyb hapishanesi'
ni mutlaka duymuş olmalısınız. Iste ülkemizdeki F tiplerinin de o Nazi
kamplarından, Guantanamo ve Ebu Gureyb'lerden farkı yoktur.
Türkiye'deki F tipleri 19 Aralık 2000'de 28 tutuklunun yakılarak,
kurşunlanarak öldürüldüğü, yüzlercesinin yaralandığı 'Hayata Dönüş'
operasyonunun ardından açıldı. F tiplerindeki uygulamalar söyle:
- F tiplerine gelen herkes daha önce elle ve elektronik cihazlarla
defalarca aramadan geçirilmesine rağmen girişte atlet ve külotunuz da
üzerinizde kalmayacak şekilde çırılçıplak soyulur. Dayatılan bu
onursuz ve ahlaksız aramaya direnirseniz, dayak yersiniz.
- Hastane ya da mahkemeye gidip gelirken daha hapishaneden çıkmadan
gidişte BES, dönüşte BES kez olmak üzere tam ON kez aramadan
geçirilirsiniz.
- Kaldığınız hücreler TEK ya da ÜÇ kişiliktir. Tek kalıyorsanız hiç
kimseyle, üç kişi kalıyorsanız yanınızdaki IKI KISI dışında
-gardiyanlar hariç- kimseyle konuşamaz, kimsenin yüzünü bile
göremezsiniz. Hastane ve mahkemelere götürülürken bile hücrelere
bölünmüş araçlarla götürülürsünüz.
- Mahkemeye sunacağınız el yazısı savunmanız önce hukuki bir bilgi ve
yetkiye sahip olmayan gardiyanlar tarafından denetlenir. Gardiyanlar
tarafından 'sakıncalı' bulunmaz ve 'olur' denilirse dilekçenizi
mahkemeye ulaştırabilirsiniz. Yoksa el konulur.
-Avukatınızla görüşmeye giderken yanınıza kağıt kalem almanız yasaktır.
Hücrenizden en fazla elli adim uzaklıktaki avukat görüsüne giderken,
gidiş ve dönüşte tam üç kez aranırsınız.
- Bir haksızlığa uğradığınızda verdiğiniz dilekçenin akıbetini
bilemezsiniz. işleme konulup konulmadığını öğrenmek için bile dilekçe
üstüne dilekçe yazmak zorundasınız. (Ek bilgi; dört yıldır F
tiplerinden verilen on binlerce suç duyurusu dilekçelerine rağmen ne
uygulamalar değişmiştir, ne de keyfi dayatmalarda bulunan tek bir
görevli cezalandırılmıştı r. Keza gelen ve giden mektuplarımızın da
akıbeti belli olmaz, tıpkı dilekçelerimiz gibi.
- Acil ve hayati rahatsızlıkları nedeniyle revire çıkmak isteyip de
'doktor çarsıda', 'doktor uzmanlık sınavlarını kazanıp gitti'
cevaplarıyla doktor yüzü görmeden ölenler veya bizzat 'doktor'
tarafından hastaların kovulması F tiplerinin 'sıradan' olaylarıdır.
F tiplerindeki tecrit uygulamalarını daha da uzatabiliriz. Hem de
sayfalarca. Ama gerek yok. Sanırız aktardığımız bu birkaç madde bile
yeterince anlatıyor tecriti.
Ve simdi yeni Ceza infaz Kanunu (CIK) ile bütün bu yasadıklarımız,
maruz kaldığımız tecrit işkencesiyle sessiz sedasız hücrelerimize
gömülmek istemiyoruz.
Yeni CIK'in tek bir maddesi değil, bastan sona bütün maddeleri
incelendiğinde tecrit işkencesinin, hukuksuzluğunun yasal uygulamalar
haline getirildiği görülecektir. Bu mektubu, bilmediğiniz,
duymadığınız ya da şimdiye kadar da yanlış bilgilendirildiğ iniz F
tipleri, tecrit ve Yeni CIK konusunda GERÇEKLERI bir de bizden öğrenin
diye yazdık. Ama sadece bu gerçekleri bilesiniz, öğrenesiniz diye
değil. Bu gerçekleri başkalarına da aktarmanızı istiyoruz. F
tiplerindeki tecrite ve bu tecriti yasal bir uygulama haline getirecek
olan yeni CIK'e karşı çıkmanızı istiyoruz.
isterseniz önce dile getirdiğimiz bu gerçekleri araştırın, soruşturun;
biz burada söylediğimiz her cümleyi dilerseniz belgelerle, tanıklarla
kanıtlayabiliriz. Bize yazmanız, sormanız yeterli. Ancak bu
söylediklerimizin gerçek olduğuna inanır, ikna olursanız bir
sorumluluk da yüklenmiş olacaksınız. Her şeyden önce vicdanen, adalet
duygunuza karşı bir sorumluluktur bu. Kendinize karşı duyduğunuz ya da
duyulmasını istediğiniz saygının zedelenmemesi için bu sorumluluğu
yerine getirmelisiniz. 'Bana ne' dediğinizde bilin ki, en basta
insanlığınızdan bir şeyler kaybetmiş olacaksınız. Biliyoruz, belki
ağır bir itham oldu ama ne yazık ki böyle olacaktır. Düşünün Ve
unutmayın, 20 Ekim 2000'de F tipleri ve tecrite karşı başlatılan ölüm
orucunda şimdiye kadar 123 insan öldü. 600'den fazla insan sakat
kaldı. Belki ilk defa duydunuz, belki de görmek, duymak istemediğiniz
bu gerçekle bir kez daha karsılaşmış oldunuz bu satırlarla.
Sonuç olarak istesek de istemesek de, bir direniş yöntemi olarak doğru
ya da yanlış da bulsanız, ölümlerin yaşandığı bir GERÇEK'TiR. Ve
bilirsiniz ki, kimse durduk yerde ölmez, ölemez. Tecrit denilen
politikanın nasıl bir şey olduğunu anlamanız için hatırlatmak istedik
bunu da.BU MEKTUBUMUZLA BIR ZINCIR OLUSTURMAK ISTIYORUZ. Tecrit
denilen karanlık kuyuda boğulmak istenenleri boğdurmamak için uzatılan
bir zincir olsun, bu zinciri oluşturmak için; Mektubumuzun
fotokopilerini çekerek tanıdıklarınıza, eşinize dostunuza
postalayabilirsiniz ; mektubumuzu internet ortamında dağıtabilirsiniz;
sendikacıysanı z ya da bir dernekteyseniz panonuza asabilirsiniz;
gazeteciyseniz kösenizde yer verebilirsiniz, haber yaptırabilirsiniz;
ev kadınıysanız misafirlerinize okutabilirsiniz; esnafsanız işyerinize
asabilirsiniz; milletvekiliyseniz meclis kürsüsünden okuyabilirsiniz;
bu mektubu bir gazete ya da dergide okuduysanız küpürü kesip
cüzdanınıza koyup yakınlarınıza okutabilirsiniz. Kısacası sözlü ya da
bu haliyle yazılı olarak elden ele, kulaktan kulağa BIR ZINCIR OLUP
ulaşmalı bu gerçekler.
insan düşüncesinin başka ve zorla yok edilmesine karşıysanız,
işkenceye, haksızlıklara ve adaletsizliklere karşıysanız, insanın
sadece mezarda yalnız kalabileceğine inanıyorsanız ve TECRIT denilen
bu silahın bir gün size de yönelmesini istemiyorsanı z BU ZINCIRE BIR
HALKA DA SIZ EKLEYIN! F tiplerinde tecritin kaldırıldığı, ölümlerin
durdurulduğu günlerde görüşmek umuduyla hoşcakalın.
TEKiRDAĞ F TiPi HAPISHANESi'NDEN DEVRiMCI TUTSAKLAR