--spoiler--
insanların hedefleri olması, bir iddiası olması iyidir. Mahsun'un Yılmaz Güney olma yoluna soyunması kötü birşey değildir, olur-olmaz zaman gösterir.(o boynu bükük bakışla biraz zor gerçi)
Filmin görüntü yönetmeni, oyuncu kadrosu, belli ki set elemanları çok iyi. Beyaz Melek'i izlememiştim, hala izlemeyeceğim, bu filmi izledim, filmide şarkıları gibi olmuş, alt yapısı iyi, ses tiz, konular klasik,dramatize etmeye çok açık, çok kolay.. Yalnız Mahsun'un hakkını yememek lazım, işin eğitim kısmına her zaman çok önem verdi bu adam. Film özeline gelince Güneşi Gördüm arabesk olmuş be abim. Şöyle desekte olur, teoman şarkılarını müslüm'ün söylemesi gibi olmuş, Müslüm dinleyicilerine göre çıta yükseltmiş yani..
Sahnelerin bazıları çok zorlamaydı, hatta komedi-dram arası bir yerde kalmış. Temsil ; 2 kardeşin karşılaştığı 'sen ölürsen bıdı bıdı, ben ölürsem dıdı dıdı' repliği çook kötü.. şöyle bir replik bile belki daha iyi olabilirdi, 'Sen de ölsen, bende ölsem ne değişirki ikimizde şehit olacağız..' gibi. Madem davan var, ben terörist olurum deme.. bende şehit olurum de.. sinirlendir biraz izleyenleri, gerilsin izleyen, duymaya alışık olduğumuz şeylerden ziyade, duymaya tahammül edemeyeceğimiz şeyleri söyle. ha aklıma gelmişken her gittiği yerde terörü kadınlar bitirir diyor, haklıdır, terörü belki anadolulu analar bitirmekte adım atabilirler, o kadar olu. Rice ABD'de bakanlık yapmıştı, katliamlar tavan yaptığı dönemde.. Livni gibi..
Neyse çareyi insanlık bitirir, kadınlık değil yani bana göre.. Neyse geçeyim onu, o da bir durumu dramatize etme olayı.. Ondan sonra aklımda bariz kalan sahnelerden biri çocukların çocuk esirgeme kurumu aracıyla alınmasından, hatta Mahsun'un eliyle teslim etmesinden sonra arkasından koşup ağlaması, bir sonraki sahnede hiçbir şey yokmuş, olmamış gibi hayata devam etmesi vıcık vıcıktı. Burda da şöyle bir sahne daha etkili olabilirdi, filmde müziğin kesilmesi, sadece mahsun ayak seslerinin duyulması, ağır adımlarla yürümesi(kamera ayakları gösterir, suya basar) kameranın bir anda yükselmesi ve çok hızlı bir çekimle mahsun'un kafasını duvara vurması yada mahsun'un arabanın peşinden değilde ters tarafa koşması, düşmesi, tekrar kalkıp koşması.. koca bir uçurum tarzı bir yere kadar koşması, uçurumun kıyısında durması, hızlı bir flashback'le sahneleri görmesi, eşini görmesi.. vb.. o sahneyi yapabileceği en kötü şekilde yapmış mahsun.. müziklerde biraz brave heart etkisi vardı sanki.. çocuğunu çamaşır makinesine atmışlar, köyden kovmuşlar, karın ölümcül hasta, kardeşin top olmuş, ulan artık bi sinirlen be mahsun, can dündar olma lan diyor insan. sen daha hiç bir şey olmamış gibisin mahsuuuunn.. hiç travmatik bi vaka yaşamadın amma gamsız adammışsın be. demeden edemiyor insan..
filmin konusuna gelince bir sürü bişey anlatmaya çalışmış, anlatacak hikayesi çok olan, derdi çok olan filmden işte çoook güzel birşey çıkamıyor.. özetle.. gidilmesede olur bir film olmuş.. ama mahsun'un bu yolda doğru adımlarla ilerlediğide bir realite.. emeklerine sağlık demedende geçemeyeceğim..
--spoiler--