kuşların metabolizmasından mıdır bilinmez, arada bir cıvık diyebileceğimiz bir türde sıçarlar. böyle enseden akar gider. örnekleyelim:
bir gün eskişehir'de * yakın bir arkadaşım eve geldi. bizimkiler de paso şehir dışına çıktıkları için ev boş. ama evde içmekten sıkıldık. dedik "bir ortam yapalım". neyse efenim duşa girmişim, saçları başları yapmışım, babamın sürdürtmediği parfümden bir sol kulağımın arkasına bir de sağ kulağımın arkasına sıkmışım dışarı çıkacağız. malum eskişehir garip memleket. yazın bile akşamları uzun kollu giymezsen veya yanına almazsan tabiri caizse bokun donar, veletlerle bilye oynarsın. vesselam attık dışarı kendimizi. eski turuncu cafenin * oradan bezgine doğru gideceğiz. yalnız, arkadaşlar prestij cafede king çevirmektediler. onların yanına uğramadan geçmek olmaz tabi. şu ünlü sıla cafenin oradaki yarım asırlık ağacın altından geçmeye niyetlendik. tam yürürken ensemde bir ıslaklık hissettim. hava da hafif bungun. ha yağmur yağdı ha yağacak. yağmurdur dedim. bir kaç adım attım. sonra sırtımdan bir şey akmaya başladı. "lan" "n'oluyor?" çığırışları sonunda resmen soyundum efenim adalarda. ilk başta üzerimdeki ceketi çıkarttım. sonra t-shirtü sıvazladım. arkamı döndüm arkadaşa ve ona dedim ki:
--spoiler--
-sen miydin sevgili mi çallaaaannn?* (şaka tabi ki)*
--spoiler--
-lan ne var lan sırtımda?
-haco senin tepeye bir kuş sıçmış şerefsizim çatala doğru gidiyor. ahahahahaha
-lan gülme lan. hadi eve gidiyoruz.
bu kuşlar şerefsizdir efenim. millettin içinde rezil de eder striptiz de yaptırır mazallah. şans oyunuyla alakaları yoktur. eni sonu bir boktur. boktan hayır gelseydi; pencerenin önü bok dolu. kafaya sıçmayan bir kartal bir de atmaca kaldı. hala fakirim. *
edit: ne çok reklam yapmışım ha. keşke para alsaydım da şu entrynin altına "kuş sıçması para getirir." diyebilseydim.