80lerde çocukken sebepsiz düşman gösterilen ülke. oyunlar oynardık ve cezalı olanlar yunan askeri olur, cezalı olmayanlar ise mehmetcik olurdu. bilmezdik o zamanlarda akdeniz sıcaklığında, aynı bize benzeyen ve bizim gibi, bizden habersiz, bize kin güden toplum olduğunu. sonradan bağımsız sinema, diziler, ismail cem ve hatta turgut özal vasıtası ile yunanistan ulusunun öcü olmadığını, hatta sirtakilerinin bizim kasap havası ile aynı olduğunu, uzolarının rakı tadında tad verdiğini, türk kahvesi dediğimiz şeyin ise onların geleneği olduğunu öğrendik. denyo gibi iki askerin, bir kaç siyasinin gazı ile, kardak denilen bir kaya parçası için uçaklar kaldırıp it dalaşı yaptık .. bizim uçakların benzin parası bizden; onların ki onlardan gitti.. yine bir sıkıntıya ortak olmuştuk , uçaklarımıza benzin koymuştuk . 1. dünya harbinde de ingiliz birbirimize kırdırmıştı bizi.. ama nazım demişti en güzelini "nurettin dedi ki : teselyalı çoban mihail,/nurettin dedi ki : seni biz değil, buraya gönderenler öldürdü seni..."
ve sonra o talihsiz zaman; 17 ağustos..deprem.. ilk koşan yunanistanda ki bizim yıllarca kin güttüğümüz halk oldu; daha sonra da biz aynı insaniyeti gösterdik, kaldı ki ilk deprem yunanistan da olsaydı biz de onlar gibi koşardık "komşu yaralanmış" diye ..
herşeyi bir kenara itersek, çok sıkı iki dost ülke olacağımıza ingilizi, amerikalısı bizi hep düşman kardeş yaptılar.. umarım artık uyanır ve iki kardeş oluruz; zaten anatomik olarak iki kardeşiz aynı göbekten kesilmişiz (bkz: avrasya)