onikiyi biraz geçerken, az bir şey okiyim diye başlamıştım oysa; tek solukta bitti.
okuduğum en sahici Türk Romanı. yeraltından notlarfamilyasından...Yabancıgillerden... sıradaysa tutunamayanlar var, merakla beklediğim. altını çizmediklerimi buraya yazsam daha az vakit alabilir. Abartılı oldu sanki? Eh, biraz. Neyse. dönüp dolaşıp birkaç kere daha okutturur, eminim.
bay c harbi bi adam. Zor bir adam. Aylak bir adam. Yalnız bir adam. Hep yalnız kalacak bir adam. Mutsuz bir adam. Hiç mutlu olamayacak bir adam. Yaralı bir adam. Yaralarına merhem bulamayacak bir adam. Arayan bir adam. Hiç bulamayacak bir adam. Keşke bulsa???
insansoyunun zaaflarıyla yüzleşmek kolay değil. doğuştan gelen defolarımız var. defoların üzerine defo ekleyerek yalapşap ve yüzeysel hayatlar yaşamak...ve bunlara dışarıdan bakıp tahammül etmek. tahammül ederken derinlere inmeye çalışmak. derinler sarhoş eder. sarhoş oldukça, derinlere giden yol keskinleşir. yetmez daha da yol var. insan seni seviyorum. insan senden nefret ediyorum. bakalım hangisi galip gelir?
kahve ve sigara sabahın köründeki kötürüm düşüncelere ne güzel eşlik ediyor. biraz sonra işe gidecem. Yemişim lan işi. çalışmasam olmaz mı? biraz daha idare etmek lazım. biraz daha? bugün çok iyi ve çok kötü bir gün. bu kitapla tanıştım. ve ben sırf bu kadar geç tanıştığım için kendimi zor affetmeliyim.
Saat sabaha karşı altıya geliyordu. kitap bittiğinde 26 yaşındaydım. ve "tedirgindim."