küçücük bir kasabanın daracık gökyüzüne emanet edilmiş bir bir sağanaktı can sıkıntısı, hiç uğramadı semtimize. kırık bir söğüt dalı, paslanmış bir yağ tenekesi... her şey bir oyuncaktı çocuklukta. hatta dünyayı bile oyuncak sanıyorduk.
ne zaman yağmur yağsa kasabaya, paçalarımızdaki çamurla mutlu olmayı bilirdik. bilirdik ki o çamurda mazot lekesi yoktu.