realite manipülasyonu

entry61 galeri
    58.
  1. Kalabalığın içinden rüzgar gibi geçerek koridorda yürüyor ve akıntının içinde süzülüyor gibi kimseye dokunmadan kararlılıkla hareket ediyordu. Mavi kot pantolonun altına giydiği parlak deri ayakkabıları yere bastığında tozu yerden kaldırıp arkasında adeta diğerleri için temiz bir yol oluştururcasına ilerliyordu.

    O ünlü parlak ayakkabılar bu zamana kadar çok şey görmüş olsa da yeniliğinden ve sağlamlığından hiçbir şey kaybetmemiş adeta daha da sıkı daha da sağlam hale gelmişti. Saçları adımlarının hızıyla dalgalanırken, elinde buharı tütmekte olan sıcak kahve fincanı da her adımda bir kademe daha soğuyor bir kademe daha da kıvama geliyor gibi görünüyordu.

    Hızlı adımlarının sonunda kapıyı açıp ofise girdiğinde, Ertan'ın ''Bulanık yüzün'' olduğu ekrana baktığını gördü. Ona şöyle diyordu:

    Ertan, '' Sen bile anlamadın nasıl olduğunu değil mi ?'' deyip gülümsedikten sonra,

    '' Neyi ? '' diye sordu Bulanık yüz.

    '' Göz açıp kapanıncaya kadar geçen sürede nasıl da basit bir soytarıya dönüştüğünü'' deyip gülümsemeye devam ettikten sonra '' Artık alışmış olmalısın '' dedi.

    '' Bu senin çektiğin ucuz filmlere veya takla attığın o basit tiyatrolara benzemez'' deyip gülümsemeye devam ettikten sonra '' O yüzden afallaman ve ne yapacağını şaşırman doğal'' diyerek devam etti.

    Bir kaç saniye düşündükten sonra '' Cevdet Daral'ı tanıyor musun ? '' diye sordu. '' Bana onun hikayesini hatırlatıyorsun '' deyip kahvesinden bir yudum aldı ve imalı gözlerle ona bakarak '' Tek bir fark var ama...'' deyip gülümsedi ve '' Sen en başından beri sadece bir soytarıydın '' diye devam etti. Ekrandaki ''Bulanık yüze'' bakarak konuşmaya devam edecekken, içeri elinde kahve fincanıyla Özgür girdi ve hiç beklemeden söze girerek:

    '' Duydum ki oyuncaklarını kullanarak kişilerin mahremiyetini ihlal edip, zihinlerini manipule etmeye çalışıyormuşsun '' deyip kahvesinden bir yudum daha aldıktan sonra '' O basit zihin kontrolü oyuncuklarını da silip elinden alacağım '' dedi.

    '' Hangi kanattan oynarsan oyna, hangi yoldan yürürsen yürü, o yolu elinden alacağım, o kanadını itinayla kıracağım. '', '' ve günün sonunda her zaman basit bir soytarıdan daha fazlası olmadığını bileceksin'' deyip bir kaç saniye sessizce kahvesini yudumladıktan sonra tekrar ''Bulanık yüz''e bakarak '' ve Sanki elinden sihirli değneği alınmış bir hokkabaz gibi, artık hiçbir numaran işe yaramayacak'' dedi.

    Sonrasında da koltuğa oturup bir çerçeve daha aldı ve cebinden karikatüristik şekilde çizilmiş resmi, o çerçeveye ekleyip masaya koydu:

    https://www.uludagsozluk....nip%C3%BClasyonu-2390430/

    '' Senin gibi basit bir soytarı için, basit bir tasvir '' dedi.

    Yerinden kalktığında artık ''Soytarı'' tamamen etkisiz hale gelmeye başlamıştı. Koridorda bir süre yürüdükten sonra dışarı çıktı. Hava da çok güzel göründüğü için o ünlü kafe aklına gelen ilk şey oldu. Sıcak bir kahve eşliğinde manzaranın o sakinliğini izlemek için güzel bir zaman '' diye düşünerek yürümeye devam etti.
    0 ...