türkiye nin manzarası

entry8 galeri
    4.
  1. türkiye’nin manzarası mı? Ne yazık ki, islam’ın nurunu kendi elleriyle söndürmeye çalışan bir güruhun, bu toprakların ruh köküne hançer sapladığı bir meydan… Dün, mazlumların sığınağı olan bu ülke, bugün nefsin saltanatına kapılmış bir perişanlık yurdu! Çarşıdan pazara, okullardan meydanlara kadar her yerde bir kimliksizlik rüzgârı! Ruhsuz bedenlerin, idealsiz fikirlerin, imansız iddiaların kıskacında bir millet… Ve diyorsun ki: Çözüm nedir? Çözüm, özüne dönmek, köküne yapışmaktır! Bu milletin ayağa kalkışı, islam’ın sancağına sarılmasıyla olur; başka türlü değil!

    Bugün Türkiye’de manzara şu: Hakikate savaş açmış bir bâtıl düzen… insanlar, kendi inanç ve değerlerini küçümserken, Batı’nın çürük anlayışlarına alkış tutuyor. Modernizmin kölesi olmuş, kendini inkar eden bir aydın tipi… Halkı ‘cahil’ diyerek hor görenler, kendi ruhsuzluklarını örtmeye çalışıyor! ‘Kimlik bunalımı’ diyorlar, ama mesele apaçık ortada: Fikirsizlik! Fikirsiz fertlerden fikirsiz bir toplum doğar. Ve bugün Türkiye’nin hâli, işte bu! Çözüm mü? Çözüm, Allah’ın nizamına dönmekte! Lafla değil, sahici bir iman ve cihad şuuruyla!

    Bakın! Türkiye’de ‘çağdaşlık’ maskesi altında pazarlanan şey, hakikatin düşmanı olan bir batıl dinidir. Adı konmamış bir ‘seküler şeriat’… islâm’a düşmanlık etmek, fikir diye yutturuluyor; inançlı bir nesil yetiştirmek ise gericilik diye yaftalanıyor! Modernizmin putları karşısında el pençe divan duran bir zihniyet, bu milleti ne kurtarır, ne de diriltir. Evet, bâtılın hükmü, hakkın meydandan çekildiği andadır. Bugün meydanda hakkı savunacak kim var? Fikri olmayanların, imanları da sallantıda olur! Türkiye’nin kurtuluşu, sahte kurtuluş reçetelerinde değil; Allah’ın nizamında ve mutlak hakikatin etrafında halka olmaktadır.

    Bütün bu maskaralıklar, bu ‘modernlik’ numaraları, hakikatin tokadını yemeye mahkûmdur! Bakın Türkiye’ye: Okullarda ahlak yerine sefahat, fikir yerine slogan öğretiliyor! Sokaklarda, ekranlarda, kürsülerde bir avuç çapulcu, hakikate sırtını dönenlerin borazanlığını yapıyor. Ve diyorlar ki: ‘ilerliyoruz!’ Hangi ilerleme bu? Vicdanların çürüdüğü, ahlakın ayaklar altına alındığı bir çukurun dibine yuvarlanmak mı ilerleme? Siz ki hakkı bilip de bâtıla göz yumdunuz! Gün gelecek, yüzleriniz kızaracak ve işte o gün, hakikatin sancağı altında ezileceksiniz!

    Bugün sokakta yürüyen her insana bakın: Gözlerinde bir boşluk, ruhunda bir arayış! Türkiye’nin hâli, kendi medeniyetinden utanır, Batı’nın çürük çöplüğünü medeniyet zanneder bir vaziyette… Evet, bâtılın saltanatı var, ama unutmayın: Bu, hakikatin sesini kısamayanların sahte çığlığıdır! Ve derim ki: Hak yolunda dirilmeyen, bâtılda eriyip gider. Kurtuluş, ancak ve ancak islam’ın ölçülerine tam bir teslimiyetle olur!

    Ey gafiller! Hangi batıla yaltaklanırsanız yaltaklanın, Allah’ın nurunu söndüremezsiniz! Bugün milletimiz kendi evinde köle, kendi toprağında misafir! Çocuklarımıza tarihten utanç, ahlaktan yüz çevirme dersi veriliyor. Ve siz buna ‘aydınlanma’ diyorsunuz, öyle mi? Göreceksiniz ki, bu millet yeniden şahlanacak! islam’ın kutlu sancağı altında diriliş, yakındır!

    Ey kaleminden küfür damlayanlar! Ey kürsülerden bâtılı safsata diye satanlar! Sanıyorsunuz ki, bu millet sizi ebediyen alkışlayacak! Sanıyorsunuz ki, bu milletin ruhu ölmüş! Ama unutmayın, toprağın altı üstünden daha kalabalık! Bir gün bu milletin mayasında yatan hakikat, bu ihaneti size karşı kaldıracak! Siz ki Türk’ün özüne düşman, kendi ecdadına yabancı, Batı’nın kuklası oldunuz. Ve şimdi yüzsüzce islam’a laf söylüyorsunuz! Allah’ın hükmü sizi yerin dibine soktuğunda, kurtuluşunuz olmayacak!

    Türkiye, ya kendi ruh köküne sarılacak ya da başkalarının ideolojik çöplüğünde boğulacak! Bu milletin kimliği bellidir: islam! Ve ancak islam’la yeniden dirilebilir. ‘Türk milleti’ denilen mana, islam’dan ayrı düşünülemez; kim bunu unutursa, kendini inkâr etmiş olur

    Hakikatin sesi yükseliyor: islam’ın sancağı altında birleşmeyenler, bâtılın karanlığında yok olmaya mahkûmdur! Ve bilinsin ki, Türkiye, islam’la dirilecek; sizin maskeleriniz bir bir düşecek! Yerin dibine girene kadar, hakikat peşinizi bırakmayacak!
    0 ...