cevdet daral ın hikayesi

entry1 galeri
    1.
  1. Bir hikaye karakterinin garip hikayesidir.

    Sabah olduğunda bu defa işlek bir cadde üzerinde duran ve diğer tüm binalardan görünüşü itibariyle ayrılan ilginç bir yapı sahnede yer alıyordu. Ertan o binayı ilk defa gördüğünde üzerine fazla düşünmemişti ama yanına yaklaştığında garip bir sanat galerisi olduğunu anlamıştı.

    içeri girip geniş koridora doğru adımını attığında dikkatini çeken ilk şey, sanki bir ayna gibi parlamakta olan zemin olmuştu. Yerden yansımakta olan kendi görüntüsüne bir kaç saniye dikkatli bir şekilde baktıktan sonra aklında yer eden bu küçük ayrıntıyı unutarak, yürümeye devam edip koridoru tamamen geçti. Koridorun sonunda karşısına binbir çeşit tablo ve vazo benzeri bir çok garip çalışma çıkmıştı.

    Bu çalışmalara bir yandan bakarak ağır adımlarla yürüyor bir yandan da insanların bu ürünlerde ne bulduğunu merak ediyordu. içinden hepsinin birer saçmalıktan ibaret olduğunu düşündüğü çok belli olsa da zaten asıl merak ettiği bu çalışmalar değil, oradakilerin bunda ne bulduğuydu.

    Bir süre daha yürüyüp karşısındaki bu çalışmaları ve o ürünlerin önlerinde bekleyip kendince bu çalışmaları yorumlayan insanları izledi. Her biri çok meşgul gibi görünen bu insanlar ve insanlara dair herşey, garip bir şekilde kendisine ilginç olan ender bir durumu veya bir deney sonucunu canlı olarak izlemek hissiyatını veriyordu.

    Hatta o kadar gariptiki, bütün mücadeleleri, bütün galibiyetleri, bütün yenilgileri, bütün sevinçleri, bütün üzüntüleri, bütün pişmanlıkları, önlerine koydukları tüm hedefleri ve üzerine kafa yordukları herşey, yine kendilerinin birbirine yaşattığı basit bir illüzyondan oluşuyor olması bu durumu onun için daha da ilginç yapıyordu.

    Bu düşünceyi aklında tutarak onların aralarında ağır adımlarla yürümeye devam ediyor, yanlarından yakın bir şekilde geçiyordu. Sanki kalabalığın arasına karışmış bir gölge gibi süzülüyor ve kendisini fark ettirmeden ilerliyordu.

    Bir süre daha yürüdükten sonra ilk defa bir şeye, bir vazoya benzetebildiği garip bir çalışma gördüğünde onun karşısında durdu ve incelemeye başladı.

    Ertan, karşısındaki bu vazo benzeri ürünü incelerken çok dikkatli bakmış olacak ki, uzak kalabalıkta dostlarıyla konuşmakta olan Cevdet Daral adlı yaşlı bir adam onu fark etmişti. Bu defa o ağır adımlarla yaklaştı ve karşısındaki çalışmayı incelemekte olan Ertan'a doğru ' Fantezi' dedi.

    Onu duyan Ertan, 'Fantezi' diyerek sorar gözlerle ona baktığında, yaşlı adam da 'Evet, Fantezi' dedi. Bir süre bekledikten sonra etrafına 180 derece bakarak ' Burada gördüğün her şey' dedi ve ona doğru dönerek ' Hepsi bir fantezinin dışa yansıması' diyerek devam etti.

    Dokunmakta olduğu vazo benzeri nesneden elini çekerek 'Fantezi ve realite arasında büyük bir fark vardır' diyen Ertan, kısa bir sessizlikten sonra yaşlı adama tekrar baktığında, yaşlı adam hiç beklemeden 'Ben Cevdet Daral' diyerek kendini tanıttı. Gözlerinde sanki adını söylemesine hiç gerek yokmuş gibi bir tavır varmış gibi bakıyor, onun zaten kendisini tanıyor olacağını düşünüyormuş gibi duruyordu.

    Ertan bir kaç saniye ona baktıktan sonra ' Ben de Ertan' diyerek cevap verip, tekrar vazoya döndüğünde Cevdet Daral'ın tüm keyfi görünür bir şekilde kaçmıştı. Bir an öyle yerinde donmuş gibi kaldıktan sonra arkasını dönüp kendi arkadaş grubuna doğru yürürken aklında bir çok düşünce oluşmuştu.

    Böyle hissetmesi normaldi çünkü daha düne kadar sanki kendini sahnede dans eden bir sihirbaz gibi hissederdi. Onun için herşey sadece bir şovdu ve kendisinin de bu şovun yönetmeni olduğunu söylerdi daima. Hatta öyle bir durumdaydı ki, Cevdet Daral'ın bir mekanda varlığı bile orasının değerlenmesine neden oluyor, parmağını sürdüğü her çalışmanın da arkasında sonu görünmeyen sıralar oluşuyordu.

    Aklında bu düşünceleri tekrar hatırlayarak yürüyen Cevdet Daral, bugün ise kendini sanki işe yeni girmiş bir sakar acemi gibi hissediyor, nerede ne yapacağını bilemiyormuş gibi davranıyordu. Sanki ateşi sönmüş ve üzerine su dökülüp emniyete alınmış çorak bir kamp ateşi gibiydi. O eski parlaklığı yoktu artık.

    Çok değil daha bir kaç yıl önce birisi Cevdet Daral'a bundan bahsetse, atacağı kahkaha üç sokak öteden duyulur ve bunun ne kadar da komik bir şey olduğundan bahsederdi.

    Ama bugün ise, aynı Cevdet Daral, bu şekildeydi ve bu durumun en garip noktası da, bütün herşeyin ona zamanın akışı gibi çok doğal bir sonuç olarak görünmesiydi. Kısaca şaşırmıyordu.

    Bir kaç dakika sonra Ertan gözlerini önündeki çalışmadan alıp Cevdet Daral'a doğru baktığında, onun dostlarının yanından ayrılarak lavaboya doğru yürüdüğünü gördü. Hızlı adımlarla lavaboya geçen Cevdat Daral, içeri girdiğinde muslukların üzerindeki devasa aynaya bakmaktan kendini alamadı.

    Aynadaki kırışmış yaşlı suratına ve onun da ötesinde kendisine şöyle bir bakan Cevdat Daral, o an kendini dünyanın en yalnız insanı gibi hissediyor ve o da biliyordu belki de, kendisi artık eski Cevdet Daral değildi.
    1 ...