doktorun hikayesi 2

entry1 galeri
    1.
  1. ilginç bir hikayenin ikinci kısmıdır.

    Doktor kısa bir yürüyüşten sonra evine vardı mantosunu çıkarıp astıktan sonra üzerini değiştirmek için odasına doğru yürüyordu. O yürüdükce otomatik açılmaya başlayan ışıklar her zaman hoşuna gitmişti, bugün de değişen birşey yoktu. Işıkların hassasiyetini ölçmek için bazen bir adımını daha hızlı bazen de daha yavaş atıyordu. Kendini Işıktan daha hızlı adım atmaya çalışan bir silahşör gibi hayal edip kendi kendine sırıtıyordu herzamanki gibi.

    Yürümeye devam ederken parmaklarını şıklatarak nerdeyse tüm karşı duvarı kaplayan televizyonu da açtı, herşey o kadar akıcı bir şekilde görünüyordu ki, normal bir şekilde hareket etmesine rağmen sanki ahenkle dans ediyor gibiydi.

    Cebinden antika cep saatlerine benzeyen bir cihaz çıkardı, Avuç içine sığan tamamen yuvarlak ve ince bir cihazdı. Üzerinde izlediği favori dizisinden oluşan resimli garip bir boyaması vardı. Cihazı masaya koyduğunda sanki havada sanal bir ekran oluşturuyor gibi duruyordu, bir yandan elbiselerini değiştirirken bir yandan da o ekrandan günlük mesajlarını kontrol ediyordu.

    Parmağıyla ekrana dokunduğunda başka bir ekran daha açtı, bir kez daha dokunarak başka bir ekran daha açtı, aynı anda üç dört ekrana birden bakıyordu. Üzerini değiştirdikten sonra ekranları da eliyle kitap gibi tutup götürerek oturma odasına doğru geçti.

    Koltuğa uzandıktan sonra elindeki ekranlardan birini televizyonun yan tarafındaki duvara doğru fırlattı, diğerini de öbür duvara fırlattı, son ekranı da yere doğru attı. Ekranlar büyük bir pencere haline gelerek duvarların boyut ve şeklini alarak odanın içini kaplamıştı adeta.

    Bir süre ekranlarda günlük işlerini ve yine işiyle alakalı mesajlarını okuduktan sonra göz kapaklarının ağırlaştığını ve uyumak üzere olduğunu hissetti, yanıbaşındaki yastığa daha da sıkı bir şekilde kıvrılırak yavaşca uykuya daldı.

    Uykuya dalar dalmaz tekrar uyanmıştı birden yada diğerlerine pek benzemeyen canlı bir rüya görüyor olmalıydı. Uzandığı yerden doğrulup oturmaya başladığında odanın içini sadece duvarlardaki sanal ekranların aydınlattığını gördü.

    Ekranlarda hiçbir görüntü yoktu, hepsinde sadece düz parlak bir renk ve ekranın ışığı vardı. Bir kaç saniye boş bir şekilde ekranlara doğru baktı, adeta parlak bir kutunun içinde oturuyor gibiydi ve kendini garip bir boşluk içinde gibi hissediyordu.

    Yerinden kalkmak için ayağa kalkmak istediğinde tam olarak gözlerini açmamış olmalı ki, sendeleyip koltuğa doğru oturdu tekrar... Bir kez daha yerinden kalkmak için iki elini destek alabilmek için bacaklarının yanına koydu, tekrar ayağa kalkmayı deneyeceği sırada ekranda bir görüntünün oluşmaya başladığını gördü.

    Bulanık ve çok fazla zoom yapılmış bir görüntü gibi duruyordu. Dikkatlice ekrana bakmaya devam ettiğinde önce ekranın tamamını kaplayan gözü sonra da zoom efektinin azalmasıyla bir suratın ortaya çıktığını gördü.

    '' Kimsin sen, rüya mı görüyorum ? '' dedi titreyen bir sesle doktor. Bulanık bir şekilde görünen surat ekrana doğru yaklaşarak '' izle '' dedi ve ekrandan çekildiğinde, ekranların hepsinde dünyadan kesitler sunan resimler ve görüntüler göstermeye başladı, bir çoğu kendisine tanıdık görüntülerken bir çoğu da sanki farklı dünyalara ait gibi duran görüntü ve anlık kesitlerdi.

    Görüntüler uzun süren dakikalar boyunca oynadıktan sonra '' Hepsi benim '' dedi bulanık yüz. '' Sen de dahil '' diyerek küçümseyici sessiz bir kahkaha attıktan sonra '' Benim dünyama ayak basıyorsun ama beni tanımıyorsun '' dedi.

    Doktor uzun saçlarını eliyle geriye atarak ne ile karşı karşıya olduğunu anlamaya çalışıyor ve sanki rüya görmediğine emin olmaya çalışıyormuş gibi garip hareketler yapıyordu.

    Doktor kendi halinde debelenirken, sabrı tükeniyormuşcasına '' Ne kadar ve ne ? '' diye sordu Bulanık yüz. Her ne kadar görüntü bulanıkta olsa yüz ifadesi dalga geçtiğini ve kendince minik bir oyun oynadığı hissini saklamıyordu.

    Ne '' Ne kadar ve ne ? '' diyerek soruyu tekrarladı Doktor, tam olarak anlamadığı belliydi. '

    Bütün ekranlara birden çıkarak '' Kendini daha iyi hissetmen için elimden ne gelebilir ? Sana nasıl bir iyilik yapabilirim ? '' diyerek kahkaha attı. Kahkahası bittikten sonra da '' Kırılgan ve hassas duyguların benim için çok önemli, lütfen paylaş benimle '' diyerek vurguladı.

    Doktor yaşadığı şoku atlatmaya ve kendine gelmeye çalışıyordu, gördükleri hakkında hiçbir fikri yoktu ve bir an önce uyanmak için soğuk terler döküyor gibiydi. Yine kendini uyandırma adına yaptığı saçma hareketleri tekrarlarken karşı koltukta oturan ve sigarasını ateşlemek üzere olan koyu mavi takım elbiseli bir kişi gördü, gözleri karanlıkta parlıyor ve direkt olarak yakmak üzere olduğu sigarasına bakıyordu. Esen rüzgar varmış gibi elini de bir yandan siper yapmıştı.

    Oda karanlıktı ama o sanki arkasında neon ışıklar varmışcasına hem sahne içinde hem de sahne dışında gibi belirgin duruyordu. Doktor dikkatlice ona baktığında, üzerinde önlük yerine ceket olsa da çalıştığı yerde gördüğü kişi olduğundan emin olmuştu.

    Sigarasından derin bir duman aldıktan sonra doktora bakan gizemli kişi, ona göz kırparak '' belli etmeden devam et '' dercesine işaret etti.

    Şaşkınlıkla '' Ne oluyor ? '' diye soran doktoru duyan Ekrandaki bulanık yüz '' Kiminle konuşuyorsun ? '' diye sordu. '' Bir dostum ile '' diye cevap veren doktor, herşeyin ne kadar saçma ve absürt göründüğünün farkına vararak kendini rahatlamış ve toparlamış hissediyordu.

    Bulanık yüz bu defa ciddi bir sesle '' Dostun kim senin ? '' dedi Bir süre sessizce düşünen doktor, ekrandaki bulanık yüzün onu göremediğini anladığında daha da rahatlamış ve cesaretlenmişti.

    '' Tam karşında duruyor, ben görebiliyorsam, sen nasıl göremiyorsun ? '' diyerek gülümsedi. bir kaç saniye bekledikten sonra '' Ekranda beliren o koca gözün bir ironi olduğunu tahmin etmeliydim '' diyerek sırıtmaya devam etti.

    Bulanık yüz adeta bir pazar tüccarı gibi ekrana koyduğu dünyadan kesitler sunan görüntüleri kaldırmıştı, belli olmuştu ki ne satıyorsa satsın doktor alıcı değildi. Doktor karşısında bir kaç saniye sessizliğini koruyan Bulanık yüz kendi içinde hesaplamalar yapıyor gibiydi.

    Suratını neden bulanık gösterdiğini merak eden doktor, tam da bunu düşünürken sanki aklı okunmuş gibi ekranların hepsi birden netleştiğinde, gördüğü karşısında kahkaha atmaktan kendini alamamıştı. Bu kadar absürtlük sadece bir rüya içinde olabilir, uyurken anlaşılmayan ama uyandıktan sonra ne kadar saçma olduğuna şaşırılan türden bir rüya diye düşündü.

    Önce Doktora sonra da şok içinde karşı ekrandan kendine doğru bakan ekrandaki yüz, şaşkınlık ve şok içinde ortadan ekranlarıyla birlikte kaybolduğunda, Doktorda uzandığı koltukta gözlerini açarak uyanmıştı. Uyandığında herzamanki gibi televizyonu kapatmayı unuttuğunu gördü ve kalkmadan önce uzandığı yerden bir kaç dakika izlemek istedi. Ekranda ufak numaralar yapan komik ama yetenekli sayılabilecek bir palyanço vardı.
    1 ...