albay kemal

entry240 galeri
    135.
  1. ben çocukken bazı akşamlar mutfağa sanki herhangi bir şey alır gibi girer, her zamanki sıradan hareketlerimle buzdolabını açar, içinden yumurta alıp soğukkanlı bir şekilde karşı pencerelerden birine açık camdan sallardım. ev ne kadar kalabalıksa, ne bileyim misafir filan gelmişse, böyle zamanları daha çok tercih ederdim. sanki arada kaynayacak gibi gelirdi. civcivlerin ayaklarını havanla döverken müziğin sesini sonuna kadar açmanın gizemli sapkın zevkini hatırlatırdı bana. sonra hiçbir şey olmamış gibi salona döner ve üç dört haneli sayıları nasıl da aklımdan toplayıp
    çarpabildiğimi misafirlere gösterirdim. bu da bana masum, sevimli, her caninin, katilin, pisliğin
    olması gereken temiz tarafı gelirdi, yapmak zorundaydım yani.

    bir sabah komşu kadının yumurtanın sarısını malayla kazırken savurduğu beddualar üvey anneme kadar geldi. krep yapıyordu şansıma. halbuki mutfağa pek uğramazdı. hele sabahları asla. kafayı kaldırıp bana baktığın an ikimiz de anladık suçlunun ben olduğunu. yumuşak sordu. korkma bişey yapmayacağım dedi. cevap vermedim. krep yandı. benim yüzümden değil ama, beceremediğinden. bir daha sordu, "oğlum" diye başladı hatta, "m"harfi pek duyulmadı ama dedi sonuçta, "bak söz veriyorum". söyledim. neden dedi? hiç öylesine dedim.

    sözünü tutmadı. tıpkı sanal dostlarım gibi gerçekleri söylediğimde beni acımasızca cezalandırdı. ama bu seferki oklava acısını benzemiyor. yüreğim kanıyor. bildiğimiz kanamak işte. emmek istiyorum, olmuyor, bişey basıyım diyorum, bulamıyorum, kanayan bir yerim var ama ben öylece duruyorum.

    hani söz vermiştiniz... üç yazar... hani hiçbir şey olmayacaktı bana... hani gerçeği söylemek her
    zaman iyiydi... peki ben niye çok kötüyüm ya? korkuyorum. neden gittiniz? neden eskisi gibi
    değil hiçbir şey? acıyamıyorsunuz bile bana. yok saymayı tercih ettiniz. hiç yaşanmamış gibiyim.
    sizi hiç büyülememiş gibi. yokum. daha önce olmadım da. bir gün kalkacağım ama bu arabadan. yemin ediyorum yazdıklarımı bir bir yaşayacağım. ben önce yazar, sonra yaşarım, hayır kendimi kandırmıyorum, gerçek bu, vallahi de bu, bana gerçeğin farklı olduğunu söylemeyin lütfen, sizin de yüreğiniz kanar yoksa, sizin de.
    1 ...