bir kadın kokusuna bir de nisan yağmurlarının dar patikalardan devşirdiği toprak kokusuna karşı koyamam ben. ikisine hiçbir zaman aynı anda sahip olamadım. ya bir kadının bakışlarından uzakta, yapayalnız yürünmesi gereken bir patikanın motorcu çizmelerimi kirletmesine izin veriyordum ya da bir kadının gözlerinin içine bakıp o uzaklardaki patikaların çağrılarına kulak tıkıyordum. bir hiç büyümeyen ölü çocuklarıma dertlendim bir de sigaramın dumanının keyfini sürmeme engel olan bitiş kavramına. evet sigara bena olağanüstü bir haz veriyordu ama bundan sonra bitiyordu. belli belirsiz kadınlarımı hatırlattı bana bir an. o ilk dumanla beraber gelen baş dönmesi, yakıcı sıcaklık... ama biliyordum ki eğer bitmesi gereken yeri kestiremezsem filitreden pis bir koku gelecekti. bitirmeyi öğrendim ben o zaman. arada sırada alışkanlık etmemek için sigara paketlerimi değiştirdim. küçük alışkanlıklar insanın benliğinin temelini oluşturuyor bence. arada sırada gidip salondaki koltukta uyudum bu yüzden. işin acı kısmı büyüdükten sonra gelip kimse üzerinizi örtmüyor. ve bu durumun özgürlük olduğunu iddia ediyorum halen. mütemadiyen...