on beş gündür tanısıyorduk. o aksam dısarıda yemek yedik. restorandan çıktıktan sonra bir parka ugradık.
-tam size göre bir gece, asıksınız, ben yanınızdayım, bahar, ay var!
gülümsedim:
-daha ne isterim değil mi?
-tabii, yalan mı?
-sikayet etmedim.
-bütün erkekler boylesiniz zaten!
-nasılız?
-yalnız kendinizi düsünürsünüz. bencilsiniz.
-bu da nerden çıktı?
-yalan mı? iftira etmiyorum ki siz bütün erkekler gibisiniz. isteklerinizi yerine getirmekten baska dusunceniz yok.
-haksızsınız.
-yoo. hiç de haksız değilim. tanıstığımız günden beri her vakit bir şeyler istiyorsunuz ve istedikleriniz oluyor.
-mesela ne gibi?
-mesela bu gece dısarıda yemek yiyelim dediniz, restorandan cıktık, parka ugrayalım dediniz, daha buna benzer bi sürü şey. canınız ne isterse soyluyorsunuz, benim de uymamı istiyorsunuz.
-ben sizin de bu değisikliklerden hosnut olacağınızı umuyordum.
-öyle mi sanıyorsunuz? aslında değisiklik isteyen sizsiniz. beni gercekten düsündünüz mü hiç? mesela hastalansam? saçlarım birdenbire ağırıverse? her tarafım kırış kırış olsa? ne bileyim? o kadar gençsiniz ki, ölsem üç aya varmaz baska bir kadına asık olursunuz. söyleyin, ölsem ne yaparsınız?
ben zar zor gecinen parasız, küçük bir memurdum. ne ona ne de baskalarına söz vermeye, umutlar aşılamaya durumum uygun değildi. çaresizliğimi bir kez daha duydum.
-sizi sevmeyeceğim günün geleceğini hiç düsünmedim. sizden ayrılırsam, heralde... heralde... cok üzüntülü olurum..
güldü:
-baska biri olsa bensiz yasayamayacağını söylerdi. ben de inanmış görünürdüm. yalan söylemiyorsunuz. zaten sizden hoslanmamın sebebi de bu...
baska bir kadına belki ben de hiç düsünmeden aynı seyleri soylerdim. ama ona yalan soyleyemiyordum. bunu bilmesini, ayırmasını cok istiyordum.
-neyimi seviyorsunuz benim bu kadar? ne farkım var ki diğer kadınlardan?
-düsünmedim
-sahi, söyleyin. ne var ben de? ben de sadece kadınım, o kadar
-...
-ne deseniz bos. sizin cağınız bu. ask cağı! 24 yasındasınız, kimi olsa böyle seveceksiniz. o yaşlarda ben de böyleydim. delicesine aşıktım. sevmek sevilmek isterdim. dünyada asktan daha önemli bir sey yok sanırdım.
-ya şimdi?
-simdi de seviyorum. yalnız sizin gibi değil, baska türlü...
-kimi?
-o kadarını söyleyemem, sizi değil!
-o sizi seviyor mu peki?
-seviyor sanırım.
-peki ben? ben neci oluyorum?
rahatsız edici sessizlik..
-oooo. ikiniz bambaskasınız. onu yıllardır tanırım. cok uzun zaman oldu...arkadasım, dostum, artık ne isterseniz deyin.. öylesine bütünlestik ki.. beni yalnız bırakmaz ya da... neyse. sonra sizin gibi değil. olgun... böyle bir durulup, bir taşmıyor! size hayatımı bağlayamam ki... sizin yanınızda gençlesiyorum, canlılasıyorum. bunu zamanı gelince anlarsınız. hem belki de sizi seviyorum. iyi cocuksunuz. ama henüz cocuksunuz. lakin size asık değilim. ikisi birden olamaz mı sanıyorsunuz?
-o biliyor mu? kıskanmıyor mu?
-biliyor belki... gormustur, duymustur; ama belli etmiyor.
-peki siz neden kıskanmıyorsunuz?
mırıldandım:
-hakkım yok ki...
-doğrusu da bu. ne onun sizi ne sizin onu kıskanmaya hakkınız yok.
-...
-siz dünyada ask var mı sanıyorsunuz? sadece alıskanlıklar var. ask varsa varsa altı ay, bilemedin bir yıl sürüyor. gerisi hep alıskanlık.
-...
- hem o bana karsı cok anlayıslı. neysem oyum yanında. siz onun gibi değilsiniz. benden değismemi, baska bir kadın olmamı istiyorsunuz. ben boyleyim. değisemem, onsuz yapamam.
-....
-belki sizin en güzel yanınız bu. umutlusunuz, yasamayı seviyorsunuz, inandığınız, her zaman sevdiginiz bir seyler var. benim ne kendim, ne baskaları icin en küçük isteğim yok.
-...........
-isterseniz beni sevin. ama benden karsılık beklemeyin. kim bilir, belki zamanla olur...
..........................
-bazen ne istiyorum biliyor musunuz? her seyi bırakıp gitsem. tüm soru isaretlerini, tüm sorunları, kaybetme korkularını... deniz kenarına gitsem. günes olsa.. saatlerce uyusam kumsalda. uyusam. uyusam. sonra canım istediği zaman uyansam yasamaya. kocamla evlendigimde dünyada esi benzeri yok sanmıstım. halbuki apayrı dünyalarda yasıyormusuz. sonunda bosandık. insan sevebileceği birini buluncaya kadar kaç kisiyi sevdigini sanıyor. türlüsünü gördüm. aralarından ikisi bana asıktı. coğu numaracıydı. bir kadından hepsi aynı seyi istiyor. yalnızım! düsünürseniz yasamımda ne var benim beni bağlayan? yoruldum... düsünmek istemiyorum.
üstümüzde gök yer yer bulutlarla örtülüydü. büyük kara lekeli bulut, küçük bir buluta yaklastı, yaklastı, yaklastı, sonunda ona karıstı. küçük bulut artık görünmez oldu.
onu mutlu etmeyen, onu kırmıs, incitmis; ona zarar vermis, onunla gezmis dolasmıs, ona numara yapmıs hatta onu sevmis sevmemis herkesten nefret ediyordum. tüm hemcinslerimden nefret ediyordum. ona bütün söylediklerinin yanlıs oldugunu gösterecek bir kanıt bulmak istiyordum. bulamadıkca daha da nefret ediyordum.
gözlerim daldı, dondu kaldı.
-ne oldunuz birdenbire. renk değistirdiniz. ne kadar cabuk değisiyorsunuz. cocuksunuz iste..
-hiç. sizi dinliyordum.
-neye daldınız? niye daldınız?
-hiç iste.
-bırakalım bunları. hadi bana eğlenceli bir seyler anlattın.
ikinci bir adam hiç olmamıstı ya da en basından beri hep oradaydı.