yabancılaşma

entry72 galeri video1
    30.
  1. YABANCILAŞMA kavramı ilk olarak 18. yüzyılda JEAN JACqUES ROUSSEAU tarafından politik bir içerikle ele alınmış, HEGEL ve MARX ile felsefi boyuta taşınmıştır. rousseau, halkın milletvekilleri ile temsil edildiği takdirde kendi yaşayışına yabancılaştığı, halk olmaktan çıktığı sonucuna varmıştır. HEGEL ise yabancılaşmayı diyalektiğin bir öğesi olarak görmüştür. Bu diyalektiğin hareket noktası tin veya idedir. Tin ya da ide, asıl varlıktır ve mutlak özgürlüktür. Ancak her ikisi de realiteden yoksundur. Tin realite kazanmak için kendi dışına çıkar ve kendini dışlaştırır. kendini dışlaştırmasıyla doğa varlığı meydana gelir. Doğa varlığına dönüşümde realite kazanır ancak özgürlüğünü yitirir. çünkü doğada özgürlük değil, nedensellik ve bağımlılık egemendir. özgürlüğünü yitiren tin kendine yabancılaşır. Marx'a göre, insan bir eylem ve iş varlığıdır. iş yapan, eylemde bulunan insan bu etkinliğini ürün olarak dışlaştırır. Ama bu dışlaşma özel mülkiyete dayalı bir düzen içinde meydana geliyorsa, o zaman kendi etkinliğinde kendini dışlaştırmış olan insan kendine ters düşer. Yani kendine yabancılaşır. Kendisine yabancılaşan insan etkinliği kapital biçimini alır ve insanın özüne aykırı bir kapitalist gücün büyümesine yardımcı olur. Bu nedenle insan ne kadar çok üretirse o derece yoksullaşır, buna karşılık kendi özüne yabancı olarak meydana getirdiği kapitalist dünyası o kadar zenginleşir. insanın kendini dışlaştırmasıyla meydana getirdiği ürün, ona yabancı ve düşman bir kapital varlığı olur. Emekçi proletarya sınıfı, yabancılaşmada kendi güçsüzlüğünü ve insani olmayan gerçekliğini görmüş olur.

    http://www.hafif.org/yazi/yabancilasma-1
    0 ...