Sözlük bildirimlerinde gezinirken eskaza kendisine denk geldiğim silik yazar. Normalde burada kimseyi okumam, entrylerimi oylayanların profilini merak edip tıklama huyum da yoktur. Okunmaya değer bir şey, bir şahsiyet yok zira.
Birkaç yılda bir aklıma gelince buraya girip bir şeyler yazıp çıkıyordum zaten.
Gel gelelim her yazdığım yazıyı (2020-2021-2022) sürekli olarak oyladığını fark ettiğim için profiline tıklama ihtiyacı duydum ve gördüm ki silik.
merak edip hakkındaki yazılanları ve yazdıklarını biraz inceledim. Mert, doğru, cesur, ayaklarının üstünde duran yiğit, o vefalı insanları severim. Hele şu köhne çağda. Biz de bu kültürle yoğrulduk. Bende bu kavramların yeri pekala ayrı.
Hesabını sileli yaklaşık 2 yıl olmuş, silik olmasaydı böyle bir entry de girmezdim.
Ayrılıklar bende pek bir şey ifade etmez ama hiç tanışmadığım, kim olduğunu bilmediğim birinin bir daha burada olmayacağını bilmek bende başka şeyler ifade ediyor elbet.
Kendisinin anısına ithafen, en sona da bir şarkı ekledim:
acı hakikat ardından göklere konduğum kanatlarımı bıraktım. yürümek zorundayım artık. ama o kanatlarım olmadan ben, ben değilim sanki. içimde bir şeyleri kaybettim. şimdi olan ruhun içinde ve her zerresinde sürüklenen, büyüyen alevlere söndürecek suyu bulmamak değil, onu aramamak...
aslında dünyadaki her şeyin dönüp dolaşıp ulaşacağı şeydir ayrılık. insan gün olur bir şehirden ayrılır. bir şehir o insandan ayrılır. çocuk bir gün evinden ayrılır, ev çocuktan ayrılır. bir seven artık onu sevmeyenden ayrılır. sevmeyen seveninden. ayrılmak aslında işteştir. ayrıldıkça ayrışır insan, yabancılaşır. bir bütüne duyduğu bağlılık zorunlu veya zorunsuz olarak moleküllerine ayrılır, atmosferde dağılır, anılara karışır, yokluğa ulaşır.
ayrılmak bazen tren istasyonunda, bazen bir evin kapısında olur. bazen de insanın zihninde... en zor ayrılık kalpte olandır, o acı verir.
herkes ve her şey bir gün ayrılır. en ayrılmayanlar bile ölüm onları ayırana kadar beraberdir. tohumuna bitmek yazılmış her şeyin. böyle geçer gider günler.