uykusuz

entry679 galeri
    215.
  1. mizah dergisi koleksiyonu yapma hevesime hızır gibi yetişmiştir. zira şu anda 75 sayının tamamına da sahibim ve hepsi de birinci elden alınmış, birtakım muhtelif yerlerinden hasar görmüş, hepsinde benim parmak izim var.*

    hepsini geçtim de 26, 61 ve 63. sayılarda ufak çaplı da olsa hasarım vardır arkadaşlar... elinde bu sayılardan fazla bulunan varsa değiş tokuş yapabiliriz ya da satın alabilirim. şu anda benim için o kadar da değerli bir dergidir. çünkü bundan bir 10 yıl sonra efsane olacağından çok eminim.

    amacından sapma eğiliminde olan bir entry yazdığımın farkındaydım ve şu anda bir genel değerlendirme yapmak istiyorum kendi çapımda...

    derginin muhalif yapısına bir el atmak istiyorum öncelikle. babam dergiyi ilk eline aldığında "neci bunlar?" diye sordu... ben de muhalif dedim. görüşü ne peki diye üsteledi, ben de cevap veremedim. sanırım muhalifliğin baydığı veya az kaçtığı kısımlar bu belli bir görüşe ait olamama durumundan kaynaklanıyor. zaman zaman sınırı aşıp saçmalıyorlar, zaman zaman en güzel işler onlardan çıkıyor. uykusuz ne olursa olsun bunu en iyi başaran dergi olarak duruyor şimdilik.

    şu anda türkiye'nin en iyi mizah dergisi konumundalar fakat genel bir düşüş sözkonusu bence. fakat istisnai olarak özellikle uğur gürsoy ve umut sarıkaya döktürüyorlar. umut sarıkaya'nın bir hafta dahi olsun batırdığını hatırlamıyorum. türk mizahında yeni sayfalar açan ikili bunlar. ancak ne yazık ki belirli -az da olsa- bir düşüş sözkonusu şu an bütün dergide, saydığım bu iki isim hariç ha bir de oky hariç. belki de bu düşüş yoktur da bizim beklentilerimizi yüksek tutmamızdan kaynaklanan bir deli saçmasıdır. buna çoğunluk karar verebilir.

    umut sarıkaya edebi eserler ve muhteşem ayrıntı ve tespitleriyle dolu köşelerinde ciddi anlamda tavan yapmış durumda. bence derginin frontmani olabilecek seviyede şu anda. yani burda kastım "uykusuz nedir abbi?" diye soran birine umut sarıkaya'nın işimdeyim gücümdeyim sayfasını gösterin, bu yeterlidir. peki bu dergi sadece çizen adamlardan mı oluşur diye soranlara da benim de söyleyeceklerim var! diyin geçer o. göt olur. o dergiyi sürekli almaya başlar. müdavimi olur. o derece.

    uğur gürsoy meselesine geri dönecek olursak, fırat adlı tiplemesiyle modern çağın avnisi sıfatını fazla fazla hakettiğini düşünüyorum. uğur gürsoy kendi köşesinde yarattığı tiplemeleri ve kendine has karakter çizimleri ile bile güldürebilecek bir adam ve umut sarıkayadan sonra peak yapan ikinci kişi bana göre. faik karakteri çok başarılı örnek olarak.

    oky ise her daim aynı çizgide ilerleyen, yalnızca kendi sevenlerini her hafta mutlu edebilen bir adam ve bu nedenle bence çok fazla takip edeni yok. ancak oky'nin yaptığı her çizimde ayrıntılara ve tarza baktığınızda ne kadar emek verdiğini ve yılların birikimini kullanıp bu karakterleri oluşturduğunu farketmemiz lazım. oky gibi bir adam bu dergiye gerekli ve çünkü derginin bir çok jenerasyona hitap eden bir dergi olmasını sağlıyor.

    ender yıldızhan parlayan bir yıldız olarak dikkatleri üstüne çekti ve bence aşktan öte seksten beri, dünyanın en zengin civcivi kaslı köşeleri ile büyük bir yükselişte. ben bu adamı cidden çok beğeniyorum. ve daha 19 yaşında bu adam... cidden takdir edilesi bir başarı ve yetenek. ileride daha büyük işler yapacağına inanıyorum ben.

    yiğit özgürde ciddi anlamda bir düşüş sözkonusu ve bir an önce kendini toparlaması gerektiğine inanıyorum. nerde o eski yiğt özgür, nerde şimdiki yiğit özgür... eskiden kendi köşesini bitirip ekstradan boş yerlere hikaye çizen adam, şimdi köşesini bitirmeden hikayeler çizmeye başladı. bence bu yanlış.

    ersin karabulut dediğimizde sandık içinin bir fenomene döndüğünü belirtmemiz lazım. artık ersin bu derginin sıradan ama hep yüksek performanslı adamı kategorisine giriyor. üzerinde fazla konuşmaya gerek yok, adam kendi düzenini kurmuş paşalar gibi yazıyor da çiziyor da.

    memo tembelçizer aşık memonun görevleri şiirleriyle gönüllerimizde çok iyi yerler edindi tekrardan ve eski halinden bir şey kaybetmediğini hepimize gösterdi, iddia ediyorum köşesi aynı kalitede devam ediyor. zaman zaman bazı absürd iddialar olsa da çoğunun mantığı güzel oturuyor.

    barış uygur, çok bilgili, güzel yazan, yazarken bilgilendiren adam kontenjanını son derece güzel dolduruyor ve performansınde pek bir düşüklük söz konusu değil. kendisinden beklenen de bu zaten.

    cihan ceylan uykusuz'la beraber yükselen bir başka değer olarak göz çarpıyor. yine o adam, başarısız diyetisyen ufuk tiplemeriyle dikkat çekiyor ve diğer tip ve karikatürleri de tuvalette okunurken acaba bu hafta neler çizmiş cihan diye düşündürtüyor. bu da başarılı olduğunu gösterir aynen bu şekilde devam etmesini istiyoruz. gülücük koydum buraya.

    fırat budacı hakkında çok bir şeyler söylememe gerek yok sanırım, derginin en düz adamı gibi gözüken ama aslında en görmüş geçirmiş, mizahi bakımdan zayıf ama tespit bakımından en başarılı kişisi bence. düz yazı ve bu kadar az mizah öğesi barındıran bi yazı ile herhalde en fazla bu kadar başarılı olunabilir. cidden takip edilesi bir kişi. uykusuzun penguenden ayrıldığı en önemli noktalardan biri olarak görüyorum ayrıca. altay öktemin yeraltı edebiyatı tarzına karşılık fırat budacı'nın yer üstü hayatı diyorum ben buna. benzetme biraz s.çmış olabilir. evet.

    yavuz öztürk, zaman zaman gülmemize sebebiyet veren kaliteli karikatürlerin sahibi ve dergide görmeye alışık olduğumuz isimlerden.

    vedat özdemiroğlu ise bence bebek kafası ile modern dünyanın buglarıyla en güzel dalga geçen kişi. kendisi zaten bu dergiye geldiği zaman, tamam bu dergi olmuş hafız. tarzı düşüncelere sevk ettirmişti beni ve bence derginin vazgeçilmezlerinden. özellikle ıssız adam performansıyla göz doldurdu son haftalarda.

    deniz ensari bence bir klasik oldu artık benim gözümde. yiğit özgür'ün ardından okunan bir cila ve daha da gülmemi sağlıyor ufacık köşesiyle. ya da yiğit özgürde uzun konuşma balonları farkettiysem önce okurum onu ki yiğit özgür'e hazır olabileyim. bu da iyi bişey. evet.

    otisabi ve yılmaz aslantürk hiç bir zaman modası geçmeyecek bir ikili. bundan 20 sene sonra da olsa alırım okurum o derece.

    cihan kılıç ise ama arkadaşlar iyidir köşesiyle derginin performansını artırmaya çalışan yetenekli kardeşimiz. kardeşimiz dedim zira kendisi köşesinden bizden biri olduğunu çok defalarca gösterdi. bağrımıza bastık onu. en azından ben bastım, onun bu köşesinden kendimi buluyorum desem yeridir. ancak diğer karikatürleri için aynı şeyi söyleyemeyeceğim, bence vasatlar.

    entrymi bitirirkene, emrah ablak, cüstün ve büstüne de değinmek istiyorum.

    emrah ablak'ın ne kadar yaratıcı bir adam olduğunu hepimiz biliyoruz ve daha önce çok defa gördük. eminim kişisel problemlerinden ötürüdür bu performans düşüklüğü ve bu dönemi atlattıktan sonra feci bir ablak silsilesi ile karşı karşıya olabileceğimizi hatırlatayım. sarı ceketliler köşesi başta iyiydi ama son iki aydır resmen taban yaptı.

    büstünün yeni açılımlara gitmesi gerekiyor bence. lemandan beri sürdürdüğü prensiplerim vardır temalı köşeler beni ne yazık ki baydı artık. hani okunuyor, okunmuyor değil fakat daha iyilerini yapabilecekken neden hep aynı yerde sayıyor?

    cüstüne gelince, bir ara 90lar tribüte tarzı yaptığı köşede ne kadar da heyecanlandırmıştı bizi hani kunteper canavarını gördüğümüzde... işte biz ondan o karakteri istiyoruz aslında... tribal enfeksiyon da miyadını doldurmaya başladı sanırım. tek dikkati çeken kısım o köşede bana göre aynı evde yaşayan iki devlet memurunun maceraları olsa gerek. zira goril abi şekilden şekile girdikçe absürdleşmeye başladı kanımca...

    basit bir dergi entrysi olacakken birden ufak çaplı bir analiz haline dönüşüverdi. ancak bu da böyle bir şeye ihtiyaç duyduğumu gösterir. ancak başta da belirttiğim gibi bu dergi türk mizahının en iyi dergisidir an itiraiyle ve bu karakterlerle efsana olmaya aday bir dergidir. en çok satan dergidir, en çok konuşulan dergidir. bir zamanların gırgırı ne ise uykusuz da ona olmaya adaydır. penguen de böyleydi fakat jenerasyon farkından ötürü yıkıldılar. şimdi ise durum daha farklı, herkes birbirini daha iyi anlayabilecek yaşta bu da başarının daha uzun ömürlü olabileceğine bir kanıt olabilir.

    not: ben her ne kadar bu konuda ipsiz sapsız atan tutan bir adam olarak gözüksem de bir okurum ve okurlar açısından olayları ve durumu değerlendiriyorum. onlar da çizer olduklarına göre bizim yani okurların düşüncelerine önem vereceklerinden eminim.
    5 ...