beni hapishane müdürü çağırtmış.
kalem odasına deliğim var ama, geçidim yok...
oraya geçmek için avluya çıktım.
sultanahmet'ten gelen azılılar içinde eroin tüccarı bir tanesini görmiyeyim mi?
eskiden ben sultanahmet tevkifhanesindeyken, o da oradaydı. konuştuk:
- ne âlemdesin, iyi misin?
- eyvallah ağabey, sen nasılsın?
konuşmamız şöyle devam edebilirdi:
- demek yine içerdesin! sebep?
- malûm ya, biz baş döndürücü zehir satıcılarıyız!
sabıkalılardanız!
- ha evet; bizimki de şöyle: bizim sattığımız şifa da, onu zehir sananların başını döndürüyor!
desene ki, ikimiz de baş döndürmekten sabıkalıyız!