sanırım 2 sene önceydi. istanbul'a nadiren kar yağıyor son zamanlarda... ama 2 sene önce o gün gerçekten kar yağışı hakimdi istanbula. karı her zaman çok seven birisi olarak mutluluktan uçuyordum. ve öss muhabbeti yüzünden de dersaneye gitmek zorundaydım. incirli durağına kadar hiç bir sorun yoktu otobüsteki pencereden kafamı kaldırıp düşen kar tanelerini izliyodum, ama bi yandan da düşünüyodum şu anda bi kafede olup kahve içmek için neler vermezdim bense aptal bi otobüste 15 dk sonra başlıycak dersime yetişmek zorundaydım. o sırada kıyafetinden durumu çok iyi olmayan bi çoçuk arabaya bindi, biraz serseri kılıklıydı otobüs şöforüne bişeyler söyledi, arkalardaydım ve ne olduğunu tam anlamadım sonra da çoçuk peki abi diyip arabadan indi. şöforde söylenmeye başladı bu serseriler işleirine gelince ağızları çok iyi laf yapıyo diyo tam bu sırada bi araba sesi duyuldu.çoçuk karşıdan karşıya geçerken araba çoçuğa çarpmıştı. biraz önce kar yağışını seyrettiğim pencereden şimdi dışardaki kaosu seyrediyodum. çoçuk toparlamaya çalıştı kendini, sonrası malum işte ambulanslar falan...ciddi bişeyi yok gibi gözüküyodu ama şöforün gözünden anladım işte vicdan azabının tanımını. keşke konuşmayı duyup akbilimi verseydim çoçuğa belki bunlar olmıycaktı ya da belki de olucaktı. o zaman kader niye var dimi?