ergenekon dan yirtmanin yollari

entry11 galeri
    1.
  1. tanım: ergenekoncu lan bu adam yaftasından, saatlerce süren ev araması ve gözaltından sakınmanın yollarıdır. Bu tavsiyelere uyarsanız, birer 'çakma' AKP'li olabilir ve Ergenekon'da, kurunun yanında yanan yaş olmaktan sıyırabilirsiniz. Hadi hayırlısı diyerek, örneklere şöyle bir göz atalım:

    - Türban: Mutlaka gerekli. Ben bu konunun altını özenle çizmek istiyorum. Zira Ergenekon'dan yırtmanın ön koşullarından birisi, yengenin türbanlı olmasıdır. Siz hiç gözaltına alınan ya da tutuklananlar arasında türbanlı veya eşi türbanlı birini gördünüz mü? Hayır di mi? Çünkü türbanlılar böyle kaka şeyler yapmaz. Türbanlı birinin kocası 'bizim çocuktur' her daim. Siz de birer AKP'li gibi görünmek istiyorsanız, ne yapıp edip eşinizi türban takması için ikna etmelisiniz. Biliyorum, yenge buna, "Ben çağdaş bir Türk kadınıyım" diyerek, karşı çıkacaktır. Zorlamayın, üstüne varmayın, ikna edici konuşun. Durumun vehametinden bahsedin. Olası bir içeri düşme durumunda, suçsuzluğunuzu ancak 1595 duruşmada ispatlayabileceğinizi anlatın. Bunun da en iyimser tahminle 35 sene falan süreceğini söyleyin. Çocukların mürüvvetini göremeyeceğinizden dem vurun. Kadınlar, duygusaldır, hele çocuklarıyla ilgili bir konuda yelkenleri hemen suya indirirler. Ancak, sadece takması yetmez. Durup dururken neden türban taktığına dair eş, dost arasındaki sohbetlerde mantıklı açıklamalar getirmeli. "Bir akşam rüyama ak sakallı bir dede girdi. Bana 'kapan yavrumcum' dedi" ya da "Bir akşam evde otururken florasandan saçıma doğru bir ışık süzmesi gördüm ve kapanmam gerektiğini düşündüm" türünden bahaneler uydursun. Memnun olduğunu göstermek için de, "Ay şekerim valla kendimi böyle çok daha özgür hissediyorum" demesi gerekebilir zaman zaman.

    - Cip (Jeep): Her evde olması gereken bir unsur. Valla eğer Ergenekon'dan yırtmak istiyorsanız, pahalı mahalı demeden, borç harç ya da krediyle mutlaka bir cip alınacak. Ergenekon'dan suçsuz yere içeride yattığınız yıllardaki kayıp hesap edilirse, cip parasının devede kulak kalacağı görülecektir. Bu arada eşi araba kullanmasını bilmeyenler, hemen bir sürücü kursuna yazdırsın. Kapının önünde duran bir cip sayesinde "Bakıııın, biz AKP'den ihale alıyoruuuuuz" süsü verilecek. Yenge türbanıyla beraber direksiyona kurulup, sağa sola küçümser gözlerle bakınca sizin Ergenekon'cu olabileceğiniz ihtimali kimsenin aklına gelmeyecek. Böylece ihbar edilme olasılığınız da sıfıra inecek. Sakın ola kendinizi kaybedip dikiz aynasına Türk bayrağı falan asmayın. Cami önlerinde satılan küçük plastikten ayetel kürsiler, dikiz aynası için idealdir.

    - Parti bayrağı, flama, poster: Bu maddeye geçmeden önce, evde ne kadar Türk bayrağı, Atatürk posteri hatta rozeti varsa toplayıp, şöyle son bir kez sarılıp, öpüp kokladıktan sonra, varsa Fazıl Say CD'lerini, Onuncu Yıl Marşı CD'sini, Hasan Mutlucan'dan serhat türküleri kasetini de ekleyip (Yine de şahlanıyor, kol başının kıratı türküsü olan kaset en tehlikelisi) iç içe iki tane naylon poşete özenle yerleştirin ki, içine rutubet işlemesin. Zamanı gelince tekrar kullanılacağından bozulmamasına özen gesterilmeli. Sonra bahçede gözlerden uzak, uygun bir yere gömün. Aman, gömdüğünüz yeri unutmamak için kroki falan çizip, yemek masasının üzerinde bırakmayın. Mazallah 'örgütün propaganda başkanı' olursunuz bir anda. Bu işlemden sonra en yakın AKP il, ilçe ya da belde başkanlığına gidin. Seçimler yaklaştığı için oralarda yığınla partisel malzeme bulabilirsiniz. "Sokağımızı süsleyeceğiz" bahanesiyle AKP bayrakları, flamaları ve Tayyip posterlerini eve getirip, görünecek şekilde muhtelif yerlere serpiştirin. Bu arada duvara astığınız Tayyip posterinin üzerini örtmeyin. Olası bir sabah 05 baskını öncesinde örtüleri kaldırmak telaştan aklınıza gelmeyebilir. Polisler eve girdiğinde bu durumu fark ederse, bir çuval incir ziyan edilimiş olur. Bir müddet katlanacaksınız artık.

    - Zaman aboneliği: Bakın Zaman Gazetesi aboneliği bir işarettir aslında. Eğer bir binanın giriş kapısına bırakılmış Zaman gazeteleri görürseniz, orada cemaatten birilerinin oturduğunu anlarsınız. Bu nedenle siz de hemen Zaman Gazetesi'ne abone olun. Hatta iki katı para verin ve gazetenizin apartman girişine değil de, şeffaf bir poşet içinde daire kapısının tokmağına asılmasını isteyin. Sabah 05'te baskına gelen polisler, kapıda asılı gazeteyi gördüklerinde "Yahu biz yanlış adrese gelmişiz" diyip, geri dönme ihtimalleri oldukça yüksektir. Gazeteyi farketmeden eve dalsalar bile korkmayın, AKP bayrakları ve Tayyip posterlerini gördükleri zaman bir şeylerin ters gittiğin mutlaka anlayacaklardır. Hele bir de kapıyı türbanlı yenge açarsa seyredin cümbüşü.

    - El, ayak öpme: Eğer yukarıda yazdıklarım aklınıza yatmıyor ya da "Bunlarla yırtamam. Benim durumum vahim" diye düşünüyorsanız, size önerebileceğim son bir seçenek kalıyor. Gidip Tayyip'den af dileyeceksiniz. Artık kapısında mı yatarsınız, arabasının önüne mi atlarsınız bir şekilde dikkatini çekmeniz gerekir. Sonrasında, "Ben ettim, sen etme. Şeytana uydum, senin hakkında muhalif düşüncelere kapıldım. Yalvarırım bana acı, beni çocuklarıma bağışla" diyerek ayaklarına kapanın. Hakkınızda verilen "Tiz kellesi vurula" fermanı kalkana kadar ağlamaya ve yalvarmaya devam edin. Bu da işe yaramıyorsa, ezberlenmesi gereken ilk şarkı, 'Mahpus yata, yata biter. Aldırma gönül, aldırma' olmalıdır. Diğer şarkıları koğuş arkadaşlarınızdan öğrenebilirsiniz. Hayırlı soruşturmalar... * *
    12 ...