hep aynı yüzün silüetini görür gibiyim sinema salonunda defalarca aynı makaraya sarılmış bir film gibi. seyircilerin farklı olması gibi her geçen gün farklı; ama izlenen hep aynı film karelerinin kareselleşmiş deformasyonu. bayık bir akşamın bayık bir sabahında tek bayık olmayan deliliğin deli hisleri. kaybedilmeyenler içinde bir delinin günlüğü ve deli bir ben; gerisi yıldızların parça parça olmuş molekülleri ve tozlanmış bir gök yığıntısı...