öncelikle, kaynanaların bir zaman sonra böyle garipleşeceğini tahmin ediyordum, biri temizlikten dem vurur, diğeri saygısızlıktan, süper insanlar içeridekiler ya, bir parıldıyor, iki dakika sonra sönüyorlar, hayatımıza kamera girince neye dönüşebileceğimizi görüyoruz.
sanırım, formatta oynama yapmışlar, içeriye bi delikanlı-anne sokmuşlar, herhalde baktılar, içeriden kimse evlenmeyecek, böyle yapalım dediler, bir de geçen haftaki gibi kimse elenmeyecekti, formatta oynama olmasa idi.
akvilina isimli litvanyalı güzeli makyajsız gördüm, tüm hayallerim yerle bir.
o macar güzeli almirenayı ağlatan elemanı da bulursam, elimden çok çekeceği var, yahu kıza yanıksan söyle, ne öyle "içimde, şuramda, buramda, yok hayalimdeki hayat vs.", yahu o mantıkla düşünme, zaten aynı dili konuşamıyorsunuz, kıza neden felsefe yapıyorsun.
son olarak iki hımbıla laf atıp gideceğim, birincisi ordaki "ingilizce biliyorum ve ben seviyeliyim" diye ortalarda dolaşan teyzeye; o kazak kıza yaptıklarında nasıl kendisini haklı görebiliyor anlamadım, öyle ki kızın her söylediği haklı, izliyorum, teyzem her ota maydanoz oluyor*, bizim kazak kıza "sen daha kültürün ne demek olduğunu blmiyorsun" filan diyor, bilmiyorum, kazak kız sanırım elendi* ama teyzeme en büyük ayarı da verdi: "ben türküm, kazak türküyüm.", aslanım benim, dedim, takdir ettim.
ikincisi de, en sevdiğim elemanın(!) "bu on kızı da verseler alırdım" dediği andı, tek kelimeyle süperdi, bittim, iki-üç dakika sürdü kendime gelmem, eleman hangisi olursa alayım gideyim diyor açık açık, takipçisiyiz.