Eğitim derslerinde çok anlatılan deneylerin konusu olan köpeklerdir. Davranışçılık temelli eğitim felsefesinin temelini oluşturur. Davranışçılık merkezli eğitimi savunan bir başka psikolog şöyle demiştir: bana ırkı, cinsiyeti, zekası, kültür seviyesi ne olursa olsun...bir çocuk verin ve ben onu istediğiniz meslek sahibi yapayım. Doktor, mühendis, öğretmen, hırsız, dolandırıcı, işçi.....Davranışçılar işte böyle kendilerine çok güvenirler. Davranış yani bir çocuğun eylemlerini kontrol edebilme yetisi bir öğretmenin edinmesi gereken en önemli yetidir. Bunu başaran bir öğretmen o çocuğu istediği şekilde biçimlendirme gücüne sahip olur. Bu noktada pavlovun köpekleri örneği verilir. Fakat eksik olan şey çocuklara bu örneğin nasıl uyarlanacağının öğretilmemesidir. Bununla ilgili zamanında yaptığım bir örnek üzerinden gitmek istiyorum. Davranışçı kuram genellikle çok tembel ve başarısız öğrenciler üzerinde harikalar yaratır. Tembel bir sınıfım vardı. (6.sınıf) Bu çocuklara ders çalışın demeden önce sınıfı temizleme görevi verdim. Sınıfa temizlik malzemesi aldım ve her gün yerleri sıraları temizlettim. Sınıfımız okulun en güzel sınıfı oldu. Sonra onlara çikolata ve şeker alıp dağıttım. Odtü teknoloji müzesine, rahmi koç oyuncak müzesine, feza gürsey bilim merkezine götürdüm. Bu şekilde onların davranışlarını kontrol etmeye başladım. Ve yavaş yavaş derse yönlendirdim. Birinci dönemin sonunda idarenin büyük bir övgüsünü aldım. En düşük seviyedeki sınıfımın orta derece seviyesine yükseldiğini söylediler ve teşekkür belgesi verdiler. Asıl ödülüm ise bu sınıftan Hacettepe üniversitesi istatistik ve yan dal olarak endüstri mühendisliği bölümünü bitiren yüksek lisans yapan ve şimdilerde doktoraya hazırlanan bir kız öğrencim oldu. Üniversiteye geçmek istiyor umarım başarır.