bugün sırf sana daha yakın olmak için döndüm trabzon’a hasret dedikleri bu mu bilmiyorum, dünyada kapladığım yerin küçüldüğünü düşünüyordum ilk zamanlar hatta yaşama devam etme güdüsünü dillendirmenin fahişelik olduğunu idrak ışığı yapmışlığım var.
bir jestin aynı biçimde asla tekrarlanamayacağı yegane durum seni kaybetmek. son okuduğun kitabın ayracına baktığımda, her sabah gün aydığında, yaşa/yaşama ait sıralaması değişken önemlilerim ile karışmışken, her gece uykumdan bir adım önce, günün en zarif vakitlerinde buralardasın biliyorum.
bütün hırslarımın tetikleyicisi, güvenli alanlarım, tutkuyu devraldığım, her şeyi sorabildiğim, görece başarılarım, acı eşiğimin yükseklik belirleyicisi, en temel korkum aslan babam. Bir yıl daha sensiz geçti, anlatacak şeyler biriktirerek.
çok çalışıyorum babacığım, hiç gerek yok oysa, meşgale en iyi tedavi mahiyetinde inan çok çalışıyorum söz verdiğim gibi. sırf senden, emanetlerinden uzaklaşmamak için terk etmiyorum bu ... batmış ülkeyi.
'bugün beraberiz evlat, kimseye söz verme'yi unutamıyorum baba.
zihnimdeki son fotoğrafın, gözlüklerinle kitap okuyorsun, kapıyı çalıp içeri giriyorum, gel bakalım evlat diyorsun, o tebessüm varya unutamıyorum...
kitapların, araban, plakların hepsi aynı yerinde merak etme, gözüm gibi bakıyorum.
bakma anlık hissiyatıma, her şey hiç olmadığı kadar yolunda, senden sonra öyle bir kalktım ki ayağa, arkamda sen varmışsın gibi hep kazandım. emanetlerin güvende, pek çok mutlular merak etme.
öğütlerin kalbimin en güzel yerinde.
her geçen gün eskisinden daha güçlü uğurluyorum seni.
sadece ' nasılsın evlat ' sualini biraz fazla özledim, bugün gözlerim başköşeye biraz fazla ilişti o kadar.