mesaiden çıkmış eve giderken ağlayan, küçük bir çocuk görürsünüz. gel seni evine götüreyim, evin nerde dersiniz. elinizden tutar ve yürümeye başlarsınız. sizi bir gecekonduya getirir.
kapıyı çalarsınız. çocuğun annesi babası kapıyı açar. size teşekkür ederler ve kahve ikram ederler. kahvenizi içip sohbet ettikten sonra çıkıp eve gidersiniz.
sabah içinizden gelir, küçük çocuğa bakkaldan çikolata, şeker falan alıp götürmek istersiniz. ailesi fakirdir çünkü. çocuğun evine vardığınızda gözlerinize inanamazsınız. ev terk edilmiş bir evdir ve içeride ne eşya ne de insan vardır.
sokaktan geçen birine bu evdeki insanlar nerede? daha dün gece birlikte kahve içtik. dersiniz. adam size tuhaf tuhaf bakar. "o evde yaşayanlar on sene önce kömür zehirlenmesinden öldü. on senedir o evde kimse yaşamıyor. küçük bir çocukları vardı, yazık oldu zavallıya." der. içinizi korku ve şaşkınlık kaplar.