her insanın kendi dünyası vardır; dünyası içinde küçük bi ülke besler..
çocuklukları hatırlayın ya da çocukları..hangisi evlerin pastadan yapıldıgı bi ülke istemez?
ya da hedi nin dedesinin yanında olup, özgürce koşabilmeyi kim arzulamaz?
ya da özgürce yanındaki insanla sevişebilmeyi..
ya da ne olursa olsun yargılanmamak istenmeyi?
her insanın bi dünyası vardr; içinde küçük bi ülkesi.
geceleri hatırlayın, hani o ıssız ve sakın olan geceleri.
yalnızlığın tatıldıgı, ayna bakarkenki yüzün değişim evresini..
kim istemez ki, ama her doğulan ülke yanlış ülkedir baştan sona.
istekler arzular ne derece bicimlenirse..
bugün gidin, doğma büyüme bi amerikalı kapısına; cöplük içinde yasadıgı ülkesinde kısıtlamalarından şikayet edecektir..
avrupaya gidin..almanya ya, hepsi nasıl köle gibi calıştıgından ket vuracaktır..
işte inanca iten kişiyi, hayallerinin ülkesinde olma isteğidir aslında.
pastadan yapılmış bi ev,
sokakta korkmadan gezebildiğin bi dünya..