"nasıl ki kuş havada, balık suda yaşarsa, o da kalabalıklarda var olur. aşkı, işi, gücü kalabalıklardır. kusursuz flaneur için, tutkulu gözlemci için, ahalinin tam orta yerini, hareketin gel-git noktasını, gelip geçici ile sonsuzun arasını mesken tutmak müthiş bir keyiftir. evden uzak kalmak ama her yerde evinde hissetmek; dünyanın merkezinde olmak, dünyayı gözlemek ama dünyadan saklı kalmak."
- charles baudelaire
(üstteki tekstte kaplumbağa ya da salyangoz metaforu yapılmaktadır. dostoyevski beyaz geceler adlı romanında bu konuya değinir)
flaneur tam anlamıyla bir kent gezginidir. şehrin en ücra ve bilinmedik yerlerine varıncaya kadar metropolü arşınlar ve modern hayatın yansımalarını gözlemler, ayrıştırır ve daha sonra ondan yararlanmak için hafızasının bir köşesine kaydeder.
gezme sanatının bizatihi önde gelen erbabıdır. onun işi aylaklık ve avareliktir. flaneur'e göre aylaklık yaparak kazandığı şey para kazanmak için çalıştığı bir işten daha değerli ve özeldir. bu fikriyatı andre breton şu sözleri ile destekler:
"insan çalışmak zorundaysa hayatta kalmak neye yarar?"
flaneur olmak, insan sarraflığı da gerektirir. bir kent ne kadar tekinlikten uzaksa, o tekin olmayan kentte yaşayabilmek için o derece insan sarrafı olmak gerekir.
insanı tanımayı, insana inmeyi gerektirir. gönüllü avarelik de zor iş vesselam...