gossip girl

entry435 galeri video3
    108.
  1. pislik insanların hakkımda konuşmasından, bana oyun çevirmeye kalkmasından, bla bla yapmasından feci şekilde sıkılmış insanım. hayatında bir kitabın en fazla arka kapaktaki satırlarını okumaktan öteye gidememiş adamların benimle ilgili ahkam kesmelerine uyuzum! insanlar kendilerini neden bu kadar değerli sanıyorlar ki?! bıktım bu ucuz popülarite peşinde koşan insanlardan. en yakın dostlarımı bile sildim ben hayatımdan, sırf bana yeteri kadar değer vermediklerini düşündüğümden. gözümü kırpmadan sildim hem de. uğrunda dünyanın lafını işittiğim dostlarım sırtımdan vurdular. ben ne yaptım? canlarını mı yaktım? yoo.. sadece tutup sildim bir kalemde. çok basitti silmek. ama geriye dönüp baktığımda yüreğimi acıtan bir şeyler hep oldu. hep yarım kalmışlıkların zirvesinde aşağı sarkan ayaklarımı bir dal parçasına tutunarak kurtarmaya çalıştığım bedenim oldu. kimse elini uzatmadı. bir tek ailem ve sevgilim vardı yanımda. dostlarım hep bir yerde o uçurumdan kayboldular gözümün önünde. zaten beni o uçuruma sürükleyen onlardı aslında. ben uçuruma sürüklendikçe ailem tuttu kollarımdan. ailem şimdilerde iki kişi..

    farklılık yaratmak için uğraşmadım, ama büyüdükçe farklılaştım. okudum, gezdim, öğrendim bla bla... hiçbir zaman ciğeri beş para etmeyen insanlara yenik düşmeyecem diye kendime yemin ettim. ama noluyor? saçma sapan birileri gelip ağzıma sıçma girişimlerinde bulunabiliyor. aslında hiç taktığım yok. sadece artık zarar görmeye başladı çevrem. artık tek bir laf tüm çevremi etkiler hale geldi. çünkü ben büyüdüm. ve artık büyüdükçe sözler daha da güçleniyor. daha yıkıcı hale gelebiliyor. yıkıcılıktan ziyade beni yenilgiye uğratıyor. hayalkırıklıkları içinde bunaldım. ve artık yaşamı bu kadar çok seven ben kişisi bile yaşamdan soğumaya başladım. şimdi çok hastayım. zaten de bugün bir sınavdan çıktım ki beni arabaya kadar bindirecek bir dost aradım.. küsmüş dostum bana, kendisine sınavda yardım etmedim diye. eğer çıkışımı bekleseydi ona anlatacaktım hocanın sürekli bana baktığını ve arkamı dönüp ona soru veremediğimi... ama o bu konuşmayı bile beklemeden gitti. ve benim yine dostum dediğim insan beni hasta halimle yarıyolda bıraktı. belki ben hak ettim bunu. belki sadece mavi'yi bulamadım o an.

    mavi'yi aramaktan yoruldum ama. hayalgücüm yokmuş gibi rol yapmaktan da. var, hem de nasıl! ve durduramıyorum. sürekli aklımdan bi' şeyler geçiyor ki engel olamıyorum. şu an radyomda "sensiz olmaz" başladı. bunu evet sevgilim için yazıyorum. bütün bu yazdıklarımda olduğu gibi. sevgilim.. şimdilerde sen de ben de bir savaşın içindeyiz. bizi yıkmaya çalışıyorlar, sakın yenik düşme onlara. en başta kendine... sonra beni tut. düşmeyeyim. ağzıma sıçmaya devam etseler de onlara kıçımla güleyim her zaman ki gibi. yine dedikodumu yapayım, yine geyiğimi yapayım, yine o çok sevdiğim dergilerimi okuyayım... yine insan'ı anlamayı bırakıp, yaşamı anlamaya odaklanayım. bilirsin çok zor odaklanırım ben sevgilim. bi' gün o çok istediğim kitabımı yazmaya güç toplayayım yeniden. bi' türlü elime alamadığım kalemimi ucunu kırmadan yazabileyim satırlara.

    onu yapmışım, bunu yapmışım.. sözde herkesin dilinde. sözde ben öyleymişim. isteyen istediğini sanmakta özgür ama. ben kendimi biliyorum ya, o bana yeter işte. ne bu şehirden giderim ne de ailemi ve sevgilimi bırakırım. ve hatta onlar beni her halimle yine de sevecekler diyip kendimi koyveririm. çünkü özümde "dürüst" olmak ve "iyi" olmak var benim. kanım bozuk değil. onu kanı bozuk olanlar düşünsün... şimdilik bu kadar. yazdım ve rahatladım. artık huzurla uyuyabilirim.

    edit: hepsine iki damladan fazla gözyaşı haram.
    4 ...