"ne kadar uzak olabilir ki böyle bir uzak? beni ne ilgilendirir? ama bu yüzden daha az kesin değildir benim için, ayaklarımın üzerinde sapasağlam duruyorum bu zeminde, sonsuz bir zeminde, sert kadim kayalıkların üzerinde, bu en yüksek, en sert, en eski dağlık bölgede, tüm rüzgarların bir iklim sınırına gelir gibi gelip nerede? nereden? ve nereye doğru? diye sordukları yerde. hadi gül. gül burada, benim aydınlık, şifalı muzipliğim. yüksek dağlardan aşağıya at parıldayan alaycı kahkahanı. parıltınla en güzel insan balıklarını yemle benim için. ve tüm denizlerde bana ait olanı, tüm şeylerin içinde benim aslımda olanı avla benim için. onu çek bana doğru yukarıya. o balığı bekliyor tüm balıkçıların en hınzır olanı."