aslında çok basit. bugün ve yarın şayet umut vermiyosa insan doğal olarak geçmişteki güzel anları tekrarlıyor.
hastalık bu bi nevi. geçmiş hiçbir şekilde tekrarlanamaz bir hatıradan ibarettir. iyiyse de kötüyse de böyle. daha iyisi olabilir yaşanılanların, daha kötüsü olabilir. ölünceye kadar insan aynı seviyede durağan bir hayat bile sürebilir. her şey mümkün.
fakat bence açıkçası bizler birer efsane yaratalım diye varız. o potansiyel var içimizde. bu ucuz bir motivasyon sözü değil. gerçekten var. insan potansiyelinin çok az bir kısmını kullanıyor. çünkü çok az bir kısmını fark etmiş. kendisi üzerine hiç düşünmeyenler var. değerli görmüyor kendini buna. oysa milyonlarca farklı detayı keşfedip yeni bir benlik inşa edebilir. bu zor. fakat zorluk neden dokunulmaz olsun? bilakis bizi sadece zorluklar geliştirir. bir kasın nasıl geliştiğini anlarsanız hayatın temel bir prensibini çözmüş olursunuz. sağlıklı bir hayat muhakkak sıkıntılara, gerilimlere, düşüş kalkışlara muhtaçtır. dümdüz ve sessizseniz, ölmüş olabilirsiniz.
elbette geçmişimizin özlenecek tarafları vardır. yaparken çok mutlu hissettiğim eylemlerden sonra şunu dediğim çok oldu; "keşke daha erken başlasaydım." sizi mutlu eden bir eyleme daha erken kavuşmak ve onunla olan tarihinizi daha da geriye götürmek mantıklı bir istek. ama geri kalanlar için o kadar da pozitif değilim. olan olması gerekendir. hiçbir şey hakikaten dengesizce orada öylece duramaz. dengelenmek ister. tamamlanmak. rahat olup kendi hikayenize tanıklık edin. hayır o güzel günler geri gelmeyecek.