türk edebiyatı'nda modern öykücülüğün en önemli yazarlarından biri ve durum öykücülüğünün de öncüsü olarak bilinen ünlü yazarımız sait faik abasıyanık'ın neden istanbul'daki bir liseden değil de, bursa erkek lisesi'nden mezun olduğunu çoğumuz merak etmişizdir. bu sorunun cevabı kamuoyunda "iğneciler" olayı olarak bilinen bir olayda gizlidir.
sait faik abasıyanık, ihsan sabri çağlayangil, sırrı yırcalı, hikmet feridun es gibi ünlü şahsiyetlerin isimlerini duymayanımız yoktur. ancak bu ünlülerin karıştığı “iğneciler” olayını belki de çoğumuz duymamışızdır. “iğneciler” olayı’ ülkemizin köklü ve saygın eğitim kurumlarından biri olan istanbul erkek lisesi’ nde başlayıp bir başka köklü ve saygın eğitim kurumumuz olan bursa erkek lisesi’nde sonuçlanan ilginç bir olaydır. öğretmenlerine şaka yapmak isteyen bir öğrencinin bütün bir sınıfın kaderiyle oynamasının hikayesidir.
istanbul lisesi’nde, 1925 yılında müdür lütfi beyin yerine almanca öğretmenlerinden besim bey tayin olur. olay da besim beyin müdürlüğü zamanında, arapça öğretmeni seyit salih efendi ile onuncu sınıf öğrencileri arasında yaşanır. istanbul lisesinin onuncu sınıfı öğretmen sandalyesine bir iğne yerleştirilmiştir. öğretmen zili çalınca o sınıfta dersi bulunan arapça öğretmeni, seyit salih efendi sınıfa girer ve tam sandalyeye oturacağı sırada cübbesini iki eliyle düzeltirken eli bir iğneye değer. bir iğnenin yerleştirildiğini hissedip, sandalyeye oturmadan, deftere imzasını attıktan sonra:
’’ben bu muameleye layık değilim, sizlere çok teessüf ederim’’ diyerek dersi terk eder, durumu da müdür besim bey’e bildirip istifasını verir. derhal soruşturmaya geçilir fakat bu işin faili bir türlü bulunamaz; bütün bir sınıf derslerden alıkonulduğu halde hiçbir öğrenci itirafta bulunmaz. faili bulamayan idareciler zor bir durumla karşı karşıya kalırlar.
1925 yılının öğretmenler toplantısı, öğretmenler odasında tam kadro ile toplanır fakat okul müdürü henüz ortalarda yoktur. o gün alışılmışın dışında öğretmenlere çay ile bisküvi de ikram edilir. çaylar içilirken müdür besim bey ile lisenin disiplin kurulu üyeleri kapıdan içeriye girerler. müdür besim bey, müjdeli bir haber verircesine: ’’muhterem hocamız salih efendiye iğneyi koyan iğneci sınıfın tamamen ihracına karar verdik. çünkü failini ele vermiyorlar’’ der.
kurulda soğuk bir hava eser; hatta bir kısım öğretmenler, bir öğretmene yapılan bu hakaretten dolayı üzgün olduklarını ve bu cezayı uygun gördüklerini dile getirirler.
aralarında bulunan genç bir öğretmen ise: ’’disiplin kurulunun bu korkunç kararını tasvip etmiyorum. koskoca bir sınıf nasıl ihraç edilir.’’ diye konuşur. ’’bir katilin bile kanun karşısında bir avukatı vardır. eğer delil bulunmuyorsa suçlu olan idaredir, bulması lazımdır. bulamazsa bu öğrencilere ihraç cezası veremez. hem de bütün bir sınıf, öyle bir sınıf ki lisemizin en değerlileri ile doludur. düşünelim ki, yarın salih hocadan ve bizlerden daha üstün hizmetler görecek şahsiyetler bu sınıftan yetişecektir.’’ sözlerini dile getirir.
bu cesurane sözlere ne müdür, ne de disiplin kurulu üyelerinden birisi cevap verebilir. bu genç öğretmen ise ünlü tarihçimiz enver behnan şapolyo’ dan başkası değildir. şapolyo, istanbul erkek lisesi ile ilgili anılarında, bu olaydan bahsederken, kendisinin de sürgünden nasibini aldığını ve bir yıl sonra, kadrosu istanbul erkek lisesi’ nde kalmak şartıyla, vefa lisesi’ ne gönderildiğini söyler. neticede, çaylar içilmez, öğretmenler toplantısı da dağılır, iğneci sınıf ta tamamen ihraç edilir, bursa erkek lisesi’ ne gönderilir.
bu olayın üzerinden yıllar geçer ve bursa erkek lisesi’ ne sürgün edilen öğrenciler mezun olurlar. işin ilginç yanı daha sonra olayı başka sınıftan bir öğrencinin yaptığı anlaşılır. “iğneci” sınıf adıyla tanınan sınıf o kadar meşhur olur ki, o sınıftan olmayanlar bile o sınıftan olduğunu iddia ederler. hikmet feridun es, tarihe geçen meşhur sözünde bunu şu şekilde ifade eder:
“biz 43 iğneci idik. fakat sonradan o kadar çok kişi iğneci sınıftan olduğunu iftiharla iddia etti ki, hayret etmemek mümkün değil”
bugün, bursa erkek liselilerin, bursa erkek lisesi mezunları olmalarıyla iftihar ettikleri “iğneciler” arasından çıkan bu ünlüler içerisinde kimler yok ki?
228 sait efendi: arkadaşları arasındaki lakabıyla h2o, yani sulu sait. ünlü hikayeci sait faik abasıyanık
697 rahmi efendi: ünlü hekim, politikacı, şair ve akıl hastalıkları uzmanı dr. rahmi duman
748 saffet efendi: ünlü hukukçu saffet nezihi bölükbaşı
725 feridun efendi: ünlü gazeteci ve yazar hikmet feridun es
sabri efendi: türk politika ve diplomasi hayatının unutulmaz isimlerinden, eski dışişleri bakanı ihsan sabri çağlayangil
sıtkı efendi : demokrat parti döneminin ünlü bakanlarından sıtkı yırcalı
ve daha niceleri…
olayın faili tam olarak anlaşılmadan ve hiç kimse suçu üstlenmedi diye bütün bir sınıfın bursa’ ya sürgün edilmesinin ağır bir ceza olup olmadığı ayrı bir tartışma konusudur, elbette. ancak bu olayın üzerinde düşünülecek tarafların, ders alınacak noktaların da olduğu da muhakkak.
okul idaresinin bir öğretmenin saygınlığını korumak için gösterdiği çaba, öğrencilerin bursa’ ya sürgüne gitmeyi göze alıp birbirlerini ele vermemeleri, isim vermemeleri, velilerin okul idaresinin verdiği karara saygı göstermeleri, üzerinde düşünmeye değer konular, elbette.
bursa erkek lisesi, istanbul erkek lisesi, kabataş erkek lisesi, galatasaray lisesi gibi eğitim kurumlarımızın başarılarının tesadüf olmadığını da unutmamak gerekir.