türk şiirini istemeden ayaklara düşüren akımdır. aslında şekilcilikten, kurallardan ve de kalıplardan kurtarmak istemişlerdi sadece şiiri.. ama ters tepti işte. yenice yayılmaya başladığı yıllarda ortaya çıkan arabesk kültüründen mi bilmem ama, herkes şiir yazar oldu bu akımdan sonra. gerçek şiire ulaşılamaz oldu. ha şu var, şiirde kafiye olmasın tamam.. tamam ama orhan veli gibi yaz, başım üstüne..
onların yapmak istediği, kafiyeli şiir yazayım diye,
suya attım bir taş
taş çıkardı bir ses
faşş faşş!!
gibi saçmalıkların ortaya çıkmasını önlemekti.. ve de birazcık başarılı oldular.. ama ytl'ye geçildiğinin 16. günü almanya'daki otomatlara bu paraları atıp makineleri kandıran türk halkının bu durumu nerelere vardıracağını düşünemediler sanırsam.. ve ortaya bu sefer de şunlar çıktı;
güneş batıyor yine
her tarafa çöküyor karanlık
yıldızlar parlarken gökyüzünde
ben yine seni düşünüyorum sevgilim..
şiirin içini boşaltmıştır kısacası.. nazım hikmet de kalıplardan sıyırmıştır şiirini ama farkını hissettirmiştir. olay budur.