baştan aşağı spoiler içeren bir entry’dir. sonra vay ben duymadım, vay ben görmedim olmasın.
—————————
duru’nun can’dan da problemli olduğu dizi. aslında can’a bilge çok iyi giderdi. ikisi birbirlerini tamamlarlardı.
duru kendisini zaman içinde her şeyden ve herkesten üstün görmeye başladığı için başarısız oldu ama bunu sürekli can’a yıktı. çünkü can ona aşıktı, deliydi, kul kölesiydi ve en yakınında istediği kadar hırpalayanileceği can’dan başka kimse yoktu. deniz varken de deniz’e aynı şeyi yapıyordu. deniz zaman içinde haysiyetsizleşse bile gerçek bu.
haklı sebepleri de olsa ilk gruptaki yerini kaybetti, nevrotik ve narsist tavırlarına özge’nin gazı da eklenince afife’yi de eline yüzüne bulaştırdı. yetmedi, ayağını da zorla kırdırttı, evi kundaklamaya kalktı.
gidecek insan için gitmek hiç zor bir şey değildi. bağıra bağıra değil, sessizce pekala gidebilirdi. o gitmek istemedi, can’ı mahvetmek istedi. karması da kendisine döndü.
çünkü aslında tutkusu olan şey dans falan değildi. insanlarla oynamaktı, isteklerini kabullendirmekti; önemli biri olmaktı ama bunun sürekli tavus kuşu gibi kabararak yapmak istedi. can ona köle olsun, deniz etrafında ona aşık olarak kalsın, her oyunda başrol oynasın, herkes her türlü şımarıklığını istinasız ve şartsız kabul etsin falan. halbuki vermeden almak allah’a mahsus. o güzelliğe ve yeteneğe rağmen sosyal başarısızlıkları her şeyi elde etme hırsı olayları olmadık yerlere getirdi.
oysa ki mutlu olmasına fazlasıyla yetecek şey elindeydi, gene kendi eliyle yıktı.
lafın kısası bu dizinin içten içe en problemli karakteri can manay değil, narsist kişilik bozukluğu olan duru durulay’dır.