bazen sozlukte gezinirken insanlarin babalari hakkinda yazdiklari yazilarina denk gelirim. dusunurdum o zaman bir insan babasini neden sevmez diye. niye nefret eder babasindan. ne yapmis olabilir ki en fazla. ancak zamanla ben de hayatimdaki cogu seyin babam yuzunden olduguna inanmaya basladim. ozguvensizligim, korkakligim, iletisim sorunum ve daha bir suru sey. yaniliyor da olabilirim tabi, kendi beceriksizliklerime bir bahane de uretiyor olabilirim, suclayacak birilerini ariyor olabilirim. ama bilmiyorum. hayatimda yaptigim hicbir seyin arkasinda durmamistir, hicbir sey. projeler yazmisimdir, sirket kurmusumdur. haber sitelerinde boy boy fotograflarim yayinlanmistir. ama bir tebrigi cok gormustur. varsa yoksa tek derdi paradir. islere girdim ciktim, para kazandim, kiz arkadasim oldu, yedim ictim, parasiz gezdim, ac yattim. neyin ne oldugunu cok iyi biliyorum. ben universitede bir kis mevsimini sirf para istemeyeyim diye yirtik ayakkabilarla gecirdim. o ayakkabilarla kutuphanelerde sabahladim. ama hep bir yuktum babam. insan kendi evine gitmeye utanir mi? ben utaniyorum. babamdan nefret etmiyorum ben ama artik bir sey de hissetmiyorum sanki. olsa da olurmus olmasa da olurmus. sirf karnimi doyurmus bu zamana kadar. doyurmasa da olurmus ben doyururum artik. cunku insan para kazanir, karnini doyurur ama kalbini doyuramaz, o boslugu dolduramaz.