bakınız türkiye ve rusya arasında yapılan bir mübadele var, ama türkiye elindeki sscb ordusundan kaçan şahısları, dilucu sınır kapısından değil, bugün gümrü'nün hemen karşısında olan akyaka sınır kapısından iade ediyor.
akyaka sınır kapısı eski adı tiknis ya da tıhmıs olarak geçen sınır kapısıdır.
sözde boraltan köprüsüne 10-15 kilometre mesafede borualan sınır kapısı adında bir başka sınır kapısı daha var, lakin burası iran'a açılan bir sınır kapısı ve şu an kapalı durumda.
yukarıdaki tutanakları incelediğinizde, tekirdağ milletvekili şevket mocan'ın 1947 senesinde türkiye'ye iltica etmiş 156 mültecinin sovyetler birliğine teslim edilip edilmediğini sorduğunu, adalet bakanının da verdiği cevapta, 2. dünya savaşı sonunda türkiye'nin almanya ve japonya'ya harp ilan etmesi sonucu müttefik devletler içinde yer aldığını, yapılan antlaşmalar gereğince de 1945 yılında türkiye'ye sığınmış olan ve hala sovyet ordusuna kayıtlı olan 195 kişinin tıhmıs sınır kapısından (yukarıda da bahsettiğim akyaka sınır kapısı) sovyetler birliğine teslim edildiğini bildirmiş.
antlaşma çerçevesinde türkiye'den sovyetler birliğine sığınan bir subay ve 2 er ise türkiye'ye teslim edilememiş olduğundan, türkiye'ye sığınmış sovyet uyruklu diğer askerler sovyetler birliğine teslim edilmemiş ve bunların tutulduğu yozgat kampı dağıtılarak arzu eden sovyet askerlerinin türkiye'de yaşamalarına müsade edildiği belirtilmiştir.
yine şevket mocan'ın soru önergesinde, teslimatın yapıldığı sınır karakolunda görevli yedek subayın sinir krizi geçirip aklını yitirdiği sorulmuş, adalet bakanı bu soruya da "böyle bir bilginin mevcut olmadığı" yanıtını vermiştir.
sonuç olarak;
1) boraltan köprüsü diye bir köprü yoktur.
2)olmayan bir köprünün diğer yakasında kurşuna dizilmiş 145, 146, 154, 170, 195, yahut da 454 kişi yoktur.
3)bu katliama şahit olup üzüntüden intihar eden bir türk subayı yoktur.
4)bu katliama şahit olup üzüntüden akli dengesini yitiren bir karakol komutanı yoktur.