Cumhuriyet gazetesinin ankara ofisinde büyük bir resmi varmış. istihbarat odasında mumcu’nun masası “yolsuzluk masası” olarak adlandırılmış. Feci şekilde öldürüldü. ihtiyatlı olmasa tüm ailesi de havaya uçabilirdi. Akademiye yönelmeden hemen önce gazeteci olmak isteğindeydim. Ama muhabir gibi değil. Araştırmacı gazeteCi olup burnumu sokmamam gereken yerlere sokacaktım. Sonra vazgeçtim bu düşünceden. Yine de mumcu araştırmacı gazeteci denince akla gelen ilk kişilerdendi. O dönemler bazı kitaplarını okudum. Zaten mumcu’nun çok esprili bir dili vardır. Çok kolay okunur. Mesela nihat erim’in beyin takımı için “neyin takımı”, fethi çelikbaş için “çelikbaş politikada demirbaş” gibi birçok şakasını hala hatırlarım. Halbuki kitabı okuyalı nereden baksan 8-9 sene olmuş. ideolojik pozisyonu sorunluydu tabii. 12 mart’ta muhtıra verilince birçokları gibi “aha bizimkiler geldi” diye asker şakşakçılığı yapmışlığı var ki zaten kendi de balyoz operasyonu ile Soluğu mamak’ta (Yanılmıyorsam) aldı. Sakıncalı piyade kitabında anlatır. O dönem böyle bir grup vardı. Ordu yönetime el koyacak, Sonra da bize devredecek. Yön/devrim pompaladı bunları. 1990’lardaki Politik pozisyonu hele tam facia. Binnaz toprak’ın worried modernlerinin bir proto tipi oldu. Sevabıyla günahıyla dürüst/saygın/idealist bir aydınmış. Keşke öldürülmeseydi.