musevilik ve müslümanlık

entry6 galeri
    3.
  1. profesörün 40.soruya verdiği "cevap" ile yarılmama sebep olmuş yazı. profesörümüzün haklı olduğu konular olsada haksız olduğu konularda az değil. yazıyı 2-3 entry'ye zor sığdıracağım ama olsun.

    ilk olarak tevrat'ta hatalı sandığı ayetlere bakalım :
    YARATILIŞ 1
    Dünyanın Yaratılışı
    1 Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı. 2 Yer boştu, yeryüzü şekilleri yoktu; engin karanlıklarla kaplıydı. Tanrı'nın Ruhu suların üzerinde hareket ediyordu.

    3 Tanrı, “Işık olsun” diye buyurdu ve ışık oldu. 4 Tanrı ışığın iyi olduğunu gördü ve onu karanlıktan ayırdı. 5 Işığa “Gündüz”, karanlığa “Gece” adını verdi. Akşam oldu, sabah oldu ve ilk gün oluştu.

    6 Tanrı, “Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın” diye buyurdu. 7 Ve öyle oldu. Tanrı gökkubbeyi yarattı. Kubbenin altındaki suları üstündeki sulardan ayırdı. 8 Kubbeye “Gök” adını verdi. Akşam oldu, sabah oldu ve ikinci gün oluştu.

    9 Tanrı, “Göğün altındaki sular bir yere toplansın, kuru toprak görünsün” diye buyurdu ve öyle oldu. 10 Kuru alana “Kara”, toplanan sulara “Deniz” adını verdi. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü.

    11 Tanrı, “Yeryüzü bitkiler, tohum veren otlar, türüne göre tohumu meyvesinde bulunan meyve ağaçları üretsin” diye buyurdu ve öyle oldu. 12 Yeryüzü bitkiler, türüne göre tohum veren otlar, tohumu meyvesinde bulunan meyve ağaçları yetiştirdi. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü. 13 Akşam oldu, sabah oldu ve üçüncü gün oluştu.

    14-15 Tanrı şöyle buyurdu: “Gökkubbede gündüzü geceden ayıracak, yeryüzünü aydınlatacak ışıklar olsun. Belirtileri, mevsimleri, günleri, yılları göstersin.” Ve öyle oldu. 16 Tanrı büyüğü gündüze, küçüğü geceye egemen olacak iki büyük ışığı ve yıldızları yarattı. 17-18 Yeryüzünü aydınlatmak, gündüze ve geceye egemen olmak, ışığı karanlıktan ayırmak için onları gökkubbeye yerleştirdi. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü. 19 Akşam oldu, sabah oldu ve dördüncü gün oluştu.

    20 Tanrı, “Sular canlı yaratıklarla dolup taşsın, yeryüzünün üzerinde, gökte kuşlar uçuşsun” diye buyurdu. 21 Tanrı büyük deniz canavarlarını, sularda kaynaşan canlıları ve uçan çeşitli varlıkları yarattı. Bunun iyi olduğunu gördü. 22 Tanrı, “Verimli olun, çoğalın, denizleri doldurun, yeryüzünde kuşlar çoğalsın” diyerek onları kutsadı. 23 Akşam oldu, sabah oldu ve beşinci gün oluştu.

    24 Tanrı, “Yeryüzü çeşit çeşit canlı yaratık, evcil ve yabanıl hayvan, sürüngen türetsin” diye buyurdu. Ve öyle oldu. 25 Tanrı çeşit çeşit yabanıl hayvan, evcil hayvan, sürüngen yarattı. Bunun iyi olduğunu gördü.

    26 Tanrı, “Kendi suretimizde, kendimize benzer insan yaratalım” dedi, “Denizdeki balıklara, gökteki kuşlara, evcil hayvanlara, sürüngenlere, yeryüzünün tümüne egemen olsun.”

    27 Tanrı insanı kendi suretinde yarattı, onu Tanrı'nın suretinde yarattı. Onları erkek ve dişi olarak yarattı. 28 Onları kutsayarak, “Verimli olun, çoğalın” dedi, “Yeryüzünü doldurun ve denetiminize alın; denizdeki balıklara, gökteki kuşlara, yeryüzünde yaşayan bütün canlılara egemen olun. 29 işte yeryüzünde tohum veren her otu, tohumu meyvesinde bulunan her meyve ağacını size veriyorum. Bunlar size yiyecek olacak. 30 Yabanıl hayvanlara, gökteki kuşlara, sürüngenlere –soluk alıp veren bütün hayvanlara– yiyecek olarak yeşil otları veriyorum.” Ve öyle oldu. 31 Tanrı yarattıklarına baktı ve her şeyin çok iyi olduğunu gördü. Akşam oldu, sabah oldu ve altıncı gün oluştu.

    Tevrat Özeti
    Tevrat Musa Peygamber’in yazmış olduğu 5 kitaptan oluşur. Bu kitaplar Yaratılış, Mısır’dan Çıkış, Levililer, Sayılar ve Yasa’nın Tekrarı olarak adlandırılır.

    Yaratılış Kitabı’nda Evrenin ve Dünyanın, Adem ve Havva’nın ilk insanlar olarak Tanrı benzeyişinde yaratılışından, ilk günah ve insanın düşüşünden bahseder. Nuh Tufanı’ndan ve ayrıca ibrahim, ishak, Yakup ve Yusuf’tan bahseder.

    Mısır’dan Çıkış Kitabı Yusuf’un Mısır’da yaşayan soyunun yaşadıkları zorlukları ve Tanrı’nın halkını Mısır’daki kölelikten kurtarıp nasıl kendi halkı yapmak için kutsal kılmaya çalıştığından bahseder. Tanrı’nın Musa aracılığyla halkına uyması için verdiği On Emir ve diğer buyrukları da bu kitapta geçer.

    Levililer Kitabı, Kahin soyu olan Levililerin yaşayış ve sorumlulukları, tapınma düzeni vs. gibi ibadet için gereken şeylerin nasıl hazırlanması gerektiğinden bahseder.

    Çölde Sayım’da israil halkının Sina Dağı’ndan Moav’a ve daha sonrasında Kadesh-Barnea’ya göç sırasında başına gelenlerden bahseder.

    Yasa’nın Tekrarı Kitabı, Musa son 40 yılın önemli olaylarından bahsediyor. On Buyruk tekrarlanıyor, Tanrı’nın halkıyla yaptığı anlaşma hatırlanıyor ve Yeşu Musa’dan sonra israil halkının önderi olarak atanıyor.

    Kutsal Kitap ile ilgili sorularınız, öğrenmek istedikleriniz varsa bizimle iletişime geçmeniz halinde size yardımcı olmaktan memnuniyet duyarız. MISIR'DAN ÇIKIŞ 1
    israilliler Mısır'da Baskı Görüyor
    1 Yakup'la birlikte aileleriyle Mısır'a giden israiloğulları'nın adları şunlardır: 2 Ruben, Şimon, Levi, Yahuda, 3 issakar, Zevulun, Benyamin, 4 Dan, Naftali, Gad, Aşer. 5 Yakup'un soyundan gelenler toplam yetmiş kişiydi. Yusuf zaten Mısır'daydı.

    6 Zamanla Yusuf, kardeşleri ve o kuşağın hepsi öldü. 7 Ama soyları arttı; üreyip çoğaldılar, gittikçe büyüdüler, ülke onlarla dolup taştı.

    8 Sonra Yusuf hakkında bilgisi olmayan yeni bir kral Mısır'da tahta çıktı. 9 Halkına, “Bakın, israilliler sayıca bizden daha çok” dedi, 10 “Gelin, onlara karşı aklımızı kullanalım, yoksa daha da çoğalırlar; bir savaş çıkarsa, düşmanlarımıza katılıp bize karşı savaşır, ülkeyi terk ederler.”

    11 Böylece Mısırlılar israilliler'in başına onları ağır işlere koşacak angaryacılar atadılar. israilliler firavun için Pitom ve Ramses adında ambarlı kentler yaptılar. 12 Ama Mısırlılar baskı yaptıkça israilliler daha da çoğalarak bölgeye yayıldılar. Mısırlılar korkuya kapılarak 13 israilliler'i amansızca çalıştırdılar. 14 Her türlü tarla işi, harç ve kerpiç yapımı gibi ağır işlerle yaşamı onlara zehir ettiler. Bütün işlerinde onları amansızca kullandılar.

    15 Mısır Kralı, Şifra ve Pua adındaki ibrani ebelere şöyle dedi: 16 “ibrani kadınlarını doğum sandalyesinde doğurturken iyi bakın; çocuk erkekse öldürün, kızsa dokunmayın.” 17 Ama ebeler Tanrı'dan korkan kimselerdi, Mısır Kralı'nın buyruğuna uymayarak erkek çocukları sağ bıraktılar. 18 Bunun üzerine Mısır Kralı ebeleri çağırtıp, “Niçin yaptınız bunu?” diye sordu, “Neden erkek çocukları sağ bıraktınız?”

    19 Ebeler, “ibrani kadınlar Mısırlı kadınlara benzemiyor” diye yanıtladılar, “Çok güçlüler. Daha ebe gelmeden doğuruyorlar.”

    20 Tanrı ebelere iyilik etti. Halk çoğaldıkça çoğaldı. 21 Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.

    22 Bunun üzerine firavun bütün halkına buyruk verdi: “Doğan her ibrani erkek çocuk Nil'e atılacak, kızlar sağ bırakılacak.”

    MISIR'DAN ÇIKIŞ 2
    Musa'nın Doğumu
    1 Levili bir adam kendi oymağından bir kızla evlendi. 2 Kadın gebe kaldı ve bir erkek çocuk doğurdu. Güzel bir çocuk olduğunu görünce, onu üç ay gizledi. 3 Daha fazla gizleyemeyeceğini anlayınca, hasır bir sepet alıp katran ve ziftle sıvadı. içine çocuğu yerleştirip Nil kıyısındaki sazlığa bıraktı. 4 Çocuğun ablası kardeşine ne olacağını görmek için uzaktan gözlüyordu.

    5 O sırada firavunun kızı yıkanmak için ırmağa indi. Hizmetçileri ırmak kıyısında yürüyorlardı. Sazların arasındaki sepeti görünce, firavunun kızı onu getirmesi için hizmetçisini gönderdi. 6 Sepeti açınca ağlayan çocuğu gördü. Ona acıyarak, “Bu bir ibrani çocuğu” dedi.

    7 Çocuğun ablası firavunun kızına, “Gidip bir ibrani sütnine çağırayım mı?” diye sordu, “Senin için bebeği emzirsin.”

    8 Firavunun kızı, “Olur” diye yanıtladı. Kız gidip bebeğin annesini çağırdı. 9 Firavunun kızı kadına, “Bu bebeği al, benim için emzir, ücretin neyse veririm” dedi. Kadın bebeği alıp emzirdi. 10 Çocuk büyüyünce, onu geri getirdi. Firavunun kızı çocuğu evlat edindi. “Onu sudan çıkardım” diyerek adını Musa koydu.

    Musa Midyan'a Kaçıyor
    11 Musa büyüdükten sonra bir gün soydaşlarının yanına gitti. Yaptıkları ağır işleri seyrederken bir Mısırlı'nın bir ibrani'yi dövdüğünü gördü. 12 Çevresine göz gezdirdi; kimse olmadığını anlayınca, Mısırlı'yı öldürüp kuma gizledi. 13 Ertesi gün gittiğinde, iki ibrani'nin kavga ettiğini gördü. Haksız olana, “Niçin kardeşini dövüyorsun?” diye sordu.

    14 Adam, “Kim seni başımıza yönetici ve yargıç atadı?” diye yanıtladı, “Mısırlı'yı öldürdüğün gibi beni de mi öldürmek istiyorsun?” O zaman Musa korkarak, “Bu iş ortaya çıkmış!” diye düşündü. 15 Firavun olayı duyunca Musa'yı öldürtmek istedi. Ancak Musa ondan kaçıp Midyan yöresine gitti. Bir kuyunun başında otururken 16 Midyanlı bir kâhinin yedi kızı su çekmeye geldi. Babalarının sürüsünü suvarmak için yalakları dolduruyorlardı. 17 Ama bazı çobanlar gelip onları kovmak istedi. Musa kızların yardımına koşup hayvanlarını suvardı.

    18 Sonra kızlar babaları Reuel'in yanına döndüler. Reuel, “Nasıl oldu da bugün böyle tez geldiniz?” diye sordu.

    19 Kızlar, “Mısırlı bir adam bizi çobanların elinden kurtardı” diye yanıtladılar, “Üstelik bizim için su çekip hayvanlara verdi.”

    20 Babaları, “Nerede o?” diye sordu, “Niçin adamı dışarıda bıraktınız? Gidin onu yemeğe çağırın.”

    21 Musa Reuel'in yanında kalmayı kabul etti. Reuel de kızı Sippora'yı onunla evlendirdi. 22 Sippora bir erkek çocuk doğurdu. Musa, “Garibim bu yabancı ülkede” diyerek çocuğa Gerşom adını verdi.

    23 Aradan yıllar geçti, bu arada Mısır Kralı öldü. israilliler hâlâ kölelik altında inliyor, feryat ediyorlardı. Sonunda yakarışları Tanrı'ya erişti. 24 Tanrı iniltilerini duydu; ibrahim, ishak ve Yakup'la yaptığı antlaşmayı anımsadı. 25 israilliler'e baktı ve onlara ilgi gösterdi.

    MISIR'DAN ÇIKIŞ 3
    Tanrı Musa'yı Çağırıyor
    1 Musa kayınbabası Midyanlı Kâhin Yitro'nun sürüsünü güdüyordu. Sürüyü çölün batısına sürdü ve Tanrı Dağı'na, Horev'e vardı. 2 RAB'bin meleği bir çalıdan yükselen alevlerin içinde ona göründü. Musa baktı, çalı yanıyor, ama tükenmiyor. 3 “Çok garip” diye düşündü, “Gidip bir bakayım, çalı neden tükenmiyor!”

    4 RAB Tanrı Musa'nın yaklaştığını görünce, çalının içinden, “Musa, Musa!” diye seslendi.

    Musa, “Buyur!” diye yanıtladı.

    5 Tanrı, “Fazla yaklaşma” dedi, “Çarıklarını çıkar. Çünkü bastığın yer kutsal topraktır. 6 Ben babanın Tanrısı, ibrahim'in Tanrısı, ishak'ın Tanrısı ve Yakup'un Tanrısı'yım.” Musa yüzünü kapadı, çünkü Tanrı'ya bakmaya korkuyordu.

    7 RAB, “Halkımın Mısır'da çektiği sıkıntıyı yakından gördüm” dedi, “Angaryacılar yüzünden ettikleri feryadı duydum. Acılarını biliyorum. 8 Bu yüzden onları Mısırlılar'ın elinden kurtarmak için geldim. O ülkeden çıkarıp geniş ve verimli topraklara, süt ve bal akan ülkeye, Kenan, Hitit, Amor, Periz, Hiv ve Yevus topraklarına götüreceğim. 9 israilliler'in feryadı bana erişti. Mısırlılar'ın onlara yapmakta olduğu baskıyı görüyorum. 10 Şimdi gel, halkım israil'i Mısır'dan çıkarmak için seni firavuna göndereyim.”

    11 Musa, “Ben kimim ki firavuna gidip israilliler'i Mısır'dan çıkarayım?” diye karşılık verdi.

    12 Tanrı, “Kuşkun olmasın, ben seninle olacağım” dedi, “Seni benim gönderdiğimin kanıtı şu olacak: Halkı Mısır'dan çıkardığın zaman bu dağda bana tapınacaksınız.”

    13 Musa şöyle karşılık verdi: “israilliler'e gidip, ‘Beni size atalarınızın Tanrısı gönderdi’ dersem, ‘Adı nedir?’ diye sorabilirler. O zaman ne diyeyim?”

    14 Tanrı, “Ben Ben'im” dedi, “israilliler'e de ki, ‘Beni size Ben Ben'im diyen gönderdi.’

    15 “israilliler'e de ki, ‘Beni size atalarınızın Tanrısı, ibrahim'in Tanrısı, ishak'ın Tanrısı ve Yakup'un Tanrısı Yahve gönderdi.’ Sonsuza dek adım bu olacak. Kuşaklar boyunca böyle anılacağım. 16 Git, israil ileri gelenlerini topla, onlara şöyle de: ‘Atalarınız ibrahim'in, ishak'ın, Yakup'un Tanrısı Yahve bana görünerek şunları söyledi: Sizinle ve Mısır'da size yapılanlarla yakından ilgileniyorum. 17 Söz verdim, sizi Mısır'da çektiğiniz sıkıntıdan kurtaracağım; Kenan, Hitit, Amor, Periz, Hiv ve Yevus topraklarına, süt ve bal akan ülkeye götüreceğim.’

    18 “israil ileri gelenleri seni dinleyecekler. Sonra birlikte Mısır Kralı'na gidip, ‘ibraniler'in Tanrısı Yahve bizimle görüştü’ diyeceksiniz, ‘Şimdi izin ver, Tanrımız Yahve'ye kurban kesmek için çölde üç gün yol alalım.’ 19 Ama biliyorum, güçlü bir el zorlamadıkça Mısır Kralı gitmenize izin vermeyecek. 20 Elimi uzatacak ve aralarında şaşılası işler yaparak Mısır'ı cezalandıracağım. O zaman sizi salıverecek.

    21 “Halkımın Mısırlılar'ın gözünde lütuf bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz. 22 Her kadın Mısırlı komşusundan ya da konuğundan altın ve gümüş takılar, giysiler isteyecek. Oğullarınızı, kızlarınızı bunlarla süsleyeceksiniz. Mısırlılar'ı soyacaksınız.”

    MISIR'DAN ÇIKIŞ 4
    Rab Musa'ya Belirtiler Gösteriyor
    1 Musa, “Ya bana inanmazlarsa?” dedi, “Sözümü dinlemez, ‘RAB sana görünmedi’ derlerse, ne olacak?”

    35 israilliler Musa'nın dediğini yapmış, Mısırlılar'dan altın, gümüş eşya ve giysi istemişlerdi. 36 RAB israilliler'in Mısırlılar'ın gözünde lütuf bulmasını sağladı. Mısırlılar onlara istediklerini verdiler. Böylece israilliler onları soydular.

    37 israilliler kadın ve çocukların dışında altı yüz bin kadar erkekle yaya olarak Ramses'ten Sukkot'a doğru yola çıktılar. 38 Daha pek çok kişi de onlarla birlikte gitti. Yanlarında çok sayıda davar ve sığır vardı. 39 Mısır'dan getirdikleri hamurla mayasız pide pişirdiler. Maya yoktu. Çünkü Mısır'dan kovulmuşlar, kendilerine azık hazırlayacak zaman bulamamışlardı.

    40 israilliler Mısır'da dört yüz otuz yıl yaşadı. 41 Dört yüz otuz yılın sonuncu günü RAB'bin halkı ordular halinde Mısır'ı terk etti. 42 O gece RAB israilliler'i Mısır'dan çıkarmak için sürekli bekledi. israilliler de kuşaklar boyunca aynı gece RAB'bi yüceltmek için uyanık olmalıdır.

    Fısıh Kuralları
    43 RAB Musa'yla Harun'a şöyle dedi: “Fısıh Bayramı'nın* kuralları şunlardır: Hiçbir yabancı Fısıh etini yemeyecek. 44 Ama satın aldığınız köleler sünnet edildikten sonra ondan yiyebilir. 45 Konuklar ve ücretli işçiler ondan yemeyecek. 46 Fısıh eti evde yenmeli, evin dışına çıkarılmamalı. Kemikleri kırmayacaksınız. 47 Bütün israil topluluğu Fısıh Bayramı'nı kutlayacak. 48 Yanınızdaki yabancı bir konuk RAB'bin Fısıh Bayramı'nı kutlamak isterse, önce evindeki bütün erkekler sünnet edilmeli; sonra yerel halktan biri gibi israil halkına katılıp bayramı kutlayabilir. Ama sünnetsiz biri Fısıh etini yemeyecektir. 49 Ülkede doğan için de, aranızda yaşayan yabancı için de aynı kural geçerlidir.” 50 israilliler RAB'bin Musa'yla Harun'a verdiği buyruğu eksiksiz yerine getirdiler. 51 O gün RAB israilliler'i ordular halinde Mısır'dan çıkardı.

    MISIR'DAN ÇIKIŞ 13
    ilk Doğanların Adanması
    1-2 RAB Musa'ya, “Bütün ilk doğanları bana adayın” dedi, “israilliler arasında insan olsun, hayvan olsun her rahmin ilk ürünü bana aittir.”

    3 Musa halka, “Mısır'dan, köle olduğunuz ülkeden çıktığınız bugünü anımsayın” dedi, “Çünkü RAB güçlü eliyle sizi oradan çıkardı. Mayalı hiçbir şey yenmeyecek. 4 Bugün Aviv ayında buradan ayrılıyorsunuz. 5 RAB sizi Kenan, Hitit, Amor, Hiv ve Yevus topraklarına, atalarınıza vereceğine ant içtiği süt ve bal akan ülkeye götürdüğü zaman bu ay şu törelere uyacaksınız: 6 Yedi gün mayasız ekmek yiyecek, yedinci gün RAB'be bayram yapacaksınız. 7 O yedi gün içinde yalnız mayasız ekmek yiyeceksiniz. Aranızda ve ülkenizin hiçbir yerinde mayalı bir şey görülmeyecek. 8 O gün oğullarınıza, ‘Mısır'dan çıktığımızda RAB'bin bizim için yaptıklarından dolayı bunları yapıyoruz’ diye anlatacaksınız. 9 Bu elinizde bir belirti ve alnınızda bir anma işareti olacak; öyle ki, RAB'bin yasası hep ağzınızda olsun. Çünkü RAB güçlü eliyle sizi Mısır'dan çıkardı. 10 Siz de her yıl belirlenen tarihte bu kuralı uygulamalısınız.

    11 “RAB size ve atalarınıza ant içerek söz verdiği gibi sizi Kenan topraklarına getirecektir. Orayı size verdiği zaman, 12 ilk doğan erkek çocuklarınızın ve hayvanlarınızın hepsini RAB'be adayacaksınız. Çünkü bunlar RAB'be aittir. 13 ilk doğan her sıpanın bedelini bir kuzuyla ödeyin. Bedelini ödemezseniz, boynunu kırın. Bütün ilk doğan erkek çocuklarınızın bedelini ödemelisiniz.

    14 “ilerde oğullarınız size, ‘Bunun anlamı ne?’ diye sorduklarında, ‘RAB bizi güçlü eliyle Mısır'dan, köle olduğumuz ülkeden çıkardı’ diye yanıtlarsınız, 15 ‘Firavun bizi salıvermemekte diretince, RAB Mısır'da insanların ve hayvanların bütün ilk doğanlarını öldürdü. işte bunun için hayvanların ilk doğan erkek yavrularını RAB'be kurban ediyoruz. ilk doğan erkek çocuklarımızın bedelini ise bir hayvanla ödüyoruz.’ 16 Bu uygulama elinizde bir belirti ve alnınızda bir anma işareti olacak; RAB'bin bizi Mısır'dan güçlü eliyle çıkardığını anımsatacak.”

    Kamış Denizi'ni Geçiş
    17 Firavun israilliler'i salıverdiğinde, Filist yöresi yakın olmasına karşın, Tanrı onları oradan götürmedi. Çünkü, “Halk savaşla karşılaşınca, düşüncelerini değiştirip Mısır'a geri dönebilir” diye düşündü. 18 Halkı çöl yolundan Kamış Denizi'ne* doğru dolaştırdı. israilliler Mısır'dan silahlı çıkmışlardı.

    19 Musa Yusuf'un kemiklerini yanına almıştı. Çünkü Yusuf israil'in oğullarına, “Tanrı kesinlikle size yardım edecek, kemiklerimi buradan götüreceksiniz” diye sıkı sıkı ant içirmişti.

    20 Sukkot'tan ayrılıp çöl kenarında, Etam'da konakladılar. 21 Gece gündüz ilerlemeleri için, RAB gündüzün bir bulut sütunu içinde yol göstererek, geceleyin bir ateş sütunu içinde ışık vererek onlara öncülük ediyordu. 22 Gündüz bulut sütunu, gece ateş sütunu halkın önünden eksik olmadı.

    MISIR'DAN ÇIKIŞ 14
    1-2 RAB Musa'ya, “israilliler'e söyle, dönsünler” dedi, “Pi-Hahirot yakınlarında, Migdol ile deniz arasında, Baal-Sefon'un karşısında deniz kıyısında konaklasınlar. 3 Firavun şöyle düşünecek: ‘israilliler ülkede şaşkın şaşkın dolaşıyorlardır, çöl onları kuşatmıştır.’ 4 Firavunu inatçı yapacağım. Onların peşine düşecek. Böylece firavunla ordusunu yenerek yücelik kazanacağım. Mısırlılar bilecek ki, ben RAB'bim.” israilliler söyleneni yaptılar.

    5 Halkın kaçtığı Mısır Firavunu'na bildirilince, firavunla görevlileri onlara ilişkin düşüncelerini değiştirdiler: “Biz ne yaptık?” dediler, “israilliler'i salıvermekle kölelerimizi kaybetmiş olduk!” 6 Firavun savaş arabasını hazırlattı, ordusunu yanına aldı. 7 Seçme altı yüz savaş arabasının yanısıra, Mısır'ın bütün savaş arabalarını sorumlu sürücüleriyle birlikte yanına aldı. 8 RAB Mısır Firavunu'nu inatçı yaptı. Firavun zafer havası içinde ilerleyen israilliler'in peşine düştü. 9 Mısırlılar firavunun bütün atları, savaş arabaları, atlıları, askerleriyle onların ardına düştüler ve deniz kıyısında, Pi-Hahirot yakınlarında, Baal-Sefon'un karşısında konaklarken onlara yetiştiler.

    10 Firavun yaklaşırken, israilliler Mısırlılar'ın arkalarından geldiğini görünce dehşete kapılarak RAB'be feryat ettiler. 11 Musa'ya, “Mısır'da mezar mı yoktu da bizi çöle ölmeye getirdin?” dediler, “Bak, Mısır'dan çıkarmakla bize ne yaptın! 12 Mısır'dayken sana, ‘Bırak bizi, Mısırlılar'a kulluk edelim’ demedik mi? Çölde ölmektense Mısırlılar'a kulluk etsek bizim için daha iyi olurdu.”

    13 Musa, “Korkmayın!” dedi, “Yerinizde durup bekleyin, RAB bugün sizi nasıl kurtaracak görün. Bugün gördüğünüz Mısırlılar'ı bir daha hiç görmeyeceksiniz. 14 RAB sizin için savaşacak, siz sakin olun yeter.”

    15 RAB Musa'ya, “Niçin bana feryat ediyorsun?” dedi, “israilliler'e söyle, ilerlesinler. 16 Sen değneğini kaldır, elini denizin üzerine uzat. Sular yarılacak ve israilliler kuru toprak üzerinde yürüyerek denizi geçecekler. 17 Ben Mısırlılar'ı inatçı yapacağım ki, artlarına düşsünler. Firavunu, bütün ordusunu, savaş arabalarını, atlılarını yenerek yücelik kazanacağım. 18 Firavun, savaş arabaları ve atlılarından ötürü yücelik kazandığım zaman, Mısırlılar bilecek ki, ben RAB'bim.”

    19-20 israil ordusunun önünde yürüyen Tanrı'nın meleği yerini değiştirip arkaya geçti. Önlerindeki bulut sütunu da yerini değiştirip arkalarına, Mısır ve israil ordularının arasına geldi. Gece boyunca bulut bir yanı karartıyor, öbür yanı aydınlatıyordu. Bu yüzden, bütün gece iki taraf birbirine yaklaşamadı.

    21 Musa elini denizin üzerine uzattı. RAB bütün gece güçlü doğu rüzgarıyla suları geri itti, denizi karaya çevirdi. Sular ikiye bölündü, 22 israilliler kuru toprak üzerinde yürüyerek denizi geçtiler. Sular sağlarında, sollarında onlara duvar oluşturdu. 23 Mısırlılar artlarından geliyordu. Firavunun bütün atları, savaş arabaları, atlıları denizde onları izliyordu. 24 Sabah nöbetinde RAB ateş ve bulut sütunundan Mısır ordusuna baktı ve onları şaşkına çevirdi. 25 Arabalarının tekerleklerini çıkardı ; öyle ki, arabalarını zorlukla sürdüler. Mısırlılar, “israilliler'den kaçalım!” dediler, “Çünkü RAB onlar için bizimle savaşıyor.”

    26 RAB Musa'ya, “Elini denizin üzerine uzat” dedi, “Sular Mısırlılar'ın, savaş arabalarının, atlılarının üzerine dönsün.” 27 Musa elini denizin üzerine uzattı. Sabaha karşı deniz olağan haline döndü. Mısırlılar sulardan kaçarken RAB onları denizin ortasında silkip attı. 28 Geri dönen sular savaş arabalarını, atlıları, israilliler'in peşinden denize dalan firavunun bütün ordusunu yuttu. Onlardan bir kişi bile sağ kalmadı.

    29 Ama israilliler denizi kuru toprakta yürüyerek geçmişlerdi. Sular sağlarında, sollarında onlara duvar oluşturmuştu. 30 RAB o gün israilliler'i Mısırlılar'ın elinden kurtardı. israilliler deniz kıyısında Mısırlılar'ın ölülerini gördüler. 31 RAB'bin Mısırlılar'a gösterdiği büyük gücü gören israil halkı RAB'den korkup O'na ve kulu Musa'ya güvendi.

    MISIR'DAN ÇIKIŞ 15
    Kurtuluş Ezgisi
    1 Musa'yla israilliler RAB'be şu ezgiyi söylediler:

    “Ezgiler sunacağım RAB'be,

    Çünkü yüceldikçe yüceldi;

    Atları da, atlıları da denize döktü.

    2 Rab gücüm ve ezgimdir,

    O kurtardı beni.

    O'dur Tanrım,

    Övgüler sunacağım O'na.

    O'dur babamın Tanrısı,

    Yücelteceğim O'nu.

    3 Savaş eridir RAB,

    Adı RAB'dir.

    4 “Denize attı firavunun ordusunu,

    Savaş arabalarını.

    Kamış Denizi'nde* boğuldu seçme subayları.

    5 Derin sulara gömüldüler,

    Taş gibi dibe indiler.

    6 “Senin sağ elin, ya RAB,

    Senin sağ elin korkunç güce sahiptir.

    Altında düşmanlar kırılır.

    7 Devrilir sana başkaldıranlar büyük görkemin karşısında,

    Gönderir gazabını anız gibi tüketirsin onları.

    8 Burnunun soluğu karşısında,

    Sular yığıldı bir araya.

    Kabaran sular duvarlara dönüştü,

    Denizin göbeğindeki derin sular dondu.

    9 Düşman böbürlendi:

    ‘Peşlerine düşüp yakalayacağım onları’ dedi,

    ‘Bölüşeceğim çapulu,

    Dileğimce yağmalayacağım,

    Kılıcımı çekip yok edeceğim onları.’

    10 Üfledin soluğunu, denize gömüldüler,

    Kurşun gibi engin sulara battılar.

    11 “Var mı senin gibisi ilahlar arasında, ya RAB?

    Senin gibi kutsallıkta görkemli, heybetiyle övgüye değer,

    Harikalar yaratan var mı?

    12 Sağ elini uzattın,

    Yer yuttu onları.

    13 Öncülük edeceksin sevginle kurtardığın halka,

    Kutsal konutunun yolunu göstereceksin gücünle onlara.

    14 Uluslar duyup titreyecekler,

    Filist halkını dehşet saracak.

    15 Edom beyleri korkuya kapılacak,

    Moav önderlerini titreme alacak,

    Kenan'da yaşayanların tümü korkudan eriyecek.

    16 Korku ve dehşet düşecek üzerlerine,

    Senin halkın geçinceye dek, ya RAB,

    Sahip olduğun bu halk geçinceye dek,

    Bileğinin gücü karşısında taş kesilecekler.

    17 Ya RAB, halkını içeri alacaksın.

    Kendi dağına, yaşamak için seçtiğin yere,

    Ellerinle kurduğun kutsal yere dikeceksin, ya Rab!

    18 RAB sonsuza dek egemen olacaktır.”

    19 Firavunun atları, savaş arabaları, atlıları denize dalınca, RAB suları onların üzerine çevirdi. Ama israilliler denizi kuru toprakta yürüyerek geçtiler.

    20 Harun'un kızkardeşi Peygamber Miryam tefini eline aldı, bütün kadınlar teflerle, oynayarak onu izlediler. 21 Miryam onlara şu ezgiyi söyledi:

    “Ezgiler sunun RAB'be,

    Çünkü yüceldikçe yüceldi,

    Atları, atlıları denize döktü.”

    Acı Su
    22 Musa israilliler'i Kamış Denizi'nin* ötesine çıkardı. Şur Çölü'ne girdiler. Çölde üç gün yol aldılarsa da su bulamadılar. 23 Mara'ya vardılar. Ama Mara'nın suyunu içemediler, çünkü su acıydı. Bu yüzden oraya Mara adı verildi. 24 Halk, “Ne içeceğiz?” diye Musa'ya yakınmaya başladı.

    25 Musa RAB'be yakardı. RAB ona bir ağaç parçası gösterdi. Musa onu suya atınca sular tatlı oldu.

    Orada RAB onlar için bir kural ve ilke koydu, hepsini sınadı. 26 “Ben, Tanrınız RAB'bin sözünü dikkatle dinler, gözümde doğru olanı yapar, buyruklarıma kulak verir, bütün kurallarıma uyarsanız, Mısırlılar'a verdiğim hastalıkların hiçbirini size vermeyeceğim” dedi, “Çünkü size şifa veren RAB benim.”

    27 Sonra Elim'e gittiler. Orada on iki su kaynağı, yetmiş hurma ağacı vardı. Su kıyısında konakladılar.

    şimdi kurandaki çelişkili ayetlere verdiği sözde "cevap"lara bakalım

    ---allahın ve islamın varlığından habersiz ölüp giden insanlar---

    dünyamızda hala kabile hayatı yaşayan insanlar var. bu tarz insanlar eskiden daha çok vardı. veya en basitinden kızılderililer vardı.

    ve bu kabilelere islam ile ilgili hiç bir bilgi gelmedi. veya kuran onlara inmedi. örneğin amerika kıtası 15. yüzyılda keşfedildi. ve o sırada amerika kıtasında yıllardır varlığını sürdüren kızılderililer vardı. onlara asla islam ile ilgili bilgi gitmedi. onların kavmine peygamber de inmedi. islamın varlığından habersiz yaşayıp ölen birsürü kızılderili oldu. eğer allah gerçekten varsa kızılderilileri neden yarattı? kızılderililer islamın varlığından habersiz olduğu için cennete mi gidecekler cehenneme mi? ve hiç biryere gitmeyeceklerse neden yaratıldılar. aynı soru kabileler içinde geçerli.

    -

    -

    -

    ---irademizi aslında bizim kontrol edemememiz---

    islama göre yaptığımız tüm seçimlerden, söylediğimiz tüm sözlerden biz sorumluyuz. ve hepsinin cezası var.

    ama bir insan iradesini ne kadar kontrol edebilir? neredeyse hiç.
    çünkü, bizim davranışlarımız, ilişkilerimiz, hareketlerimiz ve konuşma tarzımız gibi şeyler tamamen beynimizin yapısı ile alakalı. yani beynimizdeki lobların, hormonların çalışma prensibi bizim karakterimizi belirler. buna göre bizim aslında kendi irademiz yok. sadece beynimizin yapısı var. ve beynimizin yapısı nasılsa ona göre hareket ediyoruz.

    mesela phineas gage vakasını inceleyelim;

    ''25 yaşındaki inşaat ustası, cavendish vermont yolu boyunca kurulan yeni bir tren rayı yatağının kurulumunda çalışıyordu. görevi ise bir deliğe yerleştirilen patlayıcıları demir bir çubukla bastırarak sıkıştırmaktı. bu oldukça tehlikeli bir görevdi. bir nedenden dolayı patlayıcılar erken infilak etti ve yaklaşık 6 kiloluk demir bir çubuk havaya fırladı ve gage’in sol yanağından girip beyninden geçerek kafatasından dışarı çıktı. zavallı gage mucizevi bir şekilde hayatta kalmıştı ve bilinci halen açıktı.''

    beyninden 6 kiloluk demir bir çubuk girdi ama ölmedi. yaşamına devam etti. bir ay sonra sağlıklı yaşamına geri dönmüştü. ama bir gariplik vardı.

    ''şimdiki gage ile 1 ay önceki gage'in alakası yoktu. karakter olarak bambaşka bir adam olmuştu. çalışmasına çalışıyordu, eskisi kadar çalışkandı da. fakat davranışları ve karakteri tamamen değişmişti. algısal problemler de yaşıyordu. kendisine yardım etmek isteyenleri bile tersliyordu. sabırsız bir hal almıştı, kimseye tahammül edemiyordu. kibar, saygılı bir adam olan gage şimdi ise küfürbaz ve tahammülsüz bir adam olmuştu.''

    yazıda da söylendiği gibi gage beynine etki eden bu demir çubuk yüzünden karakteri tamamen farklı bir insan olmuştu. çünkü beynine etki eden o demir onun beyninin çalışma yapısını değiştirmişti. ve bu farklılık onun karakterine ve davranışlarına yansımıştı.

    görüldüğü gibi aslında davranışlarımız bizim irademiz altında değildir. beynimizin yapısı nasılsa ona göre davranırız.

    peki islam dinine göre phineas gage ettiği küfürlerden ve davranışlarından ötürü günah işlemiş miydi? eğer işlediyse burada irade nerede? çünkü onun yaptığı bu davranışları o kendi isteğiyle yapmıyor beyninin yapısından dolayı yapıyor.

    -

    -

    -

    ---allah din uğruna onca acıya göz mü yumuyor?---

    dünyada tecavüz, cinayet,yaralama, açlık gibi bir çok kötü şey var. peki allah sırf bu islam dini için ve ''nasıl olsa herkes ahirette cezasını çekecek'' mantığıyla onca acıya göz mü yumuyor? kudretli ve yeri geldiğinde kötülük yapanları bile bağışlayan allah masum kadınların taciz edilmesine nasıl göz yumuyor?

    -

    -

    -

    ---intihar eden müslüman vs huzurlu yaşayıp ölen müslüman---

    elimizde iki müslüman olsun. bir tanesi doğmuş ve doğduğundan beri türlü türlü zorluk çekmiş olsun. ve bu zorluklara dayanamayıp intihar etmiş olsun.

    diğeri de doğduğundan beri fazla sıkıntı çekmemiş huzurlu bir hayat yaşamış ve cennetlik bir mümin olsun.

    intihar eden adam islama göre kendi canına kıydığı için cehenneme gidecek. diğeri de muhtemelen cennete gidecek.
    buna göre neden intihar eden adamın test edildiği zorluklarla diğer huzurlu adam test edilmedi? neden bazı insanlar çok güzel bir şekilde hayata gelip huzurlu yaşayıp ölüyor? neden diğerleri kadar sınava tabii tutulmuyor?
    şimdi birileri gelip ''ama herkesin iradesi, psikolojisi ve dayanma gücü farklı'' diyecek. peki öyleyse neden allah herkesi iradesi, psikolojisi ve dayanma gücü eşit olacak şekilde yaratmadı?

    -

    -

    -

    ---dölde ki sperm israfı---

    neden dölde milyonlarca sperm bulunur? allah döle sadece bir sperm koyup, o spermi yumurtaya eriştirebilecek nitelikte yaratamaz mıydı? neden boşu boşuna israf olan o diğer milyonlarca spermi yarattı? spermin yumurtaya erişmesinden emin olmak için her ihtimale karşı mı yarattı o diğer milyonlarca spermi? ne olur ne olmaz diye mi? eğer bunu yapabilecek kudrette ise, sadece bir tane ve yumurtaya kendi başına ulaşabilecek sadece bir sperm yaratabilirdi. neden yaratmadı?

    -

    -

    -

    ---namazın 50 vakit'ten 5 vakite indirilmesi---

    zamanında namaz 50 vakitmiş. sonrasında bu 50 vakit namazın çokluğundan dem vuran müslümanlar muhammed'e bu durumu bildirmiş. muhammed'de laf arasında allaha söylemiş bu durumu. ve allah 50 vakit namazın 5 vakite indirilmesine karar vermiş.

    peki soru şu; madem allah namazı 50 vakitten, 5 vakite indirecekti, neden en baştan bunu 5 vakit olarak emretmedi?

    -

    -

    -

    evet arkadaşlar bunun gibi daha şu an aklıma gelmeyen bir çok şey var. ben islama inandığım dönemde islama inanmamın en büyük nedenlerinden biri büyü idi. akrabalarımın bana büyülerle ilgili yaşadıkları ve anlattıkları şeyler. kendi kendime ''demek ki büyü gerçekten var, demek allah büyü yapmayı bu yüzden günah kılmış'' derdim. çünkü islam ülkelerinde büyüyen insanlar için büyü ile islam aslında bir nevi bir tutulur. ancak büyü kavramınıda incelersek aslında büyü denen şeyin islamla ilgili olmadığını neredeyse tüm kültürlerde olduğunu, afrikada bile islama inanmayan kişiler tarafından çokça yapıldığını görürüz. yani aslında büyüye o gücü veren şey islam ile alakalı değil o tamamen kendi dalında incelenmesi gereken farklı bir konu.

    bu din konusu maalesef beni çok yoran ve umutsuzlaştıran bir konu. nedeni;

    osmanlı imparatorluğu çok büyük bir imparatorluk idi. ancak o zamanlarda bizim gelişmemizi sağlayan ve yeni icatlar çıkaran çoğu bilim adamını ve düşünürü ''şeytan'' olduğu için ve yaptıkları şeylere ''şeytan icadı'' diyerek idam ettiler. sırf batı ülkeleri hristyan olduğu için onların yaptığı icatları kabul etmedik. mesela matbaa bize çok sonradan geldi. batının yaptığı ve yapmakta olduğu bir çok icadı ve yeniliği takip etmediğimiz için osmanlı imparatorluğu çökme noktasına geldi ve sonunda çöktü.

    kim bilir osmanlı eğer islam ile tanışmamış olsaydı, osmanlı ne kadar güçlü bir devlet olurdu. belki hala şu ana kadar güçlü bir şekilde gelecekti.
    ---irademizi aslında bizim kontrol edemememiz---

    islama göre yaptığımız tüm seçimlerden, söylediğimiz tüm sözlerden biz sorumluyuz. ve hepsinin cezası var.

    ama bir insan iradesini ne kadar kontrol edebilir? neredeyse hiç.
    çünkü, bizim davranışlarımız, ilişkilerimiz, hareketlerimiz ve konuşma tarzımız gibi şeyler tamamen beynimizin yapısı ile alakalı. yani beynimizdeki lobların, hormonların çalışma prensibi bizim karakterimizi belirler. buna göre bizim aslında kendi irademiz yok. sadece beynimizin yapısı var. ve beynimizin yapısı nasılsa ona göre hareket ediyoruz.

    mesela phineas gage vakasını inceleyelim;

    ''25 yaşındaki inşaat ustası, cavendish vermont yolu boyunca kurulan yeni bir tren rayı yatağının kurulumunda çalışıyordu. görevi ise bir deliğe yerleştirilen patlayıcıları demir bir çubukla bastırarak sıkıştırmaktı. bu oldukça tehlikeli bir görevdi. bir nedenden dolayı patlayıcılar erken infilak etti ve yaklaşık 6 kiloluk demir bir çubuk havaya fırladı ve gage’in sol yanağından girip beyninden geçerek kafatasından dışarı çıktı. zavallı gage mucizevi bir şekilde hayatta kalmıştı ve bilinci halen açıktı.''

    beyninden 6 kiloluk demir bir çubuk girdi ama ölmedi. yaşamına devam etti. bir ay sonra sağlıklı yaşamına geri dönmüştü. ama bir gariplik vardı.

    ''şimdiki gage ile 1 ay önceki gage'in alakası yoktu. karakter olarak bambaşka bir adam olmuştu. çalışmasına çalışıyordu, eskisi kadar çalışkandı da. fakat davranışları ve karakteri tamamen değişmişti. algısal problemler de yaşıyordu. kendisine yardım etmek isteyenleri bile tersliyordu. sabırsız bir hal almıştı, kimseye tahammül edemiyordu. kibar, saygılı bir adam olan gage şimdi ise küfürbaz ve tahammülsüz bir adam olmuştu.''

    yazıda da söylendiği gibi gage beynine etki eden bu demir çubuk yüzünden karakteri tamamen farklı bir insan olmuştu. çünkü beynine etki eden o demir onun beyninin çalışma yapısını değiştirmişti. ve bu farklılık onun karakterine ve davranışlarına yansımıştı.

    görüldüğü gibi aslında davranışlarımız bizim irademiz altında değildir. beynimizin yapısı nasılsa ona göre davranırız.

    peki islam dinine göre phineas gage ettiği küfürlerden ve davranışlarından ötürü günah işlemiş miydi? eğer işlediyse burada irade nerede? çünkü onun yaptığı bu davranışları o kendi isteğiyle yapmıyor beyninin yapısından dolayı yapıyor.

    -

    -

    -

    ---allah din uğruna onca acıya göz mü yumuyor?---

    dünyada tecavüz, cinayet,yaralama, açlık gibi bir çok kötü şey var. peki allah sırf bu islam dini için ve ''nasıl olsa herkes ahirette cezasını çekecek'' mantığıyla onca acıya göz mü yumuyor? kudretli ve yeri geldiğinde kötülük yapanları bile bağışlayan allah masum kadınların taciz edilmesine nasıl göz yumuyor?

    -

    -

    -

    ---intihar eden müslüman vs huzurlu yaşayıp ölen müslüman---

    elimizde iki müslüman olsun. bir tanesi doğmuş ve doğduğundan beri türlü türlü zorluk çekmiş olsun. ve bu zorluklara dayanamayıp intihar etmiş olsun.

    diğeri de doğduğundan beri fazla sıkıntı çekmemiş huzurlu bir hayat yaşamış ve cennetlik bir mümin olsun.

    intihar eden adam islama göre kendi canına kıydığı için cehenneme gidecek. diğeri de muhtemelen cennete gidecek.
    buna göre neden intihar eden adamın test edildiği zorluklarla diğer huzurlu adam test edilmedi? neden bazı insanlar çok güzel bir şekilde hayata gelip huzurlu yaşayıp ölüyor? neden diğerleri kadar sınava tabii tutulmuyor?
    şimdi birileri gelip ''ama herkesin iradesi, psikolojisi ve dayanma gücü farklı'' diyecek. peki öyleyse neden allah herkesi iradesi, psikolojisi ve dayanma gücü eşit olacak şekilde yaratmadı?

    -

    -

    -

    ---dölde ki sperm israfı---

    neden dölde milyonlarca sperm bulunur? allah döle sadece bir sperm koyup, o spermi yumurtaya eriştirebilecek nitelikte yaratamaz mıydı? neden boşu boşuna israf olan o diğer milyonlarca spermi yarattı? spermin yumurtaya erişmesinden emin olmak için her ihtimale karşı mı yarattı o diğer milyonlarca spermi? ne olur ne olmaz diye mi? eğer bunu yapabilecek kudrette ise, sadece bir tane ve yumurtaya kendi başına ulaşabilecek sadece bir sperm yaratabilirdi. neden yaratmadı?

    -

    -

    -

    ---namazın 50 vakit'ten 5 vakite indirilmesi---

    zamanında namaz 50 vakitmiş. sonrasında bu 50 vakit namazın çokluğundan dem vuran müslümanlar muhammed'e bu durumu bildirmiş. muhammed'de laf arasında allaha söylemiş bu durumu. ve allah 50 vakit namazın 5 vakite indirilmesine karar vermiş.

    peki soru şu; madem allah namazı 50 vakitten, 5 vakite indirecekti, neden en baştan bunu 5 vakit olarak emretmedi?

    -

    -

    -

    evet arkadaşlar bunun gibi daha şu an aklıma gelmeyen bir çok şey var. ben islama inandığım dönemde islama inanmamın en büyük nedenlerinden biri büyü idi. akrabalarımın bana büyülerle ilgili yaşadıkları ve anlattıkları şeyler. kendi kendime ''demek ki büyü gerçekten var, demek allah büyü yapmayı bu yüzden günah kılmış'' derdim. çünkü islam ülkelerinde büyüyen insanlar için büyü ile islam aslında bir nevi bir tutulur. ancak büyü kavramınıda incelersek aslında büyü denen şeyin islamla ilgili olmadığını neredeyse tüm kültürlerde olduğunu, afrikada bile islama inanmayan kişiler tarafından çokça yapıldığını görürüz. yani aslında büyüye o gücü veren şey islam ile alakalı değil o tamamen kendi dalında incelenmesi gereken farklı bir konu.

    bu din konusu maalesef beni çok yoran ve umutsuzlaştıran bir konu. nedeni;

    osmanlı imparatorluğu çok büyük bir imparatorluk idi. ancak o zamanlarda bizim gelişmemizi sağlayan ve yeni icatlar çıkaran çoğu bilim adamını ve düşünürü ''şeytan'' olduğu için ve yaptıkları şeylere ''şeytan icadı'' diyerek idam ettiler. sırf batı ülkeleri hristyan olduğu için onların yaptığı icatları kabul etmedik. mesela matbaa bize çok sonradan geldi. batının yaptığı ve yapmakta olduğu bir çok icadı ve yeniliği takip etmediğimiz için osmanlı imparatorluğu çökme noktasına geldi ve sonunda çöktü.
    "ey inanıp güvenenler, birbirinize belli bir vadeye kadar borçlandığınızda borcunuzu yazın. bir yazıcı, aranızda doğru olarak yazsın. yazıcı yazmaktan kaçınmasın, allah (bu ayette) nasıl öğretiyorsa, öyle yazsın. yazıyı borçlu yazdırsın, sahibi(rabbi) olan allah’tan çekinsin de borçtan bir şeyi eksiltmesin. borçlu; sefih,güçsüz veya söyleyip yazdıramayacak durumda ise onu velisi, doğru olarak yazdırsın. erkeklerinizden iki kişiyi de şahit tutun. iki erkek yoksa bir erkek ile iki kadın da olur. bunlar, şahitliğini kabul edeceğiniz kişilerden olsunlar. kadınlardan biri unutur veya yanılırsa,diğeri hatırlatır.şahitler çağrıldıklarında gelmezlik etmesinler.borç ister büyük ister küçük olsun,vadesi ile birlikte yazmaktan üşenmeyin.allah katında böylesi daha düzgün,şahitlik için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha uygundur.aranızda alıpverdiğiniz peşin ticaret olursa,onu yazmamanın size günahı olmaz.alım satım yaptığınızda şahit tutun.yazıcı da şahit de zarar görmesin; onlara zarar vermeniz, yoldan çıkmanız olur.allah’tan çekinerek korunun.bunu size allah öğretiyor.her şeyi bilen allah’tır."(bakara 2/282)

    burada bir kısımda ''...erkeklerinizden iki kişiyi de şahit tutun. iki erkek yoksa bir erkek ile iki kadın da olur. '' sözü geçiyor.

    ne yani 2 kadının şahitliği ancak bir erkeğin şahitliği mi ediyor?

    bu arada sizinde gözünüze çarptı mı? sürekli gösterişten uzak durun diye öğüt veren allah her ayetin sonuna ''şüphesiz allah en kudretlidir. her şeyi bilendir'' benzeri cümleleri kullanmadan edemiyor.

    -

    -

    -

    ---ayet değiştirme--

    ''bakara/ 106. herhangi bir ayetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya unutturursak, onun yerine daha hayırlısını veya onun benzerini getiririz.allah’ın her şeye kadir olduğunu bilmez misin''

    bu ayete göre madem allah geleceği biliyor ve herşeye kadir. gelecekte değiştireceği ayetleri neden en başta değiştirmiyor? yoksa allah da bizim gibi hata yapabilir mi?

    -

    -

    -

    ---allahtan gelen iyilik ve kötülük çelişkisi---

    nisa-78. kendilerine bir iyilik dokunsa “bu allah’tan” derler; başlarına bir kötülükgelince de “bu senden” derler. “hepsi allah’tandır” de. bu adamlara ne oluyor ki bir türlü laf anlamıyorlar!

    ayette iyiliğin de kötülüğün de allah’tan olduğu söyleniyorsa da yanılmayın, çünkü değiştirilmiştir:

    nisa/ 79. sana gelen her iyilik allah’tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir.

    -

    -

    -

    ---erkek menisinin çıkış yeri---

    ''o halde, insan neden yaratılmış olduğuna bir bakıversin.
    o, atılıp, dökülen bir sudan yaratılmıştır.
    o su, omurga ile göğüs kemikleri arasından çıkar.
    şüphe yok ki o, onu döndürmeye elbette güç yetirendir. (tarık suresi 5 - 8 , kurtubi tefsiri)''

    burada bahsi geçen suyun yani meninin omurga ile göğüs kemikleri arasından çıktığı yazılmış. halbuki meni testislerde üretilir. ve oradan çıkar.

    -

    -

    -

    ---orta doğu dışında yetişen meyveler---

    ortadoğuda yetişen hurma, üzüm gibi meyvelerden bahsedilirken batıda yetişenlerden hiç bahsedilmiyor. ilginç.

    -

    -

    -

    ---kalbin işlevinin beyin ile karıştırılaması---

    hacc-46 (22/hacc-46: mekke kâfirleri, hiç de yeryüzünde dolaşmadılar mı ki, bu sebeple düşünecek kalblere, işitecek kulaklara sahip olsalar. gerçek şudur ki, gözler (görmemek suretiyle) kör olmaz, fakat asıl sinelerin içindeki kalbler (ibret gözleri) kör olur.) / bekir sadak (22/hacc-46: yeryuzunde dolasmiyorlar mi ki, orada olanlari akledecek kalbleri, isitecek kulaklari olsun. ama yalniz gozler kor olmaz, fakat goguslerde olan kalbler de korlesir.)

    bu ayette ''...bu sebeple düşünecek kalblere, işitecek kulaklara sahip olsalar...'' derken kalbin, düşünce işlevi olduğundan bahsedilmiş. halbuki biz beynimiz ile düşünürüz.

    -

    -

    -

    ---yağmur ve şimşeği getirenin allah olması---

    ''ra'd-12 (13/ra'd-12: o, size korku ve ümit içinde şimşeği gösteren ve (yağmur dolu) ağır bulutları meydana getirendir.) ''

    o zamanlar için şimşek ve yağmur'un nasıl oluştuğu bilinmediği için ilginç ve garip gelebilir ama artık bilimsel olarak nasıl oluştuklarını biliyoruz.

    -

    -

    -

    ---allah’a ait olmadığı açık olan ayetler---

    aşağıdaki ayetler allah tarafından değil de bir insan veya sözde bir peygamber tarafından yazılıp indirilmiş gibi duruyor(!)

    hud-2. allah’dan başkasına kulluk etmeyin. ben size o’nun tarafından müjde vermek ve uyarmak için gönderilmiş gerçek bir peygamberim.
    şura-10. hakkında ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyin hükmü allah’a aittir. işte bu, rabbim allah’tır. yalnız o’na tevekkül ettim ve ancak o’na yöneliyorum.
    tevbe-30. yahudiler, “uzeyir allah’ın oğlu” dediler, hıristiyanlar da “mesih allah’ın oğlu”, dediler. bu onların kendi ağızlarıyla uydurdukları sözlerdir. daha önce inkara sapmış olanların sözlerine benzetiyorlar. allah onları kahretsin, nasıl da saptırıyorlar!
    zariyat-51. allah ile beraber başka bir tanrı edinmeyin. zira ben size o’nun tarafından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım.
    en’am-114. allah’tan başka bir hakem mi arayayım ki size, her muhtaç olduğunuz şeyi bildirip açıklayan kitabı, o indirmiştir. kendilerine kitap verilenler de bilirler ki o, senin rabbin tarafından gerçek olarak indirilmiş bir kitaptır; artık şüphe edenlerden olma.
    bu ayetlerden kur’an’ı yazanın muhammed olduğu açıkça belli oluyor. hitap eden allah değil, muhammed.

    -

    -

    -

    ---evlilikte peygambere tanınan ayrıcalık---

    ''ahzap-50. ey peygamber! biz bilhassa sana şunları helal kıldık: mehirlerini vermiş olduğun eşlerini, allah’ın sana ganimet olarak ihsan buyurduklarından sahip olduğun cariyeleri, amcalarının kızlarından, halalarının kızlarından, dayılarının kızlarından, teyzelerinin kızlarından seninle beraber hicret etmiş olanları, bir de mümin bir kadın kendini peygambere hibe ederse, peygamber nikah etmek istediği takdirde, onu başka müminlere değil de sadece sana mahsus olmak üzere helal kıldık. onlara eşleri ve cariyeleri hakkında neyi farz kıldığımızı biliyoruz. bunlar sana hiçbir darlık olmaması içindir. allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.''

    neden peygambere bu ayrıcalıklar tanınmış. o dünyaya dini yaymak için mi gönderildi yoksa birden fazla kadınla sürekli beraber olması için mi gönderildi?

    ayrıca profesörümüzün 5000'le 5'i çarpıp 10.000 bulmasıda gülmekten altıma sıçmama sebep olmuş. neyse devamı geliyor.
    0 ...