şunu unutmamak gerekiyor; değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.
o yüzden bir müzik türünü ele almadan önce dönemin tüm sosyolojik, tarihsel, fiziksel olgularını da ele almak gerekiyor.
baby boomers ürünü amerikan çocuklarının flower power ya da vietnam savaş karşıtı hippi'lerin ışık tuttuğu karştlıklar tam da rock müziğine çanak tutacak düzeydeydi.
isyan, haykırış, yakarış, varoluş sancıları vb.. blues ve caz'ın isyanıyla evrimleşmiş bir kamyon şöförünün* rock'n roll' uyla vucut buldu.
eğitim karşıtlığı, iktidar karşıtlığı, aile karşıtlığı gibi uyuşturucu ve alkolle yıkanan gençleri elleri havada sevişmeye itti ve savaşma seviş mottosuyla birbirimizi düzerek 1970 yılına giriş yaptık.
kapitalizmin vahşileşmesiyle birlikte 70' lerden 80' e hair rock olarak evrimleşen protest rock artk kot pantolondan penisi gözüken rock starlara yerini bırakmştı:
bu arada para, insanları biraz daha yatıştırmakta ve konformize doğru yelken açmasına neden oluyordu. modern "birey" artık sitcom'larla gülüyor ve kendini birer rock star olarak hayal ederken andy warol' un "bir gün herkes 15 dakikalığına ünlü olacak" söylemiyle bireysel bakmına, götün memenin metalaşmasına ki hippi döneminin tam tersi bir durum yaşanmaktaydı; çünkü hippi ve çiçek çocukları çıplaklığı ile "o" metayı duvarla örmüş bulunuyordu..
vol:2 devam edecek.. az biraz bira-sigara arası.
devam..
80' ler rock'ına geri dönecek olursak en büyük kırılmalar bu dönemde yaşanıyordu. grupların hiçbir zaman "bu" derece şöhretlikleri onların egolarını okşamamıştı. serseri bir hayat biçimi, elde viski şişeleri, kucakta kadınlarla motley crue, van halen, bon jovi, poison, white lion, whitesnake, def leppard amerikan kanallarında boy gösteriyor, bu hayata adanmış milyonlarca kişi de bu hayalin peşinden gidiyordu.
başarısız 100.000'lerce albüm denemesi yapan yeniyetme gruplar hüsrana uğruyor, plak sektörü altın dönemini yaşıyordu. milyonlarca dolar bu sektörde dönüyordu ve mtv ulaşamayacağınız hayatları pompalamaya devam ediyordu.
neden led zeppelin, deep purple, pink floyd, beatles gibi "head" gruplar bu kervana katılmadı gibi bir soru sorulabilir bu noktada..
bu grupların da egoları, groupie' leri, alkolleri ya da uyuşturucuları vardı elbette. ancak en önemli ayraç bu noktada üretim noktalarını hep "pik" seviyesinde tutmalarıydı. günlük tüketim malzemesi üretmiyorlardı. vokalleri pantolonuna patlıcan koyup çığlık atmıyordu gerçek dertleri vardı. beatles rock müziğinin armonisine takla attırırken, pink floyd endüstriyel müziğe meydan okuyor ve spiritüel bağlamda bestelerini rühani bir boyuta taşıyordu. deep purple ve led zeppelin enstrüman noktasında "virtüözite" sınırlarında dolaşmaktaydılar. modern rock müziğinin tüm argümanlarını yazıyorlardı.
90'lara guns'n roses furyasıyla girilirken , metallica "load" albümüyle sönükleşen piyasayı tekrar harkete geçirse de aslında 80' lerin şaşaası bitmek üzereydi. ..