bebekler iyi kalpli mi doğar

entry13 galeri
    6.
  1. Doğan her çocuk masumdur ve islam fıtratı üzere doğar. Elbetteki kalbi ruhu vicdanı olduğu gibi hayvani nefsi de vardır ve nefs daima kötülüğü emreder. lakin büluğa erene dek aklı tam kapasite çalışmadığı için mevcut az olan melekesine (meleklerin vasıtası ve yönlendirmesi) uygun hareket eder, iyilik ve kötülük kalplerinde eşit olsa da, şayet dıştan bir yönlendirme yoksa, kendi haline bırakılırsa, iyi olan davranışı tercih eder çocuklar. Elbetteki hüküm olarak masum olsa da bazılarının ileriye dönük şerri, çocukken de üzerinde görünür izler taşır. Bu cümleden olmak üzere Bazıları kötü davranabilir. Bu, O an onun hangi tarafa vurgu yaptığına bağlı. Yani Kötülüğünün fazla olduğuna delil değil. Nefsi ve menfi hareketleri komple kötü olduğunu da göstermez. Bu yine bir tercihtir. Büyüdüğünde kötülük ve suç işleyen biri çocukluğunda Hiç belirti göstermeyebilir de. Çünkü tüm suçluların çocuklukları sorunlu değildir. Normalde Bunu kimse önceden bilemez. Ayrıca dıştan kasıtlı bir müdahale ve kaşıma neticesi normal çocukların da bazılarında görülebilecek kötülük ölçü olamaz. insan evladı sonuçta bu normal. Fakat bu genel kriter değildir. Evet geneli itibariyle çocuk fıtratı temiz masum ve işlenmemiş bir cevherdir ve iyiliğe daha yakındır diyebiliriz. Temeli ve yetiştirilme tarzı belirleyici etkendir. Fakat kötülüğü meşrulaştırma nefsaniyeti hakim kılma ve bunun çocukken insan doğasından geldiği iddiası iftirası ve gayreti içerisinde bulunan hain ve art niyetli bazı insanların tuzak deneyleri ile ispatlamaya çalıştığı gibi salt kötülük adına kodlanmış ve programlanmış ve öyle doğmuş değildir çocuklar..

    --spoiler--
    “Her doğan, islâm fıtratı üzerine doğar. Sonra, anne-babası onu Hristiyan, Yahudi veya Mecusi yapar.”(1)

    (1) bk. Buhârî, Cenâiz 92; Ebû Dâvut, Sünne 17; Tirmizî, Kader 5.

    Bu hadisteki temel mesaj, islâm fıtratı üzere doğan yavruları batıl inançların, menfi ideolojilerin yahut sefahat odaklarının eline düşmekten koruma konusunda anne babaya düşen büyük görevi ve sorumluluğu ihtar etmektir.

    Her insan yaratılış itibariyle lekesiz, tertemiz, iman ve islâm'a en müsait bir hüviyette doğar. Lakin insanın başta ailesi olmak üzere çevresi ve bulunduğu muhit o temiz ve lekesiz fıtratı şekillendirmeye başlar. Yani insanın ilk fıtratı yazılmaya müsait bembeyaz bir kağıt gibidir.

    Her insanın doğuştan gelen elbette belli bir programı belli bir kabiliyeti belli bir potansiyel yeteneği vardır. Bu kuvve ve potansiyel hâlinde bulunan yeteneklerin ilim, eğitim ve terbiye gibi şeyler ile inkişaf ettirilmesi gerekiyor.

    Lakin her insan doğuştan deha ve üstün yetenekli demek yanlış bir bakış açısıdır. Üstün yetenek ve deha gibi şeyler, sadece eğitim ve öğretim ile elde edilen yetenekler değildirler. Bazı insanların fıtratına deha ve üstün yetenekler konulmuştur ve bunlar eğitim ve öğretim ile geliştirilirler demek daha doğru bir bakış açısıdır.

    Mesela, Hazreti Bilal (ra) deha değildi vasat bir insandı, ama iman ve sebatı ile büyük bir insan olabildi. Ebucehil deha derecesinde bir insandı, ama Hazreti Bilal (ra)’in ayağına toprak bile olamadı. Demek gerçek değer ve üstünlük, mümin ve ahlaklı bir insan olmaktan geçiyor.

    https://sorularlarisale.c...tansiyeli-ile-mi-dogar-bu
    --spoiler--
    1 ...