olayın kısır döngünün dışında ele alınıp değerlendirilmesi gerektiğini,sosyolojik,tarihsel ve psikolojik olarak bir tahlile tabi tutulması gerektiğini yazan yazarların sosyoloji anlayışlarını ibni haldun görmüş olsaydı muhtemelen kahrından ölürdü.ki kendisi sosyoloji biliminin kurucusu olarak kabul edilir.
tahlil olarak yazılanlar hemen hemen herkesin netten kolayca ulaşıp,copy-paste etkinliği yapmasıyla sözlüğe eklenebilecek verilerdir,ama bir olayın sosyolojik karakteristiği bu şekilde irdelenmez. hakim inanç olan sünni inanışının,kendinden başka azınlıklar üzerindeki politikaları ortaya dökülmeden,diğer inanışları ötekileştirme etkinlikleri tahlil edilmeden sosyolojik bir tahlil yapmak mümkün değildir. hakim olan ideolojinin yüzyıllardır alevi kültürüne dair politikaları bilinmektedir,osmanlı döneminde başlayıp,günümüz türkiyesine kadar devam eden sayısız katliamın öznesi olmuş bir kültürü,kendi tek tipleştirme asimilasyonuna uygun hale getirmek için çabalayanların karakteristiği açımlanmadan bir tahlil yapmak mümkün değildir. yavuz sultan selim dönemindeki katliamlar ve gazi katliamı arasındaki süreçte hakim ideolojinin sırtını yaslamış olduğu paradigmada en ufak bir değişiklik olmamıştır, bu paradigma alevi kültürünü devamlı bir asimilasyon politikasının içine dahil etmeye çalışmıştır,bu asimilasyon politikasının türlü türlü olguları vardır,fakat katliamlar sürecini minimalize bir şekilde ele alma çabası olarak sadece maraş katliamını değerlendirecek olursak,aynı zihniyet tam teşekküllü bir şekilde maraşta kendini göstermiştir. deniliyorki alevi-sünniler arasında bir çatışma yaratılmaya çalışılmıştır; bu çatışma yeni olan birşey değildir,yüzyıllardır çocuklarını aleviler mum söndü yapıyorlar,alevilerin hepsi ensesttir,yıkanmazlar,yaptıkları yemekler yenilmez,5 alevi öldürenin yeri cennettir...vs..şeklindeki mottolarla yetiştirmiş bir zihniyetin büyüyen çocuklarının maruz kaldıkları yetiştirilme tarzının etkisiyle alevileri düşman olarak görmeleri devletin sistemli bir politikasıdır,bu anlamda maraş katliamına katılan faşist ve yobaz sürüsünün alevileri katletme düşüncesi sinemanın bombalanması esnasında ortaya çıkmış bir düşünce değil,daha çocukluklarıyla birlikte onların kafalarına kodlanmış bir ön yargıdır,ve nedense bu ön yargının sonucunda katledilen alevi kültürü olmuştur.
alevi kültürü hiçbir zaman güce biat etmemiş,zorla müslümanlaştırılmaya karşı çıkmış,kendi kültürünün asimilasyona uğramasına engel olmaya çalışmıştır,bu engel olma karşısında sistem boş durmamış ve sistematik katliamlşar yapmıştır,ve bu katliamları yaparken katliamı yapacak kişileri bulma konusunda hiçbir zorluk yaşamamıştır,çocukluğundan itibaren bunun için yetiştirilen ,faşist ve yobazlardan oluşan hazır bir ordu ile bunu eyleme geçirmiştir.
maraş katliamını meşrulaştırma gayretindeki zihniyete şunlarıda sormak gerekir; aleviler evlerini ya da köylerini basmışlar mıdır,alevilerden yönelik bir katliama maruz kalmışlar mıdır,aleviler tarafından yapılmış tek bir katliam örneği verebilecekler midir...
alevi katliamlarının nedeni belldir,aleviler gücün yanında olmak yerine halkın ve emekçinin yanında saf tutmayı seçmişlerdir,bu seçim onları kompradorların gözünde katli vacip kişiler olarak görmeye yol açmıştır.bu anlamda olayı sosyolojik,tarihsel ve psikolojik boyutlarıyla değerlendireceğim derken komikleşmemek gerekmektedir.