ing.
a) göstermek/vermek.
b) teşhir etmek, göstermek, arzetmek.
to hold someone up to ridicule: sözleriyle birini küçük düşürmek.
(c) engellemek, geciktirmek, durdurmak.
(e) desteklemek, yardım etmek, yardımda bulunmak,
(f) durdurmak,
(g) devam etmek, (durumunu /mevkiini) korumak/sürdürmek.
(h) dayanmak, mukavemet etmek,
(i) sükûnetini/metanetini korumak, cesaretini kaybetmemek.
(j) gerçeğe uymak, doğruluğu anlaşılmak.