şizofreni

entry535 galeri video7
    484.
  1. açılın... şizofren bir akrabası olan veya psikoloji okuyan iyi okusun.

    yıllar önce amerika'dayken her gün düzenli ot kullanıyordum. zaten anne tarafından gelen bir "extra" dopamin var... üstüne valide şizofreni tedavisi görmüştü. ki doktorlar bunu öğrenince hemen 50-50 ye sokar sizi... neyse...

    düşünün ki... bir tiyatroda 4. murat rolünüz var... kendinizi de o role iyice kaptırmışsınız... birisi tiyatro binasını üstünüzde vinçle çekip kaldırmış... ve siz hayatınıza dışarıda devam ediyorsunuz. beyni çok ama çok yoran bir şey çünkü karşınızdaki insanlar ne derse desin hem kendi kişiliğiniz hem de 4. murat halinizle yorumluyorsunuz her şeyi.

    ikinicisi... (geçmişini zikeyim kimse bize halisünasyon denen şeyin "ses" de olabileceğini söylemedi. mesela alkolik olunca duvarlarda börtü böcek görmek olarak öğrettiler yıllarca).
    sesli halüsinasyon sizi hep ikilemde bırakır... sorgulama mekanizmanız hala çalışıyor çünkü ve ben de onlarca defa sorguladım ulan bu gerçek mi, değil mi veya gerçek olabilir mi diye.
    senaryonuza göre sizinle konuşan bir ağaç da olabilir... tanrı da... veya uzaklardan bir gezegenden bir uzaylı da.
    ama sorun şu: o ses sizi ikna eder.
    ve siz hala ikilemde kalırsınız. ikna eder... ağaç bile olsa size der ki... aslında bu insanların hepsinde vardı ama kaybettiler... ama sen duyabiliyorsun.
    tanrı ise der ki sen farklısın... seçilmişsin... yüreğin temiz vs. uzaylı der ki frekans der... algı der... yeti der... ama o ses sizi ikna eder.

    peki olayın aslı ne? : hani hepinizin içinde bir "iç ses" vardır ya... birşey görür içinizden bir şey dersiniz... ki bu yine sizsinizdir. hah işte "o sesi muhatap almanızdır" şizofreni.

    ha klasik okullarda veya kitaplarda öğretilen şudur: mal... bir hayal dünyası var onda yaşayan kişidir diye.

    insan beyninin ne denli dehşet bir mekanizmaya sahip olduğunu görüp hayran olmuştum sonradan geçmişe dönüp baktığımda.
    düşünün bir adamı yıllarca ingilizce dinlemişsiniz. türkçe konuşuyor sizle ama sesindeki en ufak tınıya kırılmaya kadar aynı.
    babanızı duyuyorsunuz... aklınıza babanızın konuşmasını getirin desem size... silik bir şeydir normal insanınki... bunda o ses tınısı, kırılması bire bir aynı lan... yok böyle bir şey. ve bildiğin yanında konuşuyormuşcasına net ve aynı.
    hadi bunu da geçtim... ses diyelim dışardan geliyor ve siz kapıdan geçiyorsunuz... o ses alçalıp yükseliyor.

    doktorlar dahil şu deneyimlerin aynısını yaşatabilsen 100 insana... emin olun yarıdan fazlasını yenik düşer... hani babam nerde demin konuşuyordu arkamda falan diye.

    bu olay zekiliğe falan hiç bakmıyor bilesiniz.
    beyninize yenik düşüyorsunuz.

    ha ne zaman boka sarıyor iş? :
    dedim ya diyelim 4. murat gibi hayatta yaşıyorsunuz...beyniniz her şeyi hem siz gibi hem 4. murat gibi algılıyor... senaryonuz bir müddet 50-50 gider. senaryonuz ne zaman boka sararsa paranoitlik falan orada başlar. beyin artık kaldıramaz o çözümlemeyi hesaplamayı her şeyi 2 gözden görmeyi.

    ben finalde artık senaryolar sıçmıştı... paranoid hale gelmişti dışardan bakınca durum. kendim polis çağırsınlar istedim kendimi bir yere kapatım. polis ve ambulans birlikte gelmişti... eller kelepçeli.

    rehabilitasyonda doktorlar konuşurken bile halisünasyonlar hala vardı ve kimi cevaplarımı hala 2 türlü gözden veriyordum.

    ha nasıl iyileştim derseniz... cidden kendi kendimle konuşmuş olduğumu fark edince.
    üzülmüştüm lan... hem yitirdiğim şeye hem de kendi halime.
    bunu fark ettikten sonra evet sesler hala devam etti ama artık bastırabiliyordum.
    "muhatap almayı bırakmıştım"... sonrasında ot komple kesilince bir kaç içinde dopamin seviyem normale de dönünce kalmadı bir şey.
    beyni o kadar yoran bir şeymiş ki... geçtikten sonra beynim dingin bir haldeyken kendimi ilk gördüğümde dünya varmış dedim... huzur buymuş dedim.

    evet bu denli bir deneyimi yaşamak için 1 milyon dolarım olsa verirdim. ama şunu da söyleyeyim kimi geri zekalılara adı mı artistik geliyor nedir bir özenti var... özenilecek bir şey de değil.

    farz edin ki... ot kullanmadan bir bir ot tribine girmişsiniz ve çıkamıyorsunuz. çünkü çıkamayadabilirsiniz. çıkmazsanız o beyin gün gelir iflas eder.

    gelelim ilaçlara... şimdi eyyorlayanlar olacak biliyorum. ilaç sadece sizi mallaştırır. bildiğin mallaştırır. 48 saattir uyumamış gibi gezersin ortada. niyet senin düşünmeni önlemektir... bir yandan da dopamin seviyeni normale çekmek.
    dopamin seviyen düşse de sen o ikinci gerçekliğin farkında değilsen iyileşmen zordur.

    peki diyelim yarın bir gün bir çocuğum şizofren olsa ne yaparım?
    (kendi adıma konuşuyorum... bir doktora götürmem... çünkü bire bir tecrübemden dolayı...ama siz götürmemezlik etmeyin. ki kimi hastalar yaşadıklarının sadece "kendi ile konuşmak" olduğunu belki o şekilde üzerinde düşünür ve idrak eder.)

    öncelikle neredeyse vegana yakın bir beslenme uygularım. ve hatta ikna edebilirsem (zorla değil olmaz) 3 ile 15 gün arası "su orucu"na sokarım. açlıktan kimse bu kadar kısa sürede ölmez. ama 3-4 günden sonra vücut ve beyin kendisine bir nevi reset atar. organların işleyişine de salgısına da vs. ki youtube da var... zamanında rusların bilimsel bir şekilde bu işin peşine düşüp %40-60 arası sırf bu yöntemle sonuç aldığı.

    mümkünse de ortamın tamamen değişeceği bir yere... ortam değişikliği... tatil değil.
    ve ufaktan ufaktan...diyelim çocuğumu anlayaraktan konuşup, küçük küçük yaşadığının aslında ne olduğunu aklına sokmaya çalışırım. "lan mal kendi kendine konuşuyorsun" dersen... %1milyon emin olun ki... o halüsinsyon ses çok agresif bir tepki verecektir şizofren kişi içinde... ve size karşı ondan sonrasında hep agresif olacaktır.

    ve dopamini yükseltecek ne varsa kafein vs kesmek.

    beyninizin size, fark etmeden, istemeden oynadığı, kimsenin yapamayacağı bir trollük yaptığı bir şeydir şizofreni.
    1 ...