turgut uyar

entry1193 galeri video7 ses1
    1149.
  1. bir sessiz geceden turnam

    (...)

    Sen olsan ne yapardın Turnam
    Bir sandala atlamış denize açılmışsın
    Yanında ne pusula, ne aş, ne azık
    işte karşında Dübbü Ekber, solunda Demirkazık
    Salkımsaçak bulutlar, delibozuk dalgalar.
    Bütün rahatlıkları sahilde bırakmışsın
    Mor rüyalar asmalarda, pembeleri yatakta
    Yola düşüp Huu demişsin, Huu işitmişsin
    Arpa boyu, çavdar boyu, minare boyu değil
    Tut ki gecelerce mısralar boyu gitmişsin..
    Bir tuzlu sahile “Ben Robenson’um” deyip
    Kemali azametle kadem basmışsın.
    Kumlarda ayağının çatlak çatlak izleri
    Garip garip ses verirmiş attığın her adım,
    Söyle Turnam, insan olsun, köpek olsun, karınca olsun
    Bir dost aramaz mısın?..

    Yürümüşün akşam olmuş tâbü tüvan kalmamış
    Boy vermeye başlamışlar yıldızlar kadir kadir.
    Issız sessiz bir bozkır, manasız çimen çiçek
    Düşün, şimdi yanında – konuşmasanız bile –
    Düşük omuzları, adım sesleri, saçları ile bir insan
    Ne denlû ısınırdı yüreciğin kimbilir?..

    Okşamak geçerdi içinden parmaklarını,
    Nefes alışını dinlemek uzun uzun.
    Sonra, meselâ: – Ahmet demek, Ne var, demesi. –
    Bozkır karangu, yol uyanık, yıldızlar uzak
    Ahmet demek, Mehmet demek, kardeşim canım demek
    Bir muhabbet ki sıcaklığına benzer yazın
    Ve cümle kanunlara kafa tutmak.
    Bu böyle devam edip gitmelidir Turnam,
    Bütün yaratılmışlara selâm salmalı, selâm almalı
    iyi günlerden, kötü yıllardan, baharlardan
    Gecelerin peşinde kaybolmuş diyarlardan..
    Alı! Şimdi şu sessiz gecemde bana:
    -Turgut, kalk gidelim.- diyen bir dost olmalı
    2 ...