üstteki dingil gerçeğin kendine uymaması durumunda gerçek olmaması gerektiğini söylüyor.
şimdi bu dingile konuyu anlaması için örnek vermeye çalışcam.
adam öldürmek ile bir çocuğun marketten şeker araklaması aynı şey değil dimi. ilki çok ağır birşey iken ikincisi de kötü olmasına rağmen kıyaslanamayacak şeyler değil mi. Her kötülük aynı derecede kötü değil çünkü. Kimisi kimisinden daha kötü...
Şimdi başka bir kıyas yapalım.
bu hayatta birçok iyilik yapsan ama bunun yanında birini de katletsen, öldürsen. yaptığın iyilik ile yaptığın kötülük kıyaslandığında birinin yaşamına son vermenin bedeli mi büyük olur yoksa sözümona yaptığın iyilikler mi. Tabi ki birini katletmek senin yapmış olduğun tüm iyiliklerin değerinden kıyaslanamayacak değerde kötü ve dehşetlidir. Ben iyilik yaptım ama diyemezsin.
Ve bir kıyas daha
peki dingilcim seni yaratanı tanımamanın, ona iftiralar atmanın, ona asi olmanın, onun elçileriyle dalga geçmenin, yalancı çıkarmaya çalışmanın adam öldürmekten daha ağır olmadığını nereden çıkarıyorsun.
bunun önemsiz olduğunu anlatmaya çalıştığın görülüyor. Peki bu sonuca seni ulaştıran kriter senin dingil aklın mıdır. Sen kimsin...
kendisine iftira atılan allaha sordun mu? Çünkü Allah tek bir kez bile olsa cinayet işleyen ebediyen cehennemde kalacak diyor ve Allaha iftira atmanın, ona asi olmanın, onu tanımamanın daha da kötü olduğunu söylüyor.
peki allaha iftira atmak, ona asi olmak, ona yok demek cinayetten daha ağır ise ve dünya hayatında yaptığın iyiliklerin yanına allaha iftira atmak gibi koca bir kötülük eklersen iyiliklerden alacağın mükafat, yaptığın kötülük için vereceğin hesabın altında kalmaz mı. bunu hesaplayamayacak kadar beyinsiz misin...